Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Re’yu-l Yevm sitesi genel yayın yönetmeni gazeteci-yazar Abdulbari Atvan, Suud öncülüğündeki koalisyonun ‘kara harekatı’ ihtimalini ve İran’ın stratejisini masaya yatırdı.
Re’yu-l Yevm sitesi genel yayın yönetmeni gazeteci-yazar Abdulbari Atvan, Suud öncülüğündeki koalisyonun ‘kara harekatı’ ihtimalini ve İran’ın stratejisini masaya yatırdı.
Söz konusu yazıyı Sena Duman’ın çevirisiyle İslamî Analiz okuyucularının istifadesine sunuyoruz:
Aden’e Kara Harekâtı Başladı mı?
“El-Arabiya”, “El-Cezire”, “Sky News Arabi” gibi kanallarda ve haber ajanslarında “Arap Koalisyonu”na mensup sınırlı sayıda askerin, Salihi-Husi koalisyonuna karşı savaşan “Halk Komiteleri”ne destek olmak için Yemen’in güneyindeki Aden şehrine iniş yaptıkları haberine yer verildi. Ancak Yemen operasyonunun sözcüsü General Ahmed Asiri, Suud’da yayın yapan El-Ahbariyye kanalına yaptığı açıklamada bu haberlerin doğru olmadığını söyledi.
General Asiri’nin açıklamaları tatmin edici değildi ve çok sayıda çelişkiyi içinde barındırıyordu. Bir yandan “Aden’e böyle bir çıkartma yapılmadı” derken bir yandan da “Devam eden operasyonlarla ilgili yorum yapmak istemiyorum” dedi ve koalisyon güçlerinin istenilen sonucu elde etmek için her türlü seçeneği değerlendirdiklerini söyledi.
Bu açıklamalar bir yana, “Kararlılık Fırtınası” operasyonunun çok başka bir aşamaya geçtiğini ve beklenenin aksi sonuçlar doğurduğunu söyleyebiliriz. Çünkü Yemen’de durum çok kötü! Özellikle de bugün İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün yayınladığı rapor Arap Koalisyonu’nun yaralarına tuz basmış oldu. Çünkü İnsan Hakları İzleme Örgütü, koalisyon güçlerinin Yemen’in kuzeyindeki Suud sınırına yakın bölgelerde Husilerin sığınaklarını hedef alarak düzenlediği saldırılarda misket bombası kullandığını gösteren görüntüleri ve video kayıtlarını ellerinde bulundurduklarını açıkladı.
*
Bu haberler üzerinden 2500 civarındaki hava saldırısının bir sonuç getirmemesinin ardından kara harekâtı aşamasına geçildiği yorumuna gidilebilir mi?
Evet, gidilebilir. Eğer Asiri’nin dediği gibi Aden’e asker çıkartılmadıysa şayet, kara harekâtı Suud-Yemen sınırında patlak vermiştir.
Şaşırtıcı olan; Halk Komiteleri adına AFP’ye konuşan kişinin Aden’e çıkartılan asker sayısının 100’ü geçmediğini, bu kişilerin aslen Yemenli olduklarını, ancak Suud ya da Birleşik Arap Emirlikleri(BAE)’nin silahlı güçlerine mensup olduklarını söylemesi…
“Aslen Yemenliler, ancak Suud veya BAE’nin silahlı güçlerine mensuplar…” Peki, bu kişiler nerenin vatandaşılar? Önce eğitildikten sonra Husilerle ve Ali Abdullah Salih taraftarlarıyla savaşmak üzere Yemen’e mi gönderildiler?
Bu konularda kesin bir cevap vermemiz mümkün gözükmüyor. Ancak ortada bir müphemliğin ve bir karışıklığın olduğunu söyleyebiliriz. Müphemlik Yemen asıllı olduğu söylenen askerlerle ilgili… Bu kişiler Yemen vatandaşı mı yoksa değiller mi? Olmadıklarını umuyorum. Karışıklık ise, kara harekâtının başladığının neden ısrarla gizlenmeye çalışıldığı hususunda…
Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi, Salı günü Yemen operasyonuyla ilgili “kritik” denilebilecek bir süreçte istişare amacıyla bir araya geliyor. Bu görüşme sonucunda mevcut krize çözüm olabilecek bir adım atılması ya da karadan çıkartma yapma kararına varılması bekleniyor.
