Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA - Allah’ın Adıyla
Bugünlerde Arap ülkeleri tarafından ciddi bir şekilde İran tehlikesi ve Şii yayılmacılık dillendirilmektedir. Buna paralel olarak Türkiye’deki sözde bazı İslamcı yazar çizerler de ümmetin birliğinden ve Şia tehlikesinden söz etmekteler. Siyasiler de Irak’ta Şia yayılmacılığının yapıldığını haykırmaktalar. Bunlar herhalde Şiiliğin Irak’tan İran’a yayıldığını bilmiyorlar.
Tarihi bilgilerini bir yoklamaları lazım. Tarih boyunca Necef ve Kerbela Şia ilim ve öğretim merkezi olmuştur. Ümmete gelince, hangi ümmet ve hangi birlik. Yani sanki muvahhit bir ümmet ve güçlü bir birlik ve dayanışma var da, İran ve Şiiler bunu bozmuşlardır. Ne zamana kadar bu sloganik söylemlerle insanımızı aldatacaklar bunlar? Bahrul Meyyitteki son Arap ligi toplantısında da bu hususa farklı şekillerde vurgular yapıldı. Bu tehlikeyi önlemek için Amerika’nın tavsiyeleri doğrultusunda, İsrail’in de sürekli olarak desteklediği ve stratejisini belirlediği Sünni Arap Paktı’nın oluşmasının da temelleri atılmış durumda. İsrail’in bölgedeki Sünni Arap ülkelerinin ve bilhassa monarşilerin güven ve istikrarına olan özen ve ihtimamı, kraldan daha kralcı kesilme misali, şayanı dikkat bir nitelik arzetmekte. Neden? Neye mukabil. Buna karşılık varlıksal tehlike kimdir. İran ve Hizbullah. Ne olursa olsun İran ve Hizbullah yani Şiiler Golan Tepeleri’ne yaklaşmamalıdırlar. Netanyahu bu konuda resmen Putin’den destek istedi ve ödünler vermeye hazır olduğunu bildirdi. İran ve Şiiler hem İsrail için hayati tehlike ve hem de Arap monarşileri için. Hikayenin gerisini sizler okuyun…
Şia tehlikesi, İsarail ile barış ve Filistin’i feda etme. Sünni Arap paktının oluşumuna sağladığı katkılara karşılık A’rapların Netanyahu’ya armağanı. Arapların Filistini ve Aksayı kurtarma derdi kalmamış ve güçleri de yoktur. Bar bar barış diyorlar. İsrail yaklaşmıyor. Yani hiç bir ödün vermek istemiyor. Bahru‘l Meyyitteki son toplantıda göstermelik olarak tekrar Arap barış planını gündeme getirdiler. Bu gündem israil ile barışı kamufüle etmek içindir. Zaten barışmışlar. Barışamasaydılar İsrail her gün filistinlilerin evlerini yıkıyor, topraklarını işgal ediyor. Seçkinlerini tasviye ediyor. Tam tersine Hamas da ve diğer direniş grupları da terör listesinde, FETÖ başkanı Abbas ta kadrosu da maaşını krallardan ve Avrupa’dan almaktalar. Onlar da göbekten uluslar arası siyonizme bağlı. Parayı veren düdüğü çalar misali. Bunlardan bir ses çıkıyor mu. Arap ülkeleri, bilhassa Lübnan ve Suriye sürekli İsrail uçaklarının tehdidi altında ve uçuşlarına sahne olmakta, bir kınama bir nota işttiniz mi? Türkiye’ye gelince şimdi İsrailin gazını Avrupa’ya pazarlamakla meşgul ve boru hattının inşası için imzaları atmayı bekliyor. Çünkü taraflar birbirlerine muhtaç. Peki ne oldu one minute ve sarfedilen hamasete. Gazze’ye gidecektik, ablukayı kadıracaktık. Gazzeliler daha şlmiyecekti v.s. İsrail değiştimi? Ne zamana kadar aldatma? Alemi İslama bu gurbetin çökmesine sebep olan sözde mucahitler, muvahhitler hilafet orduları, Şam‘ın özgürlükçüleri ve kartalları nerede, Sıra İsraile gelince hepsi güvercin oluveriyorlar. Ey akıl sahipleri biraz da olsun bu olup bitenlerden ibret alın. Aklınızı başınıza toplayın. Ne zamana kadar bu aldatmalar ve hıyanetler devem edecektir. Mümin feraset ve basiret ehli olmalı. Bu sünnet kelimesine yazık. Bunu kaldırsınlar da ne pakt kurarlarsa kursunlar.
