25 Aralık 2022 - 18:08
BAE'nin Arap dünyasına karşı hareket etmesi

BAE Siyonist Rejim İsrail ile ikili ilişkilerini geliştirmek siyasetinin devamında, bu rejim ile kapsamlı ekonomik ortaklık anlaşmasını imzaladı.

Birleşik Arap Emirlikleri ve Siyonist rejim, Ağustos 2020'de Donald Trump yönetiminin arabuluculuğunda Abraham Anlaşması'nın sağlanması ve aynı yılın Eylül ayında imzalanmasının ardından ikili ilişkileri normalleştirme sürecini başlattı. O zamandan beri iki tarafın üst düzey yetkilileri Tel Aviv ve Abu Dabi'yi birkaç kez ziyaret etmiş ve iki taraf arasındaki ilişkiler çeşitli alanlarda gelişmiştir. Bu eğilimin devamında BAE ve Siyonist rejim, taraflar arasında değiş tokuş edilen malların %96'sının gümrük tarifelerinin iptali veya azaltılması, petrol dışı ticaretin artırılması, yenilenebilir enerji, teknoloji alanlarında işbirliği olanaklarının artırılmasını içeren kapsamlı bir ekonomik ortaklık anlaşması imzaladı.

Genel olarak uluslararası ilişkilerde iki ülke arasındaki ilişkiler, ittifak, ortaklık, işbirliği, rekabet ve çatışma olmak üzere 5 tür kalıp içerisinde değerlendirilir. Siyonist rejim ile BAE arasındaki Eylül 2020 öncesi ilişkiler, çatışmanın öne çıkmadığı rekabet ve çatışma arasında bir durumdu. Eylül 2020'deki anlaşmanın ardından taraflar, ilişkilerde rekabet düzeyine girmeden işbirliği aşamasına geçme yönünde ilerliyor. BAE medyasının yayınladığı istatistiklere göre 2022'nin ilk 9 ayında Abu Dabi ile Tel Aviv arasındaki ticaretin değeri %114 artarak 2 milyar dolara ulaştı. Bu anlaşmayı imzalayarak Abu Dabi ve Tel Aviv'in hedefi ticaret hacmini 10 milyar doların üzerine çıkarmak olduğu da belirtilmektedir. 

Uluslararası ilişkiler literatüründe ve ülkeler arasındaki ilişkilerin tarihsel çalışmasında genel olarak etkileşim ve ekonomik ilişkilerin artması karşılıklı bağımlılığa ve işbirliğinin diğer alanlara yayılmasına yol açan bir faktör olarak görülse de, bu konunun BAE ile Siyonist rejim arasındaki mesafe göz önüne alındığında pek de normal yürüyemeyeceği belirtilmelidir. Bu konuda çeşitli gerekçeler ileri sürülebilir. 

Birinci faktör, Arap dünyası kamuoyunun Arap ülkelerinin işgalci Siyonist rejimle ilişkilerinin normalleşmesini kabul etmemesinin yanı sıra bu rejimden nefret etmesidir. Bu konu ise Katar Dünya Kupası'nda açıkça ispatlandı. Arap vatandaşları İsrailli gazeteciler ve medyayla konuşmayı reddetmekle kalmadı, aynı zamanda Katar stadyumlarında Filistin bayrağını dalgalandırdı. Bu konu o kadar açıktı ki İsrail makamlarının bile endişe ve öfkesine neden oldu. Dolayısıyla BAE, Siyonist rejimle ilişkilerini geliştirmeye devam edip Arap ve İslam kamuoyunun istek ve talepleri çerçevesinin dışına çıkarsa güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya kalabileceği belirtilmelidir. 

İkinci faktör, Abu Dabi ile Tel Aviv arasındaki ilişkilerin gelişme hızının, çeşitli alanlarda işbirliğinden çok model olmaya yönelmesidir. Diğer bir deyişle, BAE ve Siyonist rejim İsrial, diğer Arap ülkelerini Tel Aviv ile ilişkileri normalleştirmeye ikna etmeye çalışıyor, böylece bu ilişkilerin özellikle kamuoyu alanında güvenlik sorunlara yol açmayacak bir şekilde diğer Arap ülkelerin de normalleştirme sürecine dahil edilmesi ile sonuçlanması hedefleniyor. . Bu nedenle, diğer Arap ülkeleri Siyonist rejimle ilişkilerin normalleşmesine katılmazlarsa, kamuoyu baskısı BAE için güvenlik sonuçları doğurabilir ve onu zor bir duruma sokabilir. 

Üçüncü faktör ise, Siyonist rejimin meşruiyet satın almak için Arap ülkeleriyle ilişkilerini geliştirmesi gerekse de, bu rejimin bir yandan Arap ülkelerinin coğrafyasına ilişkin işgalci bir bakış açısına sahip olması, diğer yandan Arap ülkeleri coğrafyasında işgalci bir rejim olarak tanınmasıdır.  Arap ülkeleri ile ilişkilerin geliştirilmesine ilişkin süreç ise  işgal altındaki topraklarda hiç de sevilmeyen bir süreç  olarak görülmektedir. Örneğin Binyamin Netanyahu ile kabineyi oluşturmak için ittifak kuran Itmar Ben Guer gibi kişilerin açıkça Arap karşıtı düşünceleri var. Bu bakış açısı ve Siyonist rejimin üstünlükçü ve işgalci yapısı, bu rejimin başta BAE olmak üzere Arap ülkelerine yönelik tehditlerinin sürmesine neden olmaktadır. Bu yüzden normalleşme sürecine dahil olsalar bile kimi Arap rejimleri büyük bir dikkat ve hassasiyetle adımlarını atmak zorunda olduklarını biliyorlar.


342/