Öte yandan İran ise Yemen halkını daha çok önemseyen bir tablo çiziyor. Bu bağlamda hava saldırıları sonucunda oluşmuş olan sorunları ortadan kaldırmak amacıyla Sana Havaalanı’na tıbbi yardım yüklü bir uçak gönderdi. Ancak koalisyon uçaklarının uçağın ineceği pisti bombalaması üzerine, Amman üzerinden kara yoluyla göndermeye mecbur kaldılar.
Yemen’deki insani durum, operasyonun başındakilerin bu operasyonu durdurmaları ve Yemen’e uyguladıkları ambargoyu bir an önce kaldırmaları için baskı görevi görüyor. Yemenli bir yazar 4000 Yemenlinin tedavi amacıyla Hindistan’a gitmelerine izin verilmesi için Kral Selman’a bir mektup yazdı ve bu mektup gazetede yayınlandı. Yazar mektubunda bu kişilerin sadakalarla yaşadıklarını, zor durumda olduklarını ve Mısır’da, Etiyopya’da, Eritre’de, Kenya’da ve diğer ülkelerde onlar gibi çok sayıda kişinin olduğunu ifade etti.
İran Suud’un komuta ettiği koalisyon ülkelerinin içine düştüğü açmazın daha da derinleşmesini sağlamak ve özellikle de nükleer programıyla ilgili anlaşma imzalanıncaya ve üzerindeki ambargo kalkıncaya kadar vakit kazanmak amacıyla uzun soluklu bir strateji izliyor.
Bu haberler üzerinden 2500 civarındaki hava saldırısının bir sonuç getirmemesinin ardından kara harekâtı aşamasına geçildiği yorumuna gidilebilir mi? Evet, gidilebilir. Eğer Asiri’nin dediği gibi Aden’e asker çıkartılmadıysa şayet, kara harekâtı Suud-Yemen sınırında patlak vermiştir.
“El-Arabiya”, “El-Cezire”, “Sky News Arabi” gibi kanallarda ve haber ajanslarında “Arap Koalisyonu”na mensup sınırlı sayıda askerin, Salihi-Husi koalisyonuna karşı savaşan “Halk Komiteleri”ne destek olmak için Yemen’in güneyindeki Aden şehrine iniş yaptıkları haberine yer verildi. Ancak Yemen operasyonunun sözcüsü General Ahmed Asiri, Suud’da yayın yapan El-Ahbariyye kanalına yaptığı açıklamada bu haberlerin doğru olmadığını söyledi.
General Asiri’nin açıklamaları tatmin edici değildi ve çok sayıda çelişkiyi içinde barındırıyordu. Bir yandan “Aden’e böyle bir çıkartma yapılmadı” derken bir yandan da “Devam eden operasyonlarla ilgili yorum yapmak istemiyorum” dedi ve koalisyon güçlerinin istenilen sonucu elde etmek için her türlü seçeneği değerlendirdiklerini söyledi.
Bu açıklamalar bir yana, “Kararlılık Fırtınası” operasyonunun çok başka bir aşamaya geçtiğini ve beklenenin aksi sonuçlar doğurduğunu söyleyebiliriz. Çünkü Yemen’de durum çok kötü! Özellikle de bugün İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün yayınladığı rapor Arap Koalisyonu’nun yaralarına tuz basmış oldu. Çünkü İnsan Hakları İzleme Örgütü, koalisyon güçlerinin Yemen’in kuzeyindeki Suud sınırına yakın bölgelerde Husilerin sığınaklarını hedef alarak düzenlediği saldırılarda misket bombası kullandığını gösteren görüntüleri ve video kayıtlarını ellerinde bulundurduklarını açıkladı.
*
Bu haberler üzerinden 2500 civarındaki hava saldırısının bir sonuç getirmemesinin ardından kara harekâtı aşamasına geçildiği yorumuna gidilebilir mi?
Evet, gidilebilir. Eğer Asiri’nin dediği gibi Aden’e asker çıkartılmadıysa şayet, kara harekâtı Suud-Yemen sınırında patlak vermiştir.
Şaşırtıcı olan; Halk Komiteleri adına AFP’ye konuşan kişinin Aden’e çıkartılan asker sayısının 100’ü geçmediğini, bu kişilerin aslen Yemenli olduklarını, ancak Suud ya da Birleşik Arap Emirlikleri(BAE)’nin silahlı güçlerine mensup olduklarını söylemesi…
“Aslen Yemenliler, ancak Suud veya BAE’nin silahlı güçlerine mensuplar…” Peki, bu kişiler nerenin vatandaşılar? Önce eğitildikten sonra Husilerle ve Ali Abdullah Salih taraftarlarıyla savaşmak üzere Yemen’e mi gönderildiler?
