27 Nisan 2016 - 12:32
Ahmet Hakan: Elbirliğiyle işlenmiş bir cinayet bu

Kuddusi Okkır... Ergenekon davasının sembol isimlerinden... "Ergenekon'un kasası" diye tutuklandı... 1 yıl içinde kanser oldu... Tedavi edilmedi... Ölümünden 5 gün öncesine kadar da tahliye edilmedi... Öldüğünde "kasa" diye nitelenecek bir geliri olmadığı ortaya çıktı... Ergenekon davasının düşmesinin ardından eşi Sabriye Okkır soruyor: "Bu cinayeti işleyenler hesap vermeyecek mi?"

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA - Kuddusi Okkır... Ergenekon davasının sembol isimlerinden... "Ergenekon'un kasası" diye tutuklandı... 1 yıl içinde kanser oldu... Tedavi edilmedi... Ölümünden 5 gün öncesine kadar da tahliye edilmedi... Öldüğünde "kasa" diye nitelenecek bir geliri olmadığı ortaya çıktı... Ergenekon davasının düşmesinin ardından eşi Sabriye Okkır soruyor: "Bu cinayeti işleyenler hesap vermeyecek mi?"

 

- Siz olaya “cinayet” diyorsunuz. Kim işledi bu cinayeti?

SABRİYE OKKIR: İstanbul’daki 3 hastane, Tekirdağ’daki hastane... Bu hastanelerin doktorları... Hâkimler, savcılar... Dönemin Adalet Bakanı... Hepsi elbirliğiyle öldürdüler adamı. Tedavi ettirmediler. Hesabını da vermiyorlar.

 

- Neler yaşadınız tutukluluk döneminde?

SABRİYE OKKIR: Mart sonunda durumu fenalaşınca nisanın ortalarına doğru Kuddusi’yi İstanbul’a gönderdiler. 3 hafta tutuklu hastayı aradık hastanelerde. En sonunda Bayrampaşa Cezaevi’ne gittik. Lütfettiler, içeri aldılar. Oğlumla ikinci müdürün odasına gittik. Adam bize “Görmek istediğinizden emin misiniz” diye sordu. Oğlum fırladı, “Biz her şartta babamı göreceğiz” dedi. İkinci müdür telefon etti, “Tutukluyu hazırlayıp koridora getirin” dedi. 10 dakika sonra koridora çıktık. Gördüğümüz manzara şuydu: Yerden bir karış yükseklikte ilkel bir sedye ile getirmişler. Kafası kazınmış. Burnunda uyduruk bantlarla sarılmış bir sondaj var, nefes almasını sağlamak için. Bir sondaj da battaniyenin üzerinde idrar için. Parmağını oynatacak durumda değil. Şuuru kapalı... Ve bu haliyle tutuklu.

 

Hürriyet

- Eşinizi böyle görünce ne yaptınız?

SABRİYE OKKIR: Oğlum hemen eğildi sedyeye... “Babacığım, seni ancak bulduk, seni hiç bırakmayacağız” diye ağlamaya başladı. O sırada cezaevi müdürleri de seyrediyorlar, hasta numara mı yapıyor diye... Hatta Bayrampaşa Cezaevi, Bakırköy’deki hastaneye gönderirken “Bunu şoklayın, numara yapıyor olabilir” diyor.

 

 - İsyan edilecek bir durum.

SABRİYE OKKIR: Ben aylardır aynı soruyu soruyorum, bir kişi bana cevap versin: Şuuru kapalı, beslenemeyen, yoğun bakımda tutulması gereken bir insan, nasıl oluyor da tutuklu olabiliyor? Ben yıllardır bu sorunun cevabını alamadım.

 

 - Cezaevinde bu tutuklunun bu durumunu görüp de uyaran çıkmamış mı?

