Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Derin bir düşmanlıktır Rus Osmanlı ilişkisi. Neden bu düşmanlık, neden bu “Moskof sendromu” Neden Türkiye halkının hiç bir çıkarı yokken 17 irili ufaklı savaş yaşandı? Oysa iki komşudur sınırdaştır paylaşmasını bilmek varken bu sıkıntı nereden geliyor?
Bilginize sunmak isterim. Batı hep Rusları ekonomik ve sosyal yaşamda katletmek istedi. Yollarını kesti. Sıcak sulara inmesini engelledi. Üstelik aralarında hiçbir ekonomik rekabet yokken. Bahaneler uyduruldu iki ülke gençlerinin kanı aktı analar gözyaşı döktü. Sarı Kamış’ta 90 000 asker heder oldu bir hiç uğruna.
Osmanlı ve sonrası TC bu ölüm denkleminin bir kuklası olarak yerini aldı. Şimdi ise NATO kuklası. Derin bir tarih araştırmasına gerek yok Batı kapitalizmden emperyalizme uzandıkça meta ihracından sermaye ihracına gittikçe bu süreç çok kanlı oldu. Çünkü batı dünyayı kendi pazarı olarak gasp etmek istedi ve diğer ülkeleri bir paravan olarak bu strateji için kullandı. Batı kapitalizmin gelişme evresinde 30 yıl savaşları 100 yıl savaşları I. Ve II: dünya savaşını da bu strateji uğruna ateşledi kan döktü ölüm denklemleri kurguladı. Bu süreç içinde Rusya’yı buzullara gömerek ondan kurtulmak istedi. Ruslar nefes almak istedikçe batı onu soğuk sulara gömdü. Osmanlı ise batının kuklası oldu durdu. Balta Limanı anlaşması (16 Ağustos 1838), 3 Kasım 1839'da Tanzimât Fermânı ( Gülhane Hatt-ı Şerif-î ), 18 Şubat 1856'da Islâhat Fermânı ( Islâhat Hatt-ı Hümâyûn-û ) ve 1860'da da Sultan Abdülaziz Fermânları hep aynı amaçlarla Osmanlının köleliği Rusların boğulması üzerine kuruldu. Türkiye halkının bunlardan uzak yakın hiçbir çıkarı olmadı olan askerlerin ölümü oldu.
En büyük komşumuzla en iyi ilişkiyi kurmak varken okyanuslar ötesine gidilip İngilizlerin Amerikalıların kölesi ve kuklası oldular. Ne kimlikli bir ekonomileri nede sosyal yaşamları olmayan Osmanlı tabası adım adım sömürgeliğe kadar gitti. Batı ise Rusları ezdikçe ezdi. Ruslar bir ortaçağ ülkesi olarak kalmalıydı elindeki topraklar da Hitler’in deyimiyle “lieben sturm” ( yaşam alanları) olmalıydı. Türkiye I. Dünya savaşında olduğu kadar girmediği II. Dünya savaşında da aynı kirli rolü oynadı . O tam bir kuklaydı.
Oyun devam ediyor ama Suriye dostu Rusların imdadına yetişti ve canlanma başladı. Artık dengeler farklı okunacak. Suriye direnişiyle dünyada saygın bir ülke olurken dostların yardımlarına yaşam alanı sıcak sulara inmesini de sağlamış oldu. Ruslar yayılmacı değil dosttu ve dayanışma içindeydi. Ne teknoloji ne sermaye ne emtia ne de kültür ya da dil egemenliği peşinde değildi; güvenliği ve insanca yaşam içinde ekonomik sosyal kültürel ortak paylaşım için çabalıyor.
Türkiye halkı bunu bilmeli ve Moskof düşmanlığı sendromundan uzak kalmalıdır. Rus düşmanlığın kuklası artık Erdoğan ve AKP yönetimidir. Bunu herkes bilmeli. Ve artık herkes aklını başına koyarak bu batı kuklası diktatörlüğü devirmek için bir şey yapmalıdır. Düşmanımız komşumuz değil ülkemiz başına musallat olan diktatördür.
Dün boğazları kilitleyenler, Kafkasları etnik ve dinsel kışkırtmalarla kanlı pazara çevirenler bu gün Suriye üzerinde oynadıkları kirli terör destekçisi rollerle aynı şeyi yapmaya çalışıyorlar. Bir ülke bu kadar ahlaksız bu kadar vicdansız komşularına bu kadar düşman olamaz: bunu batı kuklası olarak yapmak ise çok daha alçakçadır. Bu bir ulusun alnına sürülen en karanlık lekedir.
Türk devleti, AKP'yle bu kukla rolü sürdürüyor. Ama sona gelindi. Türkmen dağlarının çözülüşü bunun bir işaretidir. Osmanlı nasıl parçalandıysa yeni Osmanlı da parçalanmaya doğru koşar adım ilerliyor. Ruslar dostça yaşam için el verirken yeni Osmanlılar batının kuklası olarak ölümü dayatıyor. Bunun bedeli var bunu Türkiye halkları ödememelidir. Bunun faturasını tarihsel karanlık akıllarıyla iktidarların kukla konumları ödemelidir.
Mihraç Ural/Tahahaber