12 Mayıs 2021 - 06:24
Ayetullah Ramazani: Emirü’l-Müminin’in (a.s) Hainlere Şiddetli Davranması / Halk Adaletin Tadını Alma Peşindedir

Dünya Ehlibeyt (a.s) Kurultayı Genel Sekreteri dünyanın en uzak yerindeki halkın bile adaletin gerçekleşmesi ve adaletin tadını alma peşinde olduğuna işaret ederek şöyle dedi: Yargı gücünün bu önemli işin gerçekleşmesi doğrultusunda hainlere karşı sert davranması ve yargı güvenliğini oluşturması gerekir.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA – Dünya Ehlibeyt (a.s) Kurultayı Genel Sekreteri dünyanın en uzak yerindeki halkın bile adaletin gerçekleşmesi ve adaletin tadını alma peşinde olduğuna işaret ederek şöyle dedi: Yargı gücünün bu önemli işin gerçekleşmesi doğrultusunda hainlere karşı sert davranması ve yargı güvenliğini oluşturması gerekir.

Ayetullah Rıza Ramazani mübarek Ramazan Ayı münasebetiyle canlı yayınlanan “Gökyüzüne Doğru” internet programının on yedinci bölümünde şu açıklamalara yer verdi: İyi ve kötünün tanınması fıtratın bir cüzüdür ve insan akıl ve düşünmekle iyi ve kötüyü tanıyabilir.

Mümin bir kimse yaşamı boyunca iyi amel işlemeli ve amelini korumalıdır. Bunun karşısında da toplum kötülüğü ve çirkinliği terk etmeli ve bunların yansımalarından kaçınmalıdır. Kötü ve çirkinliklerin yansıması ve kötülüklerin işlenmesi toplumu kanalından saptırır ve zarar ve ziyana sebep olur.

Toplumda iki tür insan yaşar: Birinci türü iyilik eden ve hayır sever insanlar ve ikinci türü çirkin işler yapan insanlardır. Sorumluların her iki gruba da önem vermesi ve onları dikkate alması gerekir.

Rivayetlerde aleni infak edilmesi tavsiye edilmiştir. Aleni infak başkalarının hayır işlere ortak olması için bir tür teşviktir. Hayır işlere teşvik etmek kötü ve beğenilmeyen girişimlerde bulunan kimselerin yaptığı bu işlerden sakındırılmasına sebep olur.

İslam’ın hakim olduğu bir toplumda bir sorumlu hangi makam ve mevkide olursa olsun kötü iş yapan ve iyi iş yapanlara bakışı aynı olmamalıdır. Elbette vatandaşlık hak ve hukuku farklıdır, ama fertlere bakışımızın ölçü ve değerler esasınca olması gerekir.

Değersel açıdan mümin ve dini kabulleri olan bir kimseyle hiçbir şekilde Allah’a ve dini ilkelere imanı olmayan kimseler farklıdır. Kötü iş yapan kimseyle iyi iş yapan kimsenin eşit olması, iyi iş yapan kimsenin yaptığı işe yönelmemesi ve kötü iş yapan kimsenin de kendi sapık yolunu sürdürmesine sebep olur.

Emirü’l-Müminin’in (a.s) tavsiyesi esasınca sorumlunun vazifesi, fertlere ameli esasınca davranması ve sürekli iyi işi yapmaya teşvik etmesidir. Sünenü’n-Nebi kitabında Peygamber Ekrem’in (s.a.a) iyi işi ödüllendirip övdüğü ve kötü işi de çirkin bildiği gelmiştir.

Dünya Ehlibeyt (a.s) Kurultayı Genel Sekreterinin söylemiyle: Çocuğun iyi iş yapmaya teşvik edilmesi nasıl o amelin devamına sebep olursa toplumda iyi işler yapanların sürekli hatırlanıp teşvik edilmesi de toplum içinde hayırseverlik ruhunun gelişmesine sebep olur.

Toplumda insanların infaka, başkalarının elinden tutmaya, başkalarına yardım etmeye, yetimleri sevindirmeye, sorunları halletmeye ve fakirliği gidermeye teşvik edilmesi hayır işlerin devamına sebep olur ve hatta vurdum duymaz davranan kimseler bile bu işlere yönelirler.

İmam Ali’nin (a.s) buyurduğu gibi toplumda değerselliğin özel ölçüleri olmalı ve her şahsın zahmet ve işleri de o şahsın değeri ve konumunca ölçülmelidir. Keza bir şahsın konumunun aşağıda olması da onun pek çok gayretlerinin küçük görülmesine sebep olmamalıdır. Bir konuma ulaşan insana nispetle ondan beklenti de çoğalır.

Bir sorumlu hıyanet işlerde gizli memurlarda buna tanıklık ederse bu kimseye çok sert davranılmalıdır. Emirü’l-Müminin (a.s) hainlerin cezalandırılmasını emretmiştir. Hain kimsenin cezası fiziki ceza, ele geçirdiği malların alınması, mezkur şahsın hain olarak tanıtılması ve hükümet sorumluluğundan mahrum edilmesidir.

Hangi makam ve mevkide olursa olsun bir hükümet sorumlusunun hıyaneti tespit edilirse cezaların en şiddetlisiyle cezalandırılmalıdır. Yargı gücü bu önemli işin gerçekleşmesi doğrultusunda hainlere karşı ciddiyetle karşı koymalı ve yargı güvenliği oluşturmalıdır.

İmam Ali (a.s) geceleri sürekli ibadet eden ve meydanlarda yiğitçe savaşan bir şahsiyetti, ne var ki toplumun hakimi olduğu zaman hainlere karşı ciddiyetle davranırdı. Emirü’l-Müminin’in (a.s) ahlaki ve irfani şahsiyetiyle hainlere karşı şiddetli davranmasının çelişen bir tarafı yoktur.

.............................
167