Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Mütecavizler defalarca mümkün olduğu takdirde paraşütçüler ve piyade askerleri Yemen'in içine göndermişler ama direniş güçleri tarafından gelen hızlı ve etkileyici karşılıklar nedeniyle, Al-i Suud hanedanı da verdiği kararlarının yeniden gözden geçirmesine mecbur kalmıştır. Riyad'ın bu başarısız çabalarının yanı sıra bu ülke dışişleri bakanlığı Arap ve İslam ülkeleri içinde sürdürdüğü cinayetlerine henüz ortak bir müttefik bulamamaktadır.
Yemen krizinde Suudilere katılmaktan çekinen bazı ülkeler, aslında Suud rejiminin bu konudaki kaygılarını da arttırmış oluyor. Örneğin Pakistan yönetimi ilk başta Yemen'e saldırı konusunda Arabistan'a eşlik etmeyi reddetmesinin ardından, Riyad'ın ısrarı ve önermiş olduğu mali ve askeri destekleriyle karşı karşıya geldi. Böylece bu ülkenin askeri yetkilileri başta olmak üzere devlet adamlarını Yemen'e saldırmaya heveslendirmek ve Pakistan askerlerini bu ülkeye göndermek isteyen Al-ı Suud hanedanı karşı taraftan olumsuz sonuçlarla baş başa kaldı.
Mısır'ın darbe liderleri kendi ülkelerinde bile güçlü bir konuma sahip bulunmadıkları ve sınır dışı krizlere katılıp yatırım yapamadıkları halde, yine de Riyad bu ülkenin ordusuna güvenmiş gözüküyor. Ondan ziyade Jeneral El sisi'yi zor kararlarla karşı karşıya getiren Mısır'ın ıstıraplı durumu özellikle Sina çölünde çok vahim ve ateşli hissediliyor, öyle ki Yemen savaşına katılma onun kendi siyasi hayatını bile sonlandırabilir.
Her hâlükârda Al-Suud hanedanı kendi yaptığı bataklığın içine girme konusunda ve bu hakaret oyununu devam ettirmek için sürekli olarak Batı ve ABD tarafından teşvik edilir. Arabistan'ın hava kuvvetleri Amerika'dan aldığı istihbarat bilgilerine göre askeri operasyonlarını geniş bir biçimde Yemen'de sürdürmeye çalışır, ancak viraneye dönüştürdüğü bu bölgeler stratejik bölge olmayıp ve düşen bombalar konut alanlarını hedef alır ve böylece Yemen halkı ve diğer ülkelerin öfke ve nefretini uyandırmış olur. BM kaynakları sürekli olarak Yemen'de sivil ölülerinin sayısında artış olduğunu bildiriyor ve Riyad yönetimi almış olduğu kararların gözden geçirmesi yerine cinayetlerini hala bu ülkede devam ettiriyor.
Arabistan, Yemen cinayetlerini bundan daha fazla sürdüremez; Çünkü sınırdaki güvensizlik ve iltihaplar krizi artık Arabistan'ın Şii bölgelerinin doğusuna kadar yaymış ve ülkeyi barut ambarına dönüştürmüştür. Ülke içinde özel güçler vahşi ve öfke dolu yöntemlerle muhalifleri bastırmaya çalışıyor ancak bu güçlerin bir kaçının ölümü Elgatif ve Elavamiye gibi illerinde durumu daha da kritik bir hale getirdi. Bu nedenle Al-ı Suud hanedanı sarayından gelen uyarılar ve üstelik Beyaz Saray'ın Arabistan'ın yeni kralını bu bağlamda uyarması, durumun ciddi bir tehdit olduğunun göstergesidir.
Ülke içinde artan bu kriz Washington'u büyük kaygılara düşürmüştür. Obama verdiği bir demecinde Arap müttefiklerinin dikkatini durumu daha da iyi anlamaları konusunda konsantre olması gerektiğini söyleyerek uyardı ve en önemli tehdidin dış tehdit olmadığını ve ülke içinde halkın hükümeti kabullenmediği gençler ve sivil toplumun olduğunu kaydetti.
Açıktır ki Suud hanedanı iç gerginliğinden dolayı genel kanadın memnuniyetsizliğini bilerek, ülke içindeki itirazları bastırmak için Yemen'e saldırdı. Böylece kendi zannınca dış tehditle mücadeleyi bahane ederek, rahatça muhalifler aleyhinde ve Arabistan uyruklarına karşı baskı uygulamış olacaktır. Suud hanedanı büyük stratejik hatasına kapılarak şimdi girdiği savaşa çıkmaz oldu.
Arabistan ordusu yıpratma savaşı ve geniş operasyonları yürütmek için yeterli deneyimlere sahip değildir. Demek ki mazlum ve acı çekmiş Yemen halkının karşısında, Riyad'ın planları kazanacağı başarıları konusunda tamamen suya düşecektir ve Riyad yönetimi nihayet savaş tazminatı ödeyerek kendi cinayetlerini sonlandıracaktır. Çünkü bunu yapmadığı takdirde bir ülkede ölülerin sayısını artırarak ve viraneye dönüştürdüğü bölgeleri genişleterek, sınır ötelerinde bir halkın kine ve öfkesine neden oluyor.