9 Aralık 2015 - 05:57
Ortadoğu’da Kaybeden Ülke Türkiye

Görünüşe bakılırsa 2011 sonrası Ortadoğu’nun en büyük kaybedeni Türkiye.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Geçen ay Türkiye’de ki terör saldırısında 100’ün üzerinde sivil vatandaş hayatını kaybetti. Türkiye nereye gidiyor?

Görünüşe bakılırsa 2011 sonrası Ortadoğu’nun en büyük kaybedeni Türkiye.

Bu konuya biraz açıklık getirmek gerekirse şöyle diyebiliriz; Erdoğan ve partisinin izlemiş olduğu ahmakça dış siyaset, Türkiye’yi çıkmaza soktu.

Bir yandan ABD ve Batılı ülkelerden oluşan koalisyonun, diğer yandan Suudi Arabistan’ın desteğini alan Erdoğan ve AKP hükümeti çok kısa bir süre zarfında Beşşar Esad’ı devireceklerini zannediyorlardı.

Esad’ın devrilmesiyle Müslüman kardeşler yani ‘‘İhvan hilali’’ kurulacak, Erdoğan tacını takarak, ‘‘Yeni Osmanlı’’ imparatorluğu tahtına oturacaktı.

Müslüman kardeşler hilali kurulmak üzereydi, Filistin’de Halid Meşal, Mısır’da Muhammed Mursi ve Türkiye’de Erdoğan. Bu akımın sadece Suriye ayağı eksikti, onu da Suriye’de Müslüman kardeşler hareketini ‘‘Yeni Osmanlı’’ ideolojisiyle iş başına getirmeye çalışmaktaydılar.

İranlı Ortadoğu uzmanı Ahmet Nadiri

ABD’den garanti almışlardı. Fakat olaylar farklı gelişti. Erdoğan’ın sözlerine dikkat edecek olursak, her defasında Esad gidecek, gitmelidir, bir aya kalmaz Esad gider! Diyordu.

Erdoğan defalarca yaptığı konuşmalarda, hedefinin Dimeşk’te ki Emevi Camisinde namaz kılmak olduğunu söylüyordu. Elbette bu hedefi hiçbir zaman gerçekleşmeyecek.

Bölgede dengeleri değiştiren en önemli aktörler

Türkiye’nin Suriye krizine müdahil olması içten rahatsızlıkların duyulmasına sebep oldu.

Türkiye nüfusunun 4/1’ini oluşturan Aleviler, Erdoğan ve AKP hükümetinin Suriye siyasetlerinden dolayı rahatsızlıklarını dile getirdiler.

Diğer taraftan solcular ve Laikler, Erdoğan’ın Esad’a karşı olan muhalefetine karşı çıkarak, neden Esad’la muhalefet etmeliyiz? sorusun gündeme taşıdılar. Muhalif gruplar, Erdoğan’ın bu hareketleriyle Yeni Osmanlı’yı canlandırmaya çalıştığını anladılar.

Amerika tarafından hayal kırıklığına uğrayan Erdoğan, Suriye krizinde tek yönlü oynamaya başladı, bazen Amerika’nın denklemlerini dahi altüst etti.

ABD Suriye’de gerçekçi oynuyordu, Erdoğan’sa olaya ideolojik yaklaşmak istiyordu.

Amerika bölgede gerçekçi oynuyordu, her geçen gün bu gerçekçi tutum daha da artmaktaydı. Erdoğan Suriye’de tek başına at koşturmak istiyordu. Amerikalılar olaydan haberdardı bu sebepten dolayı eski müttefiki ve ortağı olan Fethullah Gülen hareketini Erdoğan ve AKP’yi frenlemek, dizginlemek, dengelemek ve etkisiz hale getirmek için atağa kalktı.

Tüm bu yaşananlar, Türkiye’yi içinden çıkması güç bir karanlık noktaya doğru götürmekteydi.

Türkiye’nin doğu ve güneydoğu illerinde ki OHAL bölgeleri, Gezi olayları ve son olarak Reyhanlı, Suruç ve Ankara patlamaları, üstüne üstlük Kürtlerin açlık grevleri ve PKK çatışmaları, ülkeyi karanlık günlere geri götürmeyi amaçlıyordu.

Bombalama eylemleri hükümetin işi olabilirdi, çünkü son seçimlerde tek başına iktidara gelemeyen Erdoğan ve partisi, oylarını artırmanın peşindeydi ve öylede oldu.

Erdoğan ve partisi güvensiz ve emniyetsiz ortam yaratarak, halka şunu aşılamaya çalışıyorlardı; ya bize oy verirsiniz yâda bu kriz devam eder! Planları tutmuştu. Adalet ve Kalkınma Partisi son seçimin mutlak galibi olarak, tek başına iktidar koltuğuna oturmayı başarmıştı.

Türkiye izlemiş olduğu yanlış siyasetler sayesinde, bölge ülkeleri içerisinde inzivaya itilmiş durumda. Öte yandan içerideki sorunlarda gün be gün artmakta.

Erdoğan ve partisi tek başına iktidara gelmeyi başardı, ama henüz muhalif partilerin de büyük oranda oy kapasitesi var. Erdoğan ve AKP’nin en büyük yanlışı, Suriye ve Irak politikası, diğer taraftansa, IŞİD’i desteklemesidir. Zira ben Türkiye’yi Ortadoğu’nun en büyük kaybedeni olarak görüyorum.

Ahmet Nadiri