Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Erdoğan’ın Tahran ziyaretine çıkacağı bir sırada tehdit ederek tutumlarını tekrarlayıp bölgesel politikalarda şantajdan yararlanmak suretiyle İran’dan imtiyaz koparmaya çalıştığını belirten Ortadoğu uzmanı Hadi Muhammedi, “Türkiye bölge gerçeklerini tersyüz edip göstermemesi gerekir” dedi.
Ortadoğu uzmanı Hadi Muhammedi, Fars Haber Ajansı'yla yaptığı röportajda Erdoğan’ın Tahran ziyareti arefesinde İran’la ilgili dile getirdiği tevehhümlü açıklamalara tepki göstererek, “Erdoğan’ın geçtiğimiz dört yıl boyunca ülkesine ve bölgeye askeri ve güvenlik açısıdan büyük maliyetlerin dayatılmasıyla sonuçlanan birçok maceracı girişimlerde bulunduğunu” söyledi.
Erdoğan’ın politikalarını aklamak için İran’ı itham ederek kendi hatalı girişimlerinin üstünü örtme gayreti içinde olduğunu belirten Muhammedi, şöyle devam etti: En az geçtiğimiz iki yıl boyunca Erdoğan hükümeti, bölgedeki tekfirci ve aşırı guruplara silah ve mühimmat göndererek olumsuz bir rol ifa etmeyi izlemiştir.
Erdoğan bölge politikalarında Arabistan’la uyumlu hareket ediyor
Muhammedi, şunları söyledi: Erdoğan genel olarak bölgesel politikalarda Arabistan’la koordineli hareket ettiğini göstermiş oldu ve bu mesele, Yemen’de de açıkça görünmektedir.
“Yemen’deki terörist guruplara silah ve mali yardımların Türkiye ve Arabistan tarafından yapıldığını” hatırlatan Muhammedi, “fakat Yemen’deki devrimci ve halk hareketlerinin aktif hale gelmesiyle birlikte bu ülkelerin terör politikaları mağlup olmuştur” dedi.
Ortadoğu uzmanı, “Türkiye ve Arabistan’ın Yemen’de ve sonrasında yaşanacak yenilgilerinin önüne geçmek için İran’ı asılsız ithamlarla suçlamaya çalıştıklarını” söyledi.
Erdoğan’ın Suriye ve Irak’la ilgili politikalarında ısrar etmesi ve daha fazla kanın dökülmesi
Erdoğan, Suriye’deki kanlı politikalarını, Irak’ta savaş çığırtkanlığını ve IŞİD’in elini serbest bırakmayı ısrarla sürdürmekte ve terörist gurupları himaye etmeye çalışıyor. Oysa bütün dünya bu kişileri vahşi ve katil biliyor.
Yemen’de yaşananlar çok açıktır; bir tarafta Batı ve istikbar karşıtı devrimci hareketlerle müttefik olan diktatörlüğe muhalif bir devrimci halk hareketi bulunurken, diğer tarafta bölgesel diktatörlüğün hamisi, Siyonizm ve Batılı güçlerle müttefik olan Arap gericiliğine bağlı kukla bir rejim bulunmaktadır.
Türkiye’nin Arabistan’la birlikte hareket ederek gördüğü büyük stratejik kayıp Erdoğan’ın feryat etmesine neden olmuştur.
Arabistan’ın politikaları Siyonist rejimin politikalarıyla örtüşmekte ve bölgedeki direniş hareketinin karşındadır. Türkiye’nin Suudi rejimiyle ittifakı, bu ülkeyi büyük stratejik zararlara sokmasından dolayı Erdoğan’ın yüksek feryatlarına neden olmuştur.
Erdoğan’ın Tahran ziyaretine çıkacağı bir sırada tehdit ederek tutumlarını tekrarlayıp bölgesel politikalarda şantajdan yararlanmak suretiyle İran’dan imtiyaz koparmaya çalıştığını belirten Ortadoğu uzmanı Hadi Muhammedi, “Türkiye bölge gerçeklerini tersyüz etmemelidir” dedi.
Erdoğan’ın önceki Tahran ziyaretinde nezaketsiz tutumları ve fitneyi desteklemesi
Erdoğan kaç yıl önce yaptığı Tahran ziyaretinde de nezaketsiz bir kişiliğe sahip olduğunu göstererek fitne akımına destek verdi. Onun Tahran’a yaptığı resmi ziyarette ve Tebriz seferi esnasındaki aldığı terbiyeden uzak tutumları bunun bir göstergesidir.
Erdoğan’ın çıkışları, Siyonizm’in, sömürgeciliğin, istikbarın ve bölge gericiliğinin bir tezahürü olarak bilinmelidir ki onun Suriye ve Irak’ta geçen beş yıl karnesi, imparatorluk tevehhümünü yansıtmaktadır.
Erdoğan, gerçekleri tersyüz ediyor
İmparatorluk imtiyazlarını elde etmek uğruna Erdoğan hakikati görünmez kılmaya ve gerçekleri tersyüz etmeye hazırdır.
Erdoğan, Arabistan’ın Yemen’e ve Ensarullah Haraketinin mevzilerine hava saldırısını desteklemektedir. Bu ateşle oynamaktır. Bu nedenle, ülkemizin yetkilileri Türkiye Cumhurbaşkanı'n Tahran ziyareti sırasında gereken uyarıları yapmalıdırlar. Nitekim geçen birkaç yıl içinde Suriye ve Irak konusunda bu uyarılar Türk tarafına bildirilmişti.
Yemen’deki gelişmeler, dengeleri halkın ve direnişçi hareketlerin lehine değiştirdi
Mansur Hadi ve Ali Abdullah Salih, Erdoğan’ın ihvancı yönetimiyle özel ilişkiler içindeydiler. Bu nedenle, Erdoğan ABD’nin bölgesel politikalarının vitrini olarak Batılı devletlerin ve gerici Arap politikasının ilerlemesine zemin hazırlıyordu.
Yemen’deki gelişmeler kesinlikle bölgedeki denklemleri halkın, direnişçi ve devrimci hareketlerin lehine değiştirerek jeopolitik, jeostratejik ve jeoekonomik sonuçlar doğuracaktır.
ABD, İngiltere ve Siyonist rejimin himayesindeki Türkiye ve Arap giriciliğinin çabası yıkıcı bir girişimdir ki onun bedelini Türkiye ve Arabistan’ın bölge politikalarına muhalif olan halka ödenecektir.
Çev: Mehmet Gönül