9 Temmuz 2021 - 11:12
Kırgızistan Türkiye İlişkilerinin Gerilmesi

Türkiye'de son başarısız darbenin baş sanığı Fetullah Gülen Terör Örgütünün sözde Kırgızistan imamı Orhan İnandı'nın Kırgızistan'dan kaçırılması ve ardından da bu çifte vatandaşlı Gülen üyesinin Türkiye Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından Ankara'ya getirilmesi Bişkek ile Ankara arasındaki ilişkileri gerginleştirdi.

Ehlibeyt (as) Haber Ajansı ABNA - Türkiye hükümetinin  bu girişiminin ardından  Kırgızistan dışişleri bakanlığı da Türkiye'nin bu ülkedeki büyükelçisi Ahmet Doğan'ı dışişlerine çağırarak  Bişkek hükümetinin  itirazlarını bildirdi ve  Orhan İnandı'nın Kırgız vatandaşı olarak iade edilmesini istedi.  Türkiye hükümetinin bu girişimi Kırgızistan  parlamentosu temsilcilerinin de  olumsuz tepkisi ile karşılaştı.   Bu hususta,  Destan Bekşov şöyle bir açıklamada bulundu: " Türkiye gibi yabancı bir ülkenin istihbarat ajanlarının Kırgızistan'a gelip, operasyon planı yapmaları ve bu operasyonda  ülkemizin vatandaşlarından birini kaçırması ve Türkiye'ye götürmesi, bizim utanç kaynağımız ve Kırgızistan istihbarat servislerinin utanç kaynağıdır. "

 Gülen grubunun Kırgızistan'daki nüfuzundan dolayı, kuşkusuz Orhan İnandı'nın kaçırılması  Türkiye ile Kırgızistan ilişkilerinde birçok yönden olumsuz etki bırakacaktır. 

Özellikle de son dört yılda Ankara makamları özellikle de Türkiye  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın  Kırgızistan'da FETÖ'ye bağlı  eğitim merkezleri ve okullarının kapatılması ve yetkililerin de Türkiye'ye iade edilmesi talepleri hep tekrarlanmıştır.  Ancak her defasında Bişkek makamları bu hususa hiç de olumlu yaklaşmamışlardır.  Kimi spekülasyonlar ise   Bişkek'in gizli olarak Ankara ile anlaştığını ve bu anlaşma sonucu Orhan İnandı'nın Türkiye'ye iade edildiği yönündedir.  Bişkek'te yaşayan bu Türkiye vatandaşı, bir ay önce kaybolmuştu.  Görünen o ki Orhan İnandı ilk başta  Kırgızistan  milli güvenlik servisi tarafından tutuklanmış ve ardından Türkiye güvenlik ve istihbarat güçlerine teslim edilmiştir.  Durum böyle gelişmediği takdirde o zaman  Orhan İnandı'nın  Türkiye istihbaratı tarafından kaçırılmasının, Bişkek hükümeti istihbari ve güvenlik zafiyetinin  göstergesi olduğunu söylemek mümkün. 

 Gerçekte  Türkiye istihbari güçlerinin  böyle bir operasyonla, Kırgızistan'daki Gülen hareketi liderlerinden birini kaçırmada başarılı olduğu ve bu terör sanığını Türkiye'ye geri getirmeyi başardığı söylenebilir.  Bu hususta  Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçen Pazartesi günü basın toplantısında  bu şahsın ülkeye geri getirildiğini belirterek MİT'i övmüştü. 

Bu olay aslında Türkiye makamlarının  Orta Asya ve Kafkasya Cumhuriyetleri için ağabeylik yapmak istediğini de gösteriyor.   Halbuki  Orta Asya Türk Cumhuriyetleri liderleri   Ankara makamlarının bu yaklaşımına hep karşı çıkmışlardır.  Türkiye'nin Kırgızistan'daki etkinliği hususunda kimi uzmanlar  Türkiye'nin bu ülkeyi bir üs olarak gördüğünü ve bu üs üzerinden diğer Orta Asya ülkelerinde etkinliklerini arttırmak istediğini belirtiyorlar.  

Bu hususta Kırgızistan'daki din, hukuk ve siyaset araştırma merkezi başkanı Kadir Melekov  Türkiye siyasetçilerinin  Orta Asya özellikle de  Kırgızistan'a yönelik ihtiraslarına vurgu yaparak şöyle bir değerlendirmede bulundu: "Türkiye, her daim Kırgızistan'ın siyasi, ekonomik, askeri ve kültürel alanlarına nüfuz etmek isteyen ülkelerden olmuştur.  Kırgızistan'ın bağımsızlığını kazandığı 30 yıllık sürede de planlı ve titiz bir şekilde  Bişkek devlet adamları ile işbirliklerini sürdürmüş ve ilişkileri  öyle bir düzeye taşımıştır ki Bişkek ve Ankara makamları ilişkileri özel olarak adlandırıyorlar. "

Çifte vatandaş Orhan İnandı ise 31 Mayıs'ta evinden dışarı çıktıktan sonra artık eve dönmedi.  Son yıllarda,  Türkiye istihbarat teşkilatı  yüzü aşkın Gülen mensubunu diğer ülkelerde kaçırmış ve Türkiye'ye geri getirmiştir.   Gerçekte Türkiye'nin bu girişimi, Ankara'nın Kırgızistan ile dostluk ilişkilerinden yararlandığı ve milli çıkarları çerçevesinde bundan faydalandığını gösteriyor.  Kuşkusuz Orta Asya Cumhuriyetlerinin Türkiye ile işbirlikleri  de aynı çıkarlar çerçevesinde değerlendirilmelidir. 

342/