Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Allah’ın adıyla
Ortadoğu halkları, ülkelerini sömüren diktatörlere karşı ayaklanmış, Yemen de bundan nasibini almış, 33 yıllık diktatör Ali Abdullah Salih iktidardan indirilmişti.
Yemen halkı fakir ve işsizlik oranının çok yüksek olduğu Arap ülkelerinden biridir. Suudi Arabistan’ın etkisi altında Yemen yönetimi, bağımsız bir irade, bağımsız bir siyaset üret(e)memekteydi. Dolayısıyla bu Yemen’in her anlamda, siyasi ve ekonomik anlamda sömürülmesine, geri bırakılmasına sebep oluyordu.
En son Mansur el-Hadi’nin Suudi yönetimi ile olan bağı, el-Kaide’ye olan desteği, bağlantıları, Yemen’i, Güney Yemen-Kuzey Yemen şeklinde ikiye bölme çabaları ayyuka çıkınca sorunu kaçmakta bulmuştu.
Yemen’deki en organize, en etkin ve en çok halk desteğine sahip olan “Ensarullah Hareketi”, Yemen halkının güvenini kazanmış ve Yemen halkının temsilciliği konumuna gelmiş bulunuyor.
Yemen’deki Ensarullah Hareketi, Yemen’de büyük bir nüfusa sahip olan Husi’lerin ağırlıkta olduğu bir hareket olarak Şii ve Sünni karaktere sahip bileşenlerden oluşmaktadır. Husi’lerin ve Ensarullah Hareketi’nin Lideri Abdulmelik el-Husi’nin Şii olması, Yemen’e düşmanlık eden, Yemen’de tefrika arzulayanların kirli propagandasını da beraberinde getirdi; halkın haklı taleplerini mezhebi bir okumaya tabi tutarak, “bu bir Şii harekettir” denilerek mahkum edilmek istendi.
Fakat Yemen’de bugüne kadar Şii-Sünni ayrışması ve çatışması dahi yaşanmış değildi. Yine bağımsız yine halka dayanan bir hareket emperyal güçlerin ve onların uzantıları vasıtasıyla kasıtlı olarak mezhebi bir okumaya tabi tutulup karalanıyordu.
Ensarullah Hareketinin en göze batan ve belki de en çok endişeye neden olan tarafı; bu hareketin Anti Siyonist-Anti Emperyalist olmasıdır. İsrail’in, Gazze’ye saldırılarında Ensarullah Hareketi Yemen’de büyük gösteriler, yürüyüşler tertiplemiş, İsrail zulmünü, katliamlarını kınamıştı..
Peki, ne oldu da Yemen, Suudi Arabistan, Mısır, Katar, BAE gibi ABD’ye uşaklık etme yarışına girmiş, onların sabık hizmetkarları olan devletlerce düşman ilan edilip ve yok edilmek üzere ittifak yapılabilen bir ülke haline geldi?
Bu sorunun cevabı var elbette. Eğer Yemen, eğer Ensarullah Hareketi İsrail’e, ABD’ye ve Emperyalist Batı’ya uşaklık etse, onların çıkarlarına yönelik bir siyasetin, tavrın içinde olmuş olsaydı asla bugün böylesi bir saldırı ve tecavüz ile karşı karşıya kalmazdı..
Çünkü biz 33 yıllık diktatör Ali Abdullah Salih yönetimi ile Suud yönetiminin, diğer körfez ülkelerinin, İsrail-ABD’nin herhangi bir sürtüşmesini görmedik. Bu da bizi şu sonuca götürür ki, Suud’u ve diğer körfez ülkelerini, İsrail ve ABD’yi rahatsız eden, onların çıkar ve menfaatlerinin aksine bir gelişme, Yemen halkının lehine bir değişim-dönüşüm yaşanmamış olsaydı, Yemen bu gün bu muameleye maruz kalmaz, bu ülkeler ile dostane(!) ilişkiler geliştirmeye devam ederdi..
Başta Suudi Arabistan ve diğer körfez ülkeleri, Irak ve Afganistan ABD tarafından işgal edilip, bir milyondan fazla insan öldürülmesini, milyonlarca insanın yaralı ve sakat kalmasını sadece seyretmişlerdi.