SABRİYE OKKIR: Hükümlü bir çocuk var, cezaevinde çaycılık yapıyor. O gidiyor Zekeriya Öz’e... “İhtiyaçlarını gideremiyor, tedavisinin yapılması lazım” diyor. Zekeriya Öz de ona “Sen boş ver şimdi onu, benim istediğim gibi ifade ver, senin tahliyeni yapayım” diyor.

 

 BANA HAKLISIN DEMEYİN

- ŞU anda ne talep ediyorsunuz?

SABRİYE OKKIR: İlk talebim şu: Bana haklısın demekten vazgeçilsin. Ben haklı olmak istemiyorum, ben kanuni yollardan eşimin hesabının verilmesini istiyorum. Biz hukuksuzluğun gazabına uğradık. Kimse gazaba uğrasın istemiyorum ama adil bir şekilde yargılansınlar istiyorum. Kuddusi tutuklanmadı, öldürüldü. Bugün “Ergenekon yok” diyorlar. Ergenekon yoksa Kuddusi nerede?

 

Hürriyet

 - Kimleri suçluyorsunuz?

SABRİYE OKKIR: Eşim ölüm döşeğinde olduğu için tutukluluğunun devamına karar veren hâkim ve savcıları... Kanser hastası olan, ölmek üzere olan bir kişiye sağlam raporu veren doktorları ve hastaneleri... Kaçma ve delil karartma şüphesi olmadığı halde tutuklayanları suçluyorum. “Ben bu davanın savcısıyım” diyenleri suçluyorum. Sadece bunlar değil... Basın da, muhalefet de, sosyal kuruluşlar da suçlu... Bütün ülke seyirci kaldı bu cinayete... Hakkını yemeyeyim CHP’li Atilla Kart, konuyu takip eden isim oldu.

 

 İÇERİ DÜŞTÜKTEN 8 AY SONRA HASTALANDI

- HERHANGİ bir rahatsızlığı var mıydı tutuklanmadan önce?

SABRİYE OKKIR: Yoktu. Tutuklandıktan 8 ay sonra hastalandı.

 

 

- Sağlığı nasıldı tutuklanmadan önce?

SABRİYE OKKIR: O kadar rahattı, hiçbir şeyi o kadar takmazdı ki... Doktor arkadaşlarımız, “Kuddusi sen dünyada en son kanser olacak adamsın” derlerdi. Bakın bu kelimeyi kullandılar. Yemin ederim. Abartmıyorum.

 

- Tutuklanınca nasıl bir ruh haline girdi?

SABRİYE OKKIR: Kahroldu. Her ziyaretine gittiğimde “Ben suçsuzum, bir yanlış anlama var” diyordu.

 

Hürriyet

'ERGENEKON'UN KASASI' DEDİLER KİRADA OTURUYORDUK

- “ERGENEKON’un kasası” dediler Kuddusi Okkır için... Nereden çıktı bu kasa işi?

SABRİYE OKKIR: Vallaha onu Zekeriya Öz’e soracaksınız.

 

- Soracağız sormasına da... Adam kaçtı gitti.

SABRİYE OKKIR: Kuddusi’nin kasa falan olacak bir durumu yoktu. Kirada oturuyorduk. Geçimimizi sağlıyorduk. Ben de çalışıyordum. Fakat eşim tutuklandıktan bir ay sonra Yalova’ya taşınmak zorunda kaldım. Kasa olduğumuz için mi ben Yalova’ya taşındım?

 

- Geçinemediğiniz için mi taşındınız?

SABRİYE OKKIR: Evet... Evimin kirasını ödeyemeyeceğim için gittim. En yakın arkadaşımın Yalova’da yapılan deprem konutlarında bir dairesi vardı. 5 ölü çıkan eve karşılık devletin verdiği daire... Arkadaşım oraya gidemiyordu, içi kaldırmıyordu, boş duruyordu ev. Ben apar topar oraya gittim. Hâlâ oradayım. Tek başıma oturuyorum o dağ başında.

Devamını buradan okuyabilirsiniz…

http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/ahmet-hakan_131/elbirligiyle-islenmis-bir-cinayet-bu_40095126