Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Ünlü Arap analizist Abdulbari Atvan, ABD’nin Suriye krizine yönelik yaklaşımındaki temel değişimi ve Suriye Devleti'nin krizdeki konumu ve rolünü resmen tanımasını, Esad’ın “ılımlı” muhaliflerinin yarı canlı bedenine vurulan son darbe olarak nitelendirdi ve Washington’un yaklaşımında yaşanan bu değişimin nedenlerini ele aldı.
Abdulbari Atvan, “Rayu-l Yavm” gazetesindeki baş makalesinde şunları yazdı: John Kerry’nin Beşşar Esad yönetimiyle müzakereye hazır olduklarına ilişkin son açıklamaları, Esad, müttefikleri ve Suriye ordusu için büyük bir hediye olduğu yer de, bu ülkenin silahlı muhalifleri ve onları destekleyen ülkeler için büyük bir tokat oldu; John Kerry bu açıklamalarla Suriye’nin “ılımlı” muhaliflerine ve onların müttefiklerine son darbeyi vurmuş oldu.
Rayu-l Yavm gazetesi editörü, “ABD’nin Suriye yönetimine ilişkin yaklaşımını değiştiren beş neden” başlıklı analizinde şu ifadelere yer verdi: Amerika Dışişleri Bakanı John Kerry, Washington’un Şam’la müzakereye hazır olduğuna ilişkin yaptığı açıklamalar, Cumhurbaşkanı Barak Obama’nın açıklamalarından sadece iki hafta sonra gelmiş olması yönüyle herkesi şaşırttı; Obama açıklamalarında, Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar Esad’ın meşruiyetini yitirdiğini ve kenara çekilmesi gerektiğini vurgulamıştı. Yine Kerry’in açıklamaları, ABD’nin Suriyeli “ılımlı” muhalifleri Türkiye ve Arabistan’da eğitip onları silahlarla mücehhez etmek için karar aldığına dair basında artarak çıkan haberlerden sonra geldi.
Amerikalı yetkililerin de tıpkı Batılı müttefikleri gibi kendi tutumlarında radikal bir değişime gitmek istediklerinde, yavaş yavaş ilerleyip önce deney ve hata aşamasına girdikleri ve ardından atağa geçtiklerini tecrübe göstermiştir. Beşşar Esad’ın Suriye çözümünün bir parçası olduğuna ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulunan Birleşmiş Milletler'in Suriye özel temsilcisi Staffan de Mistura’nın da sadece kendi tarafından konuşmadığı şüphesizdi. Daha sonra Amerika Merkezi İstihbarat Servisi (CIA) direktörü John Brennan da Dış İlişkiler Konseyi karşısında yaptığı açıklamalarla herkesi şaşırtmıştı. Bernnan, ne Amerika ne Rusya ne bölge ülkeleri ve ne de IŞİD karşıtı koalisyon, hiçbiri Suriye devletinin yada siyasi kurumlarının çökmesini istemediğini demişti. Bunlar, Beşşar Esad taraftarlarını sevindiren ve muhaliflerinin boğazındaki öldürücü bir zehir gibi olan, daha önce hiç görülmemiş açıklamalardır.
Suriye yönetimine karşı ABD’nin yaklaşımındaki bu ciddi değişimin nedenlerine gelecek olursak şu şekilde açıklamak gerekir:
1- ABD hava saldırılarının teröristleri etkisiz hale getirmede başarısız olması ve Washington tarafından desteklenen “Hazm” hareketi gibi “ılımlı” muhalif gurupların dağılması ve yenilgiyi itiraf etmeleri. Hazm militanları direkt Batı'dan silah alıyorlardı ve en son El Nusra Cephesi’yle girdiği çatışmalarda mağlup oldu.
2- Suriye ordusunun geçen dört yıl boyunca direnmesi ve şartların muhaliflerin lehine ilerlemesi hususundaki ümitsizlik nedeniyle Şam yönetiminin içerde ve dışarıda aldığı desteklerin artması. Suriye halkı, ABD ve müttefiklerinin tuzağına maruz kaldıklarını her zamankinden daha çok hissediyorlar. Bu mesele, onlardan binlercesinin ülkelerine geri dönmelerinde kendini göstermektedir.
3- Rusya, İran ve Hizbullah’ın Suriye yönetimine verdikleri sınırsız destek. Rusya, İran ve Hizbullah’ın sağladığı mali ve insani destek, yönetimin kalıcı olmasına, muhaliflerin Şam’a ve yardım koridorlarına doğru ilerlemelerinin durmasına neden olmuştur. Buda, Suriye Devleti'nin zora başvurarak yıkılmasının mümkün olmadığını göstermektedir.
