10 Aralık 2016 - 18:05
Halep Özgür, Mavi Marmara Battı!

Sultan Abdülhamid’in 20 milyon altına satmadığı Filistin, 99 yıl sonra muhafazakar İslamcı torunlarının iktidarı tarafından ve onun desteklediği muhafazakar halkımız tarafından işgalci-katil İsrail’e satıldı vesselam…

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA - Lübnan Hizbullah Hareketi lider Seyyid Hasan Nasrallah’ın dediği ve söz verdiği gibi Halep özgürleşmeye başladı. Halep’in merkezindeki tekfirci militanlar ya ölüyor ya teslim oluyor ya da kaçıyor.

2012 yılından beri işgal altında olan Halep’in merkezi Suriye ordu güçleri tarafından temizleniyor. Suriye ve Rusya’dan yapılan resmi açıklamalara bakılırsa Halep’in %93’ünden fazlası hükümetin elinde. Eskiden beri bir yanlış devam ediyordu. O da Halep şehri silahlı muhalif tekfirci terör örgütünün elinde değildi. Halep’in doğu kısmı ve merkezdeki Kale bölgesi tekfirci militanların elindeydi. Halep’in 3/2’sine zaten ordu güçleri hakimdi. Çatışmalar militanlar tarafından işgal edilen bölgelerde oluyordu. Suriye ordusu sonunda büyük bir hamle yaparak onların bu egemenliğine de son verdi. Medyada sanki Halep şehri militanlarda ve ordu güçlerince kuşatılmış ve halk mağdur gibi gösteriliyor ki bu yanlış. ABD-Batı ve tekfirci dostları öyle iyi çalışıyor ve bunlara öyle destek veriliyor ki yıllarca Türkiye’de ve dünyada bu böyle anlatıldı. Ruslar halkı bombalıyor zalim Esad ise karadan şehri bombalayarak yıkıyor. Oysaki kısa bir araştırma ile bunun böyle olmadığı anlaşılabilir. Ama dinleyen kim? Halk öyle bir propaganda yağmuruna tutulmuş ki eş-dost-akrabalarımız da bundan nasibini almış…. Ve sizi Esad taraftarı şebbiha olmakla, Alevi-Şii olmakla, İrancı ve vatan-millet düşmanı olmakla suçluyor…

Yani bir yerlerden düğmeye basılıyor ve plak dönmeye başlıyor. Hep aynı müzik çalıyor. Beyinler akletmez, gözler görmez, kulaklar işitmez ve diller hakkı söylemez oluyor. Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ‘gidecek..’ dendi gitmedi. Gidecek diyen başkanlar, cumhurbaşkanları, liderler gitti ama o gitmedi. Halk desteği olmasa bu ‘zalim’ nasıl ayakta durmayı başaracak? Her türlü rahat ve demokratik ortam içinde biz bu kadar sorunlarla uğraşıp, ekonomik olarak zor günler geçirirken nasıl oluyor da ambargo altındaki, sanayi tesisleri bombalanan ve yıkılan, dünyanın birçok yerinden gelmiş tekfirci militanlar ülkenin her yerinde terör ve sabotajlar yaparken ve bu militanlara uluslararası birçok devlet ve kurumdan destek verilirken nasıl oluyor da Suriye ve Esad yıkılmadı?

Medyanın ve uluslararası Siyonist kurumların ve liderlerin açıklamalarıyla değil, akıl-mantık çerçevesinde araştırarak-sorgulayarak ve okuyarak olayları değerlendirmeli ve karar vermeliyiz. Yoksa kaş yapayım derken göz çıkarır ve başkalarının değirmenine su taşımış oluruz. Bölge ve ülkeler yandıktan sonra, halklar zulüm altında inledikten sonra son pişmanlıklarda fayda vermez. İslamı, Batıyı, bölgeyi ve ülkemizi iyi tanımak zorundayız. Yoksa oynanan oyunlar içerisinde figüran olmaktan kurtulamayız. Bunun en son örneği Mavi Marmara gemisi olayı. Nasıl ve ne için başladı fakat nasıl bitti? Kimler ne dedi, fakat bugün ne yapıyorlar?

Filistin İslamın, Müslümanların kanayan bir yarasıdır. Mavi Marmara’da bir damla bile olsa bu yangını söndürmek amacıyla yola çıkmış bir iyilik hareketidir. Fakat ülkemizdeki siyaset ve bölgedeki süreç ve Müslümanların basiretsizliği süreci tersine çevirdi.

