Ehlibeyt (as) Haber Ajansı ABNA - Umman Dışişleri Bakanı son 9 ayda 3 kez Tahran'a ziyarette bulunuştur.
Bu arada İran Dışişleri Bakanı Yardımcısı Seyyid Abbas Irakçi de, Pekin'deki görüşmelerinin ardından Tokyo'ya geçerek Japonya yetkilileriyle bölgesel konular ve nükleer anlaşma bağlamında istişareler yürütüyor.
Umman Dışişleri Bakanı, İranlı mevkidaşı Muhammed Cevad Zarif'in yanısıra, İslami Şura Meclisi Başkanı Ali Laricani ve Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Şemhani ile de ayrı ayrı görüştü.
Görüşmelerde ağırlıklı olarak bölgesel konular ele alındı.
İranlı yetkililer, Batı Asya bölgesinin her zamankinden ziyade barışa ihtiyaç duyulduğuna ve bölge güvenliğinin bölge ülkelerince sağlanması gerektiğine inanıyorlar. Nitekim Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Irakçi dün Tokyo'da yaptığı bir konuşmada aynı konuya vurgu yaptı.
Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani de, BM'nin bu yılki Genel Kurul Toplantısında Hürmüz Barış Planı'nı (Hormoz Peace Endeavor) tanıtarak, bu plandan amacın Fars Körfezi ve Hürmüz Boğazı bölgesinde tüm bölge ülkeleri için barış, güvenlik, istikrar ve ilerlemeyi sağlamak olduğunu deklare etti.
Bu planda bölge güvenliği için Fars Körfezi ülkeleri arasında işbirliğinin geliştirilmesi öngörülüyor.
Edinilen deneyim ve tecrübeler, bölge sorunlarının çözüm yolunun bölge içerisinden geçtiğini ve dışarıdan gelenlerin bölge için barış ve huzur getiremediğini göstermiştir. Amerikalılar 2001 yılından beri bölgede bulunuyorlar, ancak bölgede asla güvenliği sağlayamadılar.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Şemhani de dün Tahran'da Umman Dışişleri Bakanı Yusuf Bin Alevi ile görüşmesinde yaptığı açıklamalarda bu hususa değindi.
Görüşmede Şemhani, yabancıların müdahalesi ve varlığı olmaksızın, bölgesel koalisyonların bölgede sürdürülebilir güvenliğin garantörü olabileceğini belirtti.
Şemhani görüşmede, ABD'nin Fars Körfezi'nde sözde uluslararası koalisyon oluşturma çalışmalarının başarısızlığına işaretle, muhtelif savaşlara yol açıp, terörizmi yayarak bölgeyi kargaşa ve kaosa sürükleyen ülkelerin sadece kendi çıkarları peşinde olduklarını söyledi.
Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri, Yemen'de devam eden savaşa da işaretle, bu ülkedeki soykırımın sadece ABD ve İsrail gibi bölge güvenliği ve barışının düşmanlarının çıkarlarına hizmet ettiğini, Arabistan'ın Yemen'in dirençli halkının isteği karşısında teslim olarak, bölge güvenliğini ve istikrarını daha fazla tehlikeye atmaması gerektiğinin altını çizdi.
ABD, kendi çıkarını bölge ülkeleri arasında her daim gerilim ve gerginlik çıkarmakta arıyor. Ancak günümüzde bölgede ABD'nin gerilim çıkaran politika ve tavırlarına eşlik konusu, giderek zayıflamaktadır.
Bu bağlamda Bloomberg sitesi yeni analizinde şöyle yazıyor: ABD'nin desteğinden soğudukları için Fars Körfezi'nin kıyısındaki Arap ülkeleri İran ile ilişkilerinde açılım peşindeler.
Bloomgerg'e göre, Arap ülkeleri Trump'ın İran'a karşı stratejisinden uzaklaşmaktalar.
Umman Dışişleri Bakanı bu doğrultuda Tahran'daki görüşmelerinde, Tahran ile Maskat'ın bölgesel ve uluslararası meseleler ile ilgili ilkeli yaklaşımlarının birbirine çok yakın olduğuna dikkat çekerek, bölgede gerilimin Fars Körfezi ülkelerinden hiç birinin lehine olmadığını ve bunun önüne geçilmesi gerektiğini belirtti.
Bin Alevi, bölgede sürdürülebilir güvenlik için bölge ülkelerinin uzlaşmalarına ve yaşanan yanlış anlaşılmaların giderilmesine ihtiyaç olduğunu kaydetti.
Kuşkusuz İran, bölgede asla tehdit veya hegemon güç gösterisi peşinde değil.
Bu yüzden Umman Dışişleri Bakanı'nın Tahran'daki görüşme ve istişarelerini de bölge ülkelerini birbirine yakınlaştırmak için diplomatik çabalar doğrultusunda değerlendirilebilir zira bölgede ciddi bir şekilde güvenliğin sağlanmasını isteyen diğer bölge ülkelerinin teamül ve diyalog yollarını da açıyor.
..........
340