Mevlana Rumi’nin dediği üzere:
Yüzlerce tuzak kurulmakta
Bizlerde güçsüz ama hırslı kuşlar mısali
Her gün yeni bir tuzağa takılıyoruz,
Şahin ve anka kuşu olsak dahi
Sen lütfunla bir tuzaktan kurtarıyorsun
Bizler bir diğer tuzağa yöneliyoruz.
Ey feryada ulaşan güzel yardım sahibi ( Nime‘l Muin)
Bizleri bu hile ve tuzaklardan koru.
Nasılki kominizmin çöküşünden ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra, Batı dünyası askeri, siyasi ve ekonomik hegemonyasının idamesi için yeni düşmanlara ihtiyaç duyup, bu düşmanları tehdide ve tehditleri de fırsata çevirmeye kalkıştıştıysa, aynısını yenilgi ve hıyanetlerini örtbas etmek ve kendi halklarının dikkatlerini asıl düşmandan, farazi düşmanlara çekmek için gerici ve hain Arap liderleri yapıyorlar.
Batılılar bu doğrultuda İslamo Fobiyayı(islam tehlikesi ve tehdidini) gündeme getirdi. İslamizm, Extremizm. Fanatizm. Elqaide, En-usra, İslam Devleti, Boko haram, Boko helal, Eşşebab. Ensaru Şeria v.s yüzlerce cinayet terör ve vahşet çetesini organize ettiler. Bunların hepside bu farazi düşmana ihtiyaç duyan müstekbir dünyanın yönetici çevrelerince oluşturuldu. Hem İslamı tahrip etmek ve hem de kendi insanlarını hayali bir tehlikeden korkutmak maksadıyla harekete geçirip mobilize etmek ve hem de bölgemizde istedikleri ve gerekli gördükleri dizaynı yapmak amacıyla.
Amerika’nın son tehditlerine bakın. Suriye’deki muhaliflere, Esatla değil DAEŞ’le ve kendilerince şimdilik terörist olan diğer gruplarla mucadele edin yoksa maaşları keserim. Defalarca yazılarımda Suriye başta olmak üzere, İslam ülkelerindeki bu grupların Almanlar tarafından hep “Söldner” paralı asker olarak nitelendirildiklerini yazmış ve söylemişimdir. Bunlar gerçekten hem zavallı ve hem de paralı asker. Zavalli çünkü bir çoğu cihad ettiklerine inanıyorlar. Parasını maaşını, silah ve muhimmatını da en büyük İslam düşmanından ve İslama hiyanet edenlerden alarak cihad yapamak. Büyük bir ironi!
Aynı şekilde bölgedeki monarşiler de tüm hiyanetlerini ört bas etmek, dahili bin bir çeşit sorunları bu cümleden işsizlik, gelir dağılımındaki adaletsizlik, sosyal medya sayesinde dünya ile daha yakın irtibat içerisinde olan gençliğin taleplerine cevap vermemek ve İslam adına yutturulan vehhabi ve selefi tehlikesini fark etmiş olan bir çok arap müslüman kitlenin dikkatlerini saptırmak ve mutlak bir baskı ve despotizmi uygulamak, kendi halklarına ve tüm müslümanlara yaptıkları hiyanetleri, örtbas etmek, ve halklarının dikkatlerini varlıksal bir tehdit boyutunda abartılmış bir tehlikeye çekmek için Şia fobıya ( Şia korkusu) ve İran yayılmacılığını körüklemekte ve büyük pers imparatorluğunun tesis edilmekte olduğunun altını önemle çizmekteler. Bu bağlamda gerçekten ciddi bir tehdit ve tehlike olduğu herkesçe anlaşılmış olan vehhabi ve selefi akımların Mısır’da, Suriye’de, Somali’de. Irak’ta Pakistan ve Afganistan’da her gün işledikleri cinayetlerde untturulmak isteniyor. Bu cinayetlerin içinde bir Şii Müslüman yoktur. İslamı, dini ve ahlaki değerleri, insani normları, memleketleri Kur’anın ifadesiyle hers ve nesli yakıp yıkan tehlike vehhabilik ve selefiliktir. Sünni dünyada bunların tehdit ve baskısı altında inim inim inlemekte ve büyük ölçüde faturasını ödemek durumunda kalmaktadır. Çünkü bunlar kendilerini sünnetin müdafisi olarak göstermektler.
