5 Eylül 2015 - 10:02
Hangi yüzle bakıyorsunuz Aylan’ın nur yüzüne?

Değer miydi, sahte demokrasi iddialarınız uğruna bu kadar bombayı dökmeye? Değer miydi, insan haklarını savunma bahanesiyle bu kadar insanın hayat hakkını elinden almaya? Değer miydi, vaad ettiğiniz düzen ve refah uğruna hayat çerağlarını söndürmeye?

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Allah’ın adıyla

Hangi günahı yüzünden öldü(rüldü)? Islak kumlar üstünde cansız yatmasını gerektiren suçu neydi?
Sahilde yatan cansız bedeninden yükselen çığlıkları duyuyor musunuz? Saraylarınıza, köşklerinize, villalarınıza kadar ulaşan masum feryadları nasıl susturacaksınız?

Kameralar Aylan’ın son sesini ulaştıramadı sizlere, ama vicdanınızın çığlıklarını nasıl susturacaksınız?
Hiç kendinize sordunuz mu; Neden göçmen oldu Aylan, neden yuvasından ayrılmak zorunda bırakıldı, neden diyar diyar dolaşmak zorunda kaldı? Neden kendi vatanında başına bombalar döküldü?

Değer miydi, sahte demokrasi iddialarınız uğruna bu kadar bombayı dökmeye? Değer miydi, insan haklarını savunma bahanesiyle bu kadar insanın hayat hakkını elinden almaya? Değer miydi, vaad ettiğiniz düzen ve refah uğruna hayat çerağlarını söndürmeye?

Suçlu kim mi? Suçlu mu arıyorsunuz? Utanmadan bir de suçlu mu arıyorsunuz? Aynaya bakmaya cesaretiniz yok, korkuyorsunuz berzahi yüzünüz ortaya çıkacak diye. Vicadanınızın sızısını azaltmak için sızlanıyorsunuz. Birbirinizi suçlaya durun; birkaç gün boş feryadlarla susturusunuz Aylan’ların sesini ama vicdanlarınız hep sızlayacaktır.

Asıl suçlu, onu bunu suçlayan sizin gibi acizlerdir, asıl suçlu kendi suçunu gizlemek için başkasını suçlayan zavallılardır. Vicdanının sesini bastırmak için başkasına saldıranlardır.

Neden geri dönüp bakmıyorsunuz; yıllarca beslediğiniz teröristlerin, sizin laboratuarlardan çıkan canavarların, din adına masumları boğazlayan vampirlerin neden cinayet işlediklerinin anlaşılmayacağını mı sanıyorsunuz? Örtbas edebileceğinizi mi sanıyorsunuz?

Mazlumlar, mustaz’aflar bu sahnelere yabancı değildir. Günümüze kadar nice Aylan’lar kurban verdik; Nemrut’lardan Firavun’lara, Ebu Cehil’lerden Yezid’lere, Moğollardan Yavuz’lara, Saddamlar’dan…şeytanın tecellileri tarafından hep öldürüldük, hakkı ayakta tutmak için kurbanlar verdik ve vermeye de devam edeceğiz. Çünkü biz davamızdan vazgeçmeyeceğiz.

Biz kurbanlarımız ile ayaktayız, kurbanlarımız bize hayat veriyor. Kerbela’da şehidlerimizin kanıyla bin yıl sonra tekrar dirildik, batılın korkulu rüyası olduk; İslam İnkılabıyla istikbarın kökünü kazımaya and içtik. Hizbullah ile Siyonizme dar ettik dünyayı. Direnişle bütün tağuutları yerle bir edeceğiz Allah’ın izniyle.

Şehidlerimizin kanlarını kızıl bir madalya gibi asıyoruz göğsümüze. Kimseden korkmuyoruz, kimsenin kınamasından çekinmiyoruz çünkü biz Allah’a kul olmaya and içtik; Allah’a yaslandık, Allah’a dayandık, Allah’a sığındık.

O kadar acizsiniz ki bizim şehidlerimizle övünüyorsunuz; bizim bütün şehidlerimiz hep pak ve masumdur, kanları hidayet meşalesidir.

Evet! Şimdi kendi vicdanımı susturmaya çalışıyorum, neden mi?

Çünkü bana şehidlerin yolunu sürdürmediğimi haykırıyor. Onlara verdiğim ahdi unuttuğumu yüzüme vuruyor. Yaradanıma verdiğim söze amel etmediğimi hatırlatıyor, “yalnız sana ibadet eder, yalnız senden yardım dileriz” sözünü bırakıp tağuutlara yardım eli uzattığımı söylüyor.

Çünkü, tağutlara destek verip onların ayakta kalmasına yardım ettiğimi söylüyor. Üç günlük dünya hayatı için tağuutlara destek verdiğimi hatırlatıyor. Onların ihanetlerine göz yumduğumu, sessiz kaldığımı haykırıyor yüzüme.

Aylan’ların yurtlarını bombalayanlara, zalimlere lojistik destek verenlere alkış tuttuğumu söylüyor. Kanunlar çıkarıp mazlumları öldürmelerine sessiz kaldığımı ve din adına beni aldatmalarına nasıl inandığımı yüzüme vuruyor.

İlahi! Bizi gaflet uykusundan uyandır!

İlahi! İlahi vaadı gerçekleştirecek ilahi hüccetin zuhurunu tez eyle!
Adalet güneşinin doğacağı günü görme ümidiyle…

Abdullah Özgür