Bunların hepsi, şu ana kadar Suudi Arabistan ve Yemen arasında yaşanan savaşları konu alan tarih kitaplarının sonucunda elde ettiğimiz verilerdir.
Bu kitaplardan birisi “Suudi Arabistan Yemen’i işgal edecek” kitabıdır. Bu kitabın ikinci baskısı 1991 yılında pazardaki yerini almış ve kısa süre içinde iki ülke arasındaki tartışmayı alevlendirmiş hatta Arabistan devleti kitapların ortadan kaldırılması emrini vermiştir. Bu kitabın yazarı “Yusuf Elhaciri” şöyle söylemekte: “ilk olarak on dokuzuncu yüzyıl başlarında 1921 yılına kadar süren yabancı askeri birlikleri Suudi Arabistan topraklarından Yemen’e girdikler… “Tenume” caddesinde “Hac Yemani” olayı yaşandı ve sonucunda Suudi Arabistan rejimi tarafından 3000 bin Hac Yemenli öldürüldü… Ayrıca 1926 yılında Âli Suud rejimi ile Hasan El İdrisi arasında Mekke anlaşması imzalandı. Anlaşmaya göre Suudi rejimi Yemen toprakları içinde Yemen’den ayrılan İdrisiyye ülkesini! Resmi olarak tanıdı… 1934 yılında “Taif” anlaşmasıyla sonuçlanan bir dahaki Suudi Arabistan Yemen savaşına kadar devam etti… 1948 ve 1955 yıllarındaki intifadaları önlemek ve Yemen halkının kıyamlarının önünü kesmek için tekrar Yemen topraklarına girer ve binlerce yemen halkının kanını döker. Binlerce kişinin ölüm ve yaralanmasıyla sonuçlanan binlerce çocuğun yetim ve kadının dul kalmasına sebep olan 1962 yılında (Yemen’in inkılâplarından birinin zaferiyle sonuçlanan) yaşanan Yemen iç savaşında Suudi Arabistan’ın ayak izlerine rastlanmıştır. Kuzey ve güney Yemen arasında yaşanan savaşların körüklenmesi, aralarındaki vahdet ve birliğin sağlanamayıp bir türlü barışmamalarının arkasında da Suudi Arabistan vardır…ve bunun gibi yüzlerce olaya imza atmıştır.
Kitabın başka bir yerinde şöyle geçmekte: “Suudi Arabistan hükümeti her zaman ilan etmiştir ki biz hiçbir zaman başka ülkelerin iç işlerine karışmamaktayız!!! Bu açıklamaya nasıl inanabiliriz? Ayrılık isteyen güney ile Yemen devletinin savaşına Arabistan ordusu direk olarak katılmış ve ateşin daha da körüklenmesine sebep olmuştur. Defalarca Yemen’in kuzeyine saldırmış ve savaş uçaklarıyla burada yaşayan halk ve Şiaların üzerine bombalar yağdırmıştır. Yemen’in aktif inkılapçı kişilerini darbe yapacakları gerekçesiyle tutuklamak… Acaba Suudi Arabistan devleti yine mi komşu ülkelerin iç işlerine karışmıyoruz diyecek?
Ama sorumu yine soruyorum: “neden acaba devamlı olarak Suudi Arabistan devleti rahat ve güvenli bir şekilde Yemen topraklarına kilometrelerce girebilmekte? Acaba Suudi Arabistan’ın bu tutumu yavaş yavaş Yemen topraklarını kendi topraklarına katma girişimi değil midir? Geçmişte yapmaya çalıştığı gibi. Acaba bu tutum Yemen devleti ve milletinin hakimiyetini hiçe saymak değil midir? Acaba her ülke sınır sorunları yaşadığı diğer ülkelerin topraklarına rahat bir şekilde girerek o ülkenin sınır güvenliğini hiçe sayarak sınırlara saldırabilir ve buna ilave olarak o ülkenin ve uluslararası kanunları yok