4- Washington ve Arap-Batı ekseninin şu sonuca varmış olması: Suriye yönetiminin düşmesi halinde geride sadece şiddetli gerginlikler ve siyasi boşluk bırakacaktır ki kesinlikle aşırı guruplar tarafından doldurulacaktır. Bu ülkeler, Kaddafi yönetiminin düşmesi, siyasi ve askeri kurumların yok olmasından sonra Libya’da ortaya çıkan kötü durumu izleyerek ve güçlü bir alternatifin olmayışından doğan tehlikeyi görerek bu neticeye vardılar. Zira, Libya’da iki defa seçimler düzenlendi ancak hiçbiri bu ülkede güçlü bir yönetimin kurulmasıyla sonuçlanmadı. Yemen ve Irak’ta da durum kötüdür, sadece Tunus bu olumsuz durumdan istisnadır.
5- Washington’un İran’la nükleer anlaşmayı imzalamaya yakınlaşması, ekonomik yaptırımların iptaline ve hatta belki Washington, İran’ı bölgesel güç olarak kabul etmek zorunda kalabilir; ABD, İran’la anlaşırsa Şam ve Hizbullah’ın da çıkarına olacaktır.
John Kerry, Suriye yetkilileri ile müzakerelerin başlaması için belli bir zaman açıklamadı ancak söz konusu müzakerelerin gizli ve direk istihbarat kanallarından yada arabulucular yoluyla fiilen gerçekleşmiş olması da uzak değildir. Bu gerçek, IŞİD’e karşı hava saldırısında her iki tarafın arasındaki koordinasyon ve işbirliğini göstermektedir.
Suriye’nin “ılımlı” muhalifleri, yada diğer deyişle bu muhaliflerden geri kalanlar, ABD’nin yaklaşımındaki değişimi çok çabuk anladılar. Muhaliflerden iki kişinin yaptığı açıklamalarda bu mesele kendini göstermektedir. Birincisi, Suriye muhalifler ittifakının üyesi Bessam el-Melik’in açıklamalarıdır. O, yaptığı açıklamalarda gelecek ay sonlarında muhaliflerin Kahire’deki konferansında, Beşşar Esad’ın iki yıl süreyle yönetimin başında kalması ve yetkilerini geçici hükümete devretmesi, genel seçimlerin yapılması (Esad’ın da katılımıyla) ve yeni anayasanın ilam edilmesi yada 1950 anayasasına geri dönülmesi hususlarında görüşmelerin yapılacağını belirtmişti.
İkincisi, Suriye muhalifler ittifakı başkanı Halit Hoca’nın açıklamalardır. O, sözde “Suriye dostları” gurubunun “kağıt üzerinde bir ittifak” olduğunu söyleyerek Suriyeli muhalifleri eğitilmesini “mizah ve tiyatro”ya benzetti.
Suriye krizinin üzerinden geçen dört yılın ardından Beşşar Esad’ın her zamankinden daha çok güçlendiği ve kendi meşruiyetini, onun meşruiyetinde şüphe eden en başta Amerika, Türkiye, Arabistan ve Katar olmak üzere düşmanlarına karşı ispatladığı söylenebilir.
Bu satırların yazarına göre, Suriye krizi yeni bir aşamaya girmiştir. Bu aşamada, ılımlı yada aşırı muhalifler için dar ve küçük bir alan tanımlanırken yönetimin ve Suriye hamilerinin rolü gittikçe belirginleşmektedir. Tabi bu krizin bitmesi demek değildir, sadece bazı aktörlerin değişmesi anlamına gelebilir.
Suriye krizi kesinlikle uzun sürecek ve her an şaşırtıcı gelişmeler yaşanabilir. İttifakların haritası hala kapanmış değildir, kim inanırdı Suriye yönetimi dört yıl direnecek ve ABD, Şam’la müzakere için hazır olduğunu bildirecek ve İran’la nükleer anlaşma imzalamak için çabalayacak?
Suriye halkı, büyük bir hileye maruz kaldı, tarafların birçoğu kendilerinin aleyhinde tuzak kurdular. Ama onlar, ülkelerinin birliği için kanlarını vererek ağır bir bedel ödediler. Suriye milleti ilk başlarda ABD ve müttefiklerinin vaadlerine inandılar fakat çok geçmeden yanıldıklarını anladılar; şimdiye kadar, Amerika’ya sırtını vererek kazanan bir kimse görülmemiştir, hatta eğer kazanmışta olsa bu kazanım geçici ve na-payidar olmuştur.
Çev.: Mehmet Gönül