İslamo Fobiya’nın asıl senaristleri kimler ise, Şia Fobiya’nın da asıl teorisyenleri aynı kimselerdir. Bundan zerre kadar şüpheniz olmasın. Peki neden Şia korkusu ve karşıt pakt oluşumu? Arabistan’ın başını çektiği ve kendilerine ılımlı ülkeler ( ilkelerinden vaygeçen ülkeler) denen körfez şeyhlikleri ve ürdün, sözde cihatcilara verdikleri astronomik desteklerle üç medeniyet olan, Irak, Şam ve Sana medeniyetlerini ve memleketleri harap ettiler. Libya’yı üçe böldüler. İsrail’in etrafında bulunan tüm orduları, bu fanatikler sayesinde işlevsiz hale getirdiler, Ancak hedeflerine ulaşamadılar. Müslüman milletler Arap Baharı adına şekilenen halk hareketlerinin krallıkların desteği ve selefilerin sahneye çıkışıyla hedefinden saptırıldığını ve büyük hıyanet ve tertiplerin yaşandığını farketmiş durumdalar. Türkiye’de de insanımız Suriye politikasının ne kadar yanlış olduğunu ve bunun faturasının memlekte ve hükümete çok ağır olacağını farketmiş durumda. Suriye’yi harap edenlere tekrar onarımının faturasını çıkaracaklar. Trump açıkca bunu ifade etti. Kim ne yapmışsa kayıtlarda tutulmakta, yeri ve zamanı gelince defterler açılacak ve faturalar çıkartılacaktır. Yeni bir düşman oluşturarak bu yenilgileri de unutturmaya çabalıyacaklardır. Bunlar bir yana, emir yukarıdan gelmiştir. Yeni senaryo Şii-Sünni paktlaşması.
Maddi ve manevi olarak bölgede büyük bir kıyım ve yıkınma sebebiyet veren gerici yönetim ve bağımlı ülke ve liderleri kendi hıyanet ve cinaytelerini kamufüle etmek için İslam aleminde yeni bir fitneye hazırlık yapmaktalar. Kimin emriyle Trump’ın. Sünni paktı, Trump’ın emirleri ve İsrail’in klavuzluğu ve danışmanlığı doğrultusunda şekilleniyor. Netanyahu açık bir dille Sünni Arap ülkeleri bizi düşman görmüyorlar. Gizli ve açıktan bizimle irtibat içerisindedirler. İran ve hizbullaha karşı beraber hareket etmeye davet ediyorlar, diyor. Bu Sünni paktın ilk etapta Arabistan, Mısır, Ürdün ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin katılmı ve İsrail ile yakın bir işbirliğiyle kurulması beklenmnektedir. Askeri gücünün başına da emekli genel kurumay başkanı ve Pakistan’ın eski darbeci generali ve Cumhurbaşkanı Perviz Müşerrefi getirecekler. Pakta tam uyzgun adam.
İki lider gerekli talimatları almak için Amerika’yı ziyaret edip bu yönde talimat aldılar. Veliaht Muhammed bin Selman Savunma Bakanı ve Ürdün Kralı Abdullah. Abdullah ile Sisi’nin tekrar önümüzdeki günlerde son rütüşleri yapmak için Amerika’ya gitmeleri bekleniyor. Bu Senaryonun geçekleşmesi, İslam coğrafyasında çok daha fazla kan göz yaşı, yıkım ve kıyım demektir. Arap monarşilerinin kendi, iktidarlarını korumak ve bir kaç gün daha saltanatlarını sürdürmek için her türlü zillete katlanmaya ve her türlü cinayet ve hıyaneti işlemeye hazır olduklarını bilmek lazım. Yaklaşık on gün önce Trump körfez krallarına hitaben: “Değeriniz paranızdır, paranız olmazsa hiç bir değeriniz yoktur. Öyleyse paranızı harcayın ben de güvenliğinizi temin edeyim” dedi. Hiçbir şeysiniz diyor. Ancak hiçbir şey olmadıklarına dair hiç bir itiraz ve protesto gelmiyor. Çünkü para dışında hiçbir kıymeti harbiyeleri yoktur. Kendileri de bunu biliyorlar.
Bu zalim hıyanet çetesi munafıkların hile ve tuzakları varsa Allah’ın da hayırlı bir tertip ve planı vardır. Şimdiye kadar Allah bunların planlarını bozmuş ve bundan böylede kötü planlarını kendilerine çevireceğine imanımız sonsuzdur.
Wallah huwel Mustean. Gerçek yardımcı Allah’ın kendisidir.
Burhanettin Dağ
4 Nisan 2017 - 02:03
News ID: 821772
Bugünlerde Arap ülkeleri tarafından ciddi bir şekilde İran tehlikesi ve Şii yayılmacılık dillendirilmektedir. Buna paralel olarak Türkiye’deki sözde bazı İslamcı yazar çizerler de ümmetin birliğinden ve Şia tehlikesinden söz etmekteler.