6 Şubat 2021 - 09:44
Amerika'nın Diplomasiye Dönme İddiası

ABD Başkanı Joe Biden, Dışişleri Bakanlığı'nda ülkesinin dış politikası ile ilgili yaptığı ilk konuşmasında, ABD diplomasisinin geri döndüğünden haber verdi.

Ehlibeyt (as) Haber Ajansı ABNA - Başkan Joe Biden yaptığı konuşmada Washington'un bundan sonra dünyanın her yerinde demokrasi ve insan haklarını destekleyeceğini iddia ederek şöyle dedi: "Amerika tekrar geri döndü. Diplomasi geri döndü."

ABD başkanı Joe Biden konuşmasının devamında iklim değişiklikleri,  Yemen savaşından Myanmar'daki darbeye, Rusya, Çin ve Avrupa ile ilişkilere kadar bir dizi dış politika meselesini de ele aldı.
Joe Biden'in göreve gelmesinin üzerinden daha iki hafta geçtiği için, onun yeni göreve başlayan hükümetinin dış politikasını değerlendirmek ve yargılamak mümkün değil. Bununla birlikte, Amerikan diplomasisinin yaklaşık son yarım asırlık tarihine bakıldığında, göreve başlayan hükümetlerin  değiştikçe dış politikasının değişmeyen bir takım sabit ilke ve çerçeveyi izlediği de açık ve net olarak görülmektedir. 
 Bu ilkeler ve çerçeveler, uluslararası sistem üzerinde hegemonyayı sürdürmek, Amerikan şirketlerinin ekonomik çıkarlarını güvence altına almak, Amerikan değerlerini teşvik etmek, müttefik hükümetleri desteklemek, rakip hükümetlerle rekabet etmek ve düşman hükümetlere karşı savaşmaktan ibaret olduğu belirtilebilir. 
 Diplomasi ve savaşın aynı anda yürütülmesi, ABD hükümetinin dış politikasının değişmez bir başka temel ilkesidir. Eski Amerika Demokrat başkanı Barack Obama ve Cumhuriyetçi Donald Trump yönetimlerinin karşılaştırılması, hem Obama dönemi sırasında savaş araçlarının terk edilmediği hem de Donald Trump'ın Beyaz Saray'daki görevi sırasında  bu dış siyaset ilkesinin marjinalize edilmediği görülüyor. 
Bu anlamda Biden'in "Amerika diplomasiye geri döndü" açıklaması, mevcut ABD yönetiminin savaş araçlarını terk ettiği anlamına gelmiyor ve gelmeyecektir. Geçmişteki deneyimler, ABD başkanlarının ilk günlerinde yaptıkları konuşmalarda çekici ve aldatıcı sözler ve vaatlerde bulunduklarını fakat daha sonra, zamanla ya onları unuttuklarını ya da yapısal dirence karşı yenilip bu sözlerinden ve vaatlerinden vaz geçtiklerini açıkça göstermiştir. 
 Bunun en iyi ve  net  örneği, Barack Obama'nın kötü şöhretli Guantanamo Körfezi hapishanesini görevdeki ilk gününde bir yıl içinde kapatma sözü idi. Ancak Obama sekiz yıl sonra Beyaz Saray'dan ayrıldığında hapishane hâlâ ayakta idi ve aktif olarak kullanılıyordu. 
Trump defalarca bitmeyen ABD savaşlarını sona erdirme sözünü verdi ve hatta ABD birliklerini Suriye ve Afganistan'dan çekmeye yönelik başkanlık kararı imzaladı. Ancak bu sözler yerine getirilmedi. Şimdi dış politika vaatlerini ileri sürme sırası yeni başkan Joe Biden'de.
 Müttefiklerle diplomatik işbirliğini güçlendirmek, rakipler ve düşmanlara karşı sert davranmak, Suudi Arabistan ve Yemen gibi alanlarda değişim için çabalamak gibi vaatler öne sürülmektedir. Bununla birlikte, uluslararası sistemin karmaşıklığı ve Beyaz Saray'ın kendi iradesini başkalarına dayatma gücünün azalması nedeniyle, Amerika'nın mevcut başkanının  dört yıllık döneminde bu tür hedeflere ulaşmasını umut etmek pek akıllıca bir beklenti olmayacaktır.
 The Washington Examiner'da Bonnie Christine ise şöyle bir yazı paylaşıyor: " Amerika Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, Amerika Birleşik Devletleri'nin bir dizi uluslararası meselede liderlik rolünü sürdürmesi gerektiğine inanıyor.  Bu, onlarca yıllık dış politika başarısızlığına yol açan temel bir stratejik hatadır. Bu görüş, Amerika Birleşik Devletleri'nin kabiliyetleri ve kısıtlamalarına yönelik kibirden ve aşırı özgüvenden kaynaklanmaktadır."

342/