Uluslararası sularda saldırıya uğrayan ve o sırada 9 daha sonra da 1 şehidin katılması ile 10 şehit veren Mavi Marmara maalesef Müslümanların yüz akı olması gerekirken şimdi yüz karası olmuştur. Önce İHH yapılan baskılar ve oyunlar nedeniyle ağırlığını yitirdi sonra da işgalci İsrail ile AKP iktidarı ve devlet tarafından yapılan anlaşmalar ile olayın üstü kapatıldı. Devlet vatandaşlarının hakkını korumadığı gibi yıllarca hak peşinde olan kişi ve kurumlara sorun çıkarılarak Siyonist İsrail rejiminin ülke ve yurt dışında yargılanması engellendi. İsrail hiçbir zaman özür dilemedi. Tazminatta vermedi. Hata yaptığını da kabul etmedi. Bölgede yanlış atlara oynayarak yalnızlaşan, mezhepçilik belası nedeniyle komşularıyla bile kötü olan Türkiye, yalnızlığını İsrail rejimi ile anlaşma yaparak gidermeye çalıştı. İsrail rejimi bu olayın olmasından üzgün olduğunu söyleyerek, geçiştirdi, resmi bir özür yok. Tazminat ise devlet tarafından değil, bir kurum tarafından ‘hayır’ yapılıyormuş havasında gönderildi. Ve mahkemeler bağımsız olması gerekirken, mazlumun hakkını zalimden alması gerekirken, katilden maktulün hesabı sorulması gerekirken siyaseten verilen hüküm ile dava düşürüldü. İşgalci terör rejimi İsrail ile Türkiye’nin yaptığı anlaşma öne sürülerek savcı tarafından dosya kapatıldı. Oysaki hukukun temel ilkesi, maktulün ailesi ne diyor ne istiyor diye sormak değil mi? 10 şehit Müslüman vatandaşımızın kanı yerde kaldı mı kalmadı mı? Şehit aileleri davadan vazgeçmiş değiller. Tazminatta istemiyorlar. Dava bu şartlar altında nasıl düşüyor? Buna hukukun siyasallaşması değil de ne demeliyiz? Bir söz var: “gölge etmeyin başka ihsan istemiyoruz.” AKP iktidarı nedeniyle muhafazakarlaşıp devlete bağlanan Müslümanlar, hak-batıl mücadelesinde hakkın yanında olmak yerine, adaletin peşinde koşmak yerine iktidarın nimetleri uğruna susarak devlet ne derse hak o dur demeye başladı.

Mavi Marmara bu ülkede tuzun koktuğu yerdir.

Güya İslam ve Müslümanlar adına mağdur olanlar ve adalet için yola çıkanlar oturdukları koltuğun karşılığı olarak hakla batılı birbirine katmaya başladılar. Zulmün üstü örtülürken, adalet sesleri duyulmaz oldu. Bu çağda paranın dini olmaz diyerek faizi meşrulaştıranlar iktidar hırsı ve yandaş sihirbazların da sayesinde İslamı ive Müslümanları iktidarın payandası haline getirdiler.

Ülkede bunlar olurken, devlet ve hükümet zalim Esad’ı devirmek ve zulmü önleme, Halep’teki mazlum çocuğu kurtarmak için Fırat Kalkanı Operasyonu’nu başlattı. Kendi vatandaşımızın haklı olan davasında yargılama yapmadık, dosyayı kapattık, aileleri-kurumları susturduk ama işgalci İsrail’in hedefleri ve ABD’nin bölgesel çıkarları için oluşturulan BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) kapsamında Suriye’deyiz. Gerekirse Irak’tayız, hatta Yemen’e de gideriz….

Sahi Furkan Doğan’ın kanı yerde kaldı mı kalmadı mı? Akp Milletvekili olan babası oğlunun haklı davası ve mücadelesi için ne yaptı ne yapıyor? Mavi Marmara’ya destek veren bu halkın oylarıyla iktidar olan hükümet Mavi Marmara davası hakkında ne yaptı? Devlet vatandaşını zalimden-katilden-işgalciden korumak için ne yaptı?

İşgalci Siyonist İsrail Mavi Marmara’yı batıramadı ama AKP batırdı. 10 vatandaşı şehit verdik ama başımız dikti, hükümet anlaşma ve daha sonrasında davayı kapattırarak başımızı yere eğdi. Biz Mavi Marmara ile şehit kanlarını yerde bırakmadık, aynı zamanda Filistin davasını da sattık. 20 milyon dolara Filistin satıldı.

Sultan Abdülhamid’in 20 milyon altına satmadığı Filistin, 99 yıl sonra muhafazakar İslamcı torunlarının iktidarı tarafından ve onun desteklediği muhafazakar halkımız tarafından işgalci-katil İsrail’e satıldı vesselam…

Murat Nazlı

Ekler