13 Kasım 2017 - 16:16
Riyad, İsrail’in yanık kartıyla kanlı kumar oynuyor

Ortadoğu gelişmeleri oyunu artık yavaş yavaş şekillenmeye başlıyor ve bu yap boz oyunun kayıp parçaları bir bir bulunarak yerini buluyor.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Ortadoğu gelişmeleri oyunu artık yavaş yavaş şekillenmeye başlıyor ve bu yap boz oyunun kayıp parçaları bir bir bulunarak yerini buluyor. Bunun en açık örneği ise Riyad ve Telaviv’in Lübnan’a yönelik askeri tehditte tam bir uyum içinde olmasıdır ki bu davranış Lübnan Hizbullah Hareketi genel sekreteri Seyyid Hasan Nasrullah’ın sert tepkisine sebep olmuş ve perde arkasında Suudilerle siyonistlerin nasıl ortaklaşa adım atmakta olduklarını ifşa etti.

Lübnan başbakanı Saad Hariri’nin baskı altında şüpheli istifasının perde arkasındaki gelişmeleri açıklayan Nasrallah, Suudilerin tehditleri ve planlarının Lübnan ile savaşmak olduğunu, bu bağlamda da Lübnan’a saldırmak için Siyonist rejimi kışkırttığını ve onlara milyarlarca dolar yardım vaadinde bulunduğunu söyledi. Nasrullah ayırca 2006 yılında da Siyonist rejimin Arabistan’ın isteği üzerine Lübnan’a saldırdığını hatta ilk günlerde Siyonist rejimin savaşı bitirmek niyetinde olduğunu fakat Suudi Arabistan’ın buna engel olduğunu belirtti.

Öte yandan Siyonist İsrail rejimi Dışişleri Bakanlığı tüm büyükelçiliklerine Hizbullah’a karşı Hariri ve Suudi Arabistan lehinde lobi faaliyetinde bulunulması emri verdi. Kudüs’ten tüm İsrail büyükeçiliklerine gönderilen mesajda Hariri’nin istifasının desteklenmesi ve bulundukları ülkelere İran tehdidinin anlatılması istendi.

Aslında İsrail-Suudi ittifakı, Telavivle Riyad arasındaki gizli görüşmelerin ifşa edilmesiyle açığa çıkmıştı ve İran ile 5+1 grubu arasındaki nükleer görüşmeler sırasında da bu işbirliği daha koordineli hale gelmiş, ancak bu yakın işbirliği nükleer görüşmelerin başarısız sonlandırılmasında başarılı olamamıştı. Şimdi ise askeri bir birliktelik içinde İslam ülkelerine karşı kendini göstermiş ve şimdiye kadar İslam dünyasının liderliği iddiasında bulunan Suudi rejimi artık İslam düşmanı işgal rejimi İsrail’in yardım ve katkısıyla bölgede yeni bir savaşı daha körüklemek ve kendi kanlı petrodolarlarını siyonistlerin Lübnan’a yönelik askeri tecavüz ve operasyonlarına harcamaya hazırlanıyor.

Elbette Telaviv bundan önce defalarca Lübnan’da yenilginin tadını tatmıştır. Bununla birlikte Riyad Tahran’ı yeni bir bölgesel savaşa girmeye kışkırtmak amacıyla siyonist İsrail rejimini Lübnan’da direnişe yönelik yeni bir saldırı başlatmaya ve kendi şansını bir kez daha denemeye teşvik edebilir.

Suudi rejimi dışişleri bakanı Adel el-Cubeyr’in geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada, Temennim o ki İran ile direkt olarak karşı karşıya gelmeyiz” yolundaki ifadesi, aslında Telaviv-Riyad ortaklığının asıl hedefinin Lübnan değil de dirket İran olduğu gerçeğini ortaya çıkarmıştır.

Tahran’ın son bölgesel kazanımları özellikle de IŞİd terör örgütünün Suriye ve Irak’ta ağır hezimete uğratılması ve giderek bu iki ülkeden silinip atılmanın eşiğine gelmesi ve İran’ın yumuşak gücü olarak değerlendirilen muhteşem milyonluk Erbain yürüyüşünün tüm İslam mezheplerine mensup insanları bir araya getirmesi Riyad’ı ve İslam düşmanlarını dehşete düşürmüştür.

“Rehin” Hariri üzerinden Lübnan, Lübnan üzerinden İran’a karşı yeni bir savaş senaryosu devreye giriyor. Ancak bu plan ters tepiyor. Hizbullah ve İran Hariri’yi destekleyen açıklamalarda bulunuyor. Hariri’in ailesi ve partidaşları bile Hariri’nin Lübnan’a dönmesi gerektiğini söylüyor. Hariri’nin müttefiki Dürzi lider Velid Canbolat bile Suudi davranışını eleştiriyor. Hariri kumpası Lübnan’da dikiş tutmuyor. Safları ayrıştırmıyor. Sünni-Şii-Dürzi gerilimi yaratmıyor. Bu atmosferde BM devreye giriyor, ABD Dışişleri Bakanı bile Lübnan’ın siyasi arzular için istikrarsızlaştırılmasına karşı beyanatlar veriyor.

Bu arada Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Salman’ın, uluslararası kamuoyuna “yolsuzlukla mücadele” olarak pazarladığı son tutuklama dalgasıyla hedeflediği şeyin, tahta giden yolda mıntıka temizliği olarak yorumlandığı bilinmektedir. ABD’nin eski Savunma Müsteşarlarından Dov Zakheim Veliaht Prens Bin Salman’ın Trump’ın damadı Jared Kuschner ve Netanyahu ile birlikte bir işler çevirmekte olduğunu düşünüyor. Zakheim, Foreign Policy dergisindeki makalesinde aynı zamanda ABD Başkanı’nın başdanışmadı da olan damat Kuschner’in daha geçenlerde Riyad’a gittiğini, Trump’ın göreve gelmesinden beri bunun üçüncü ziyaret olduğunu yazmış.
Elbette açıktır ki Tahran onların bu oyununa girmeyecek. İran İslam dünyasının birliğinin savunucusudur ve İslam ülkelerinin tüm gücünün İsrail’in yok edilmesi yönünde kullanılması gerektiğine inanmakta. Ama aynı zamanda direniş ekseninin zayıflatılması karşısında da sessiz kalınmayacağına vurgu yapmıştır. İran’ın Hizbullah ile yakın işbirliği içine girerek, tahran’da son HAMAS ve öteki Filistinli direniş örgütleri ile bir araya gelerek görüşmelerde bulunması İran’ın Şii ve Sünni hiç bir ayrım gözetmeksizin İslam dünyasının birlik ve dayanışmasına ve siyonizm karşıtı mücadelenin sürdürülmesine olan inancını göstermiştir.

Ekler