Yıllarca Siyonist gasıp rejim İsrail’in İşgal ve katliamları ile mazlum ve mustazaf Filistin halkı katledilip, yok edilmek isterken, nerede idi bu körfez rejimleri?
1948 yılından beri 1 milyona yakın Filistin’li, vahşi İsrail rejimi tarafından katledilmiş, 6 milyon Filistinli evlerinden, barklarından edilmiş, mülteci konumuna düşürülüp yurtlarını terk etmek zorunda bırakılıp toplama kamplarında yaşamak zorunda bırakılırken, aynı bu körfez ülkeleri nerede idi acaba?
Bütün bunlar yaşanırken, çay, kahve içmek için bir araya gelip toplanan, göstermelik bildiriler yayınlayan bu körfez rejimleri, nasıl oldu da bir başka ülkeye savaş kararı alıp uçaklarını kaldırabildiler?
Suudi rejiminin başını çektiği bu körfez ülkeleri, bozuk saatin günde iki kez doğruyu göstermesi misali, doğru bir iş yapıp bir araya gelebildiler; fakat ABD ve İsrail’i karşı değil halkı Müslüman olan bir İslam ülkesi Yemen’e karşı..
Biz yukarıdaki sorularımıza cevap ararken, Hasan Nasrallah’ın haklı sorusunu da tekrar sormak istiyorum; Filistin’li “Sünni” Müslümanları kurtarmak için, aynı uçaklarınızı neden İsrail’in üzerine göndermediniz?
Yemen ve Yemen’e yapılan bu saldırılar bir anlamda, bu körfez ülkelerinin ikiyüzlü, satılık siyasetlerinin maskesini düşürmüş, ABD ve İsrail ile nasıl bir bağlantı içerisinde olduklarını, dünya Müslümanlarının önüne şüphe götürmeyecek bir şekilde sermiştir..
Burada ülkemiz hükümeti Türkiye’ye, Tayyip Erdoğan’a ayrı bir paragraf açmak istiyorum. Daha düne kadar darbeci dediği Sisi’nin içinde bulunduğu ittifakı destekleyerek, “Yemen’e yapılan saldırılara lojistik destek veriyoruz” açıklaması yapmak, ikiyüzlü siyasetin ifşa olmasından başka bir şey değildir..
“Biz mazlumların yanındayız” sözünü slogan gibi dillerine dolayan Erdoğan ve AKP hükümeti, Suud ve ittifak ülkelerinin bombaları altında katledilen, çoluk, çocuk, genç yaşlı demeden katledilenlerin mazlum olmadıklarına nasıl hükmettiler acaba? Merak ediyoruz doğrusu
Bugüne kadar ABD ve İsrail’e hizmet etmek dışında dünya siyasetinde yer almayan, ülkelerini Krallık-Monarşi ile yöneten körfez ülkeleri ile biz laik ve demokratik ve özgürlüklerden yana bir ülkeyiz, diyen Erdoğan ve AKP’nin ne tür bir birlikteliğe sahip olduklarını? Merak ediyoruz doğrusu?
Suriye’de halkın taleplerinin yerine gelmesini isteyen Erdoğan ve AKP hükümeti, Yemen’de aynı halkın taleplerine kulaklarını neden tıkar da, ülkesine ihanet eden Suudi kuklası, el-Kaide destekçisi Mansur el-Hadi’nin yanında olma gereği hisseder? Merak ediyoruz doğrusu..
Halbuki Yemen’de yönetime müdahale eden Ensarullah Hareketi ve mensupları Şii’si ve Sünni’si ile dışarıdan gelmiş, mobil cihatçılar da değilken, hepsi de Yemen’in öz evlatları iken, neden bir yerde halkın, bir yerde yönetimlerin yanında yer alır? Merak ediyoruz doğrusu..
Bu saldırlar ile Yemen, hem Ortadoğu’daki körfez ülkelerinin hem de Türkiye Hükümetinin, Tayyip Erdoğan’ın iki yüzlü yaklaşımlarını, çıkar ve menfaat üzerine kurgulanmış ikircikli siyasetini ifşa eden bir hakikate dönüşmüştür artık..
Selam ve dua ile..
Sadık Çelik