Bu konularda kesin bir cevap vermemiz mümkün gözükmüyor. Ancak ortada bir müphemliğin ve bir karışıklığın olduğunu söyleyebiliriz. Müphemlik Yemen asıllı olduğu söylenen askerlerle ilgili… Bu kişiler Yemen vatandaşı mı yoksa değiller mi? Olmadıklarını umuyorum. Karışıklık ise, kara harekâtının başladığının neden ısrarla gizlenmeye çalışıldığı hususunda…
Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi, Salı günü Yemen operasyonuyla ilgili “kritik” denilebilecek bir süreçte istişare amacıyla bir araya geliyor. Bu görüşme sonucunda mevcut krize çözüm olabilecek bir adım atılması ya da karadan çıkartma yapma kararına varılması bekleniyor.
Öte yandan İran ise Yemen halkını daha çok önemseyen bir tablo çiziyor. Bu bağlamda hava saldırıları sonucunda oluşmuş olan sorunları ortadan kaldırmak amacıyla Sana Havaalanı’na tıbbi yardım yüklü bir uçak gönderdi. Ancak koalisyon uçaklarının uçağın ineceği pisti bombalaması üzerine, Amman üzerinden kara yoluyla göndermeye mecbur kaldılar.
Yemen’deki insani durum, operasyonun başındakilerin bu operasyonu durdurmaları ve Yemen’e uyguladıkları ambargoyu bir an önce kaldırmaları için baskı görevi görüyor. Yemenli bir yazar 4000 Yemenlinin tedavi amacıyla Hindistan’a gitmelerine izin verilmesi için Kral Selman’a bir mektup yazdı ve bu mektup gazetede yayınlandı. Yazar mektubunda bu kişilerin sadakalarla yaşadıklarını, zor durumda olduklarını ve Mısır’da, Etiyopya’da, Eritre’de, Kenya’da ve diğer ülkelerde onlar gibi çok sayıda kişinin olduğunu ifade etti.
İran Suud’un komuta ettiği koalisyon ülkelerinin içine düştüğü açmazın daha da derinleşmesini sağlamak ve özellikle de nükleer programıyla ilgili anlaşma imzalanıncaya ve üzerindeki ambargo kalkıncaya kadar vakit kazanmak amacıyla uzun soluklu bir strateji izliyor.
Diğer yandan, Amerika’ya ait yük gemisinin Hürmüz Boğazı üzerinden Bender Abbas Limanı’na doğru yöneldiği ve denizdeyken teftiş edildiği haberi savaşın bu bölgeye taşındığı ve denizin tehlike altında olduğunu gösteriyor, denilebilir. Zira günlük olarak 18 milyon varilden fazla petrol bu boğazdan geçiyor ve olası bir saldırı durumunda Mendep Boğazı, Süveyş Kanalı stratejik önemini kaybedecek, milyarlarca dolar denizlere dökülecektir. Bu bağlamda okunduğunda Amerika’nın İran-Irak Savaşı’nda yaşanan facianın yaşanmaması için, Körfez’deki petrol gemilerini korumak amacıyla meseleye el attığı da anlaşılmış oluyor. Ancak elbette ki bu desteğin de bir bedeli olacaktır.
*
Kararlılık Fırtınası operasyonunun çıkmaza girmesi savunma durumundaki Husi ittifakının ve İran’ın yararına gözüküyor. Kara harekâtının başlaması durumunda ise Arap koalisyonu saflarında büyük kayıpların verilmesi ihtimali söz konusu… Üstelik Yemen asıllı olup Suud ve BAE saflarında savaşan askerlerin sayısı da böyle bir harekât için yeterli değil…
Neticede koalisyon ülkeleri ve en başta da Suud zor bir seçimin eşiğinde… Hava saldırılarının durması, bölgede Husilerin gücünün yayılması anlamını taşıyor. Devam etmesi ise hasarın daha da büyümesi sonucunu getiriyor.
Bu krizden kurtulmanın yegâne yolu müzakere masasına oturmak, en az hasarla kurtulmanın yollarını aramaktır. En doğrusunu Allah bilir…
Çeviri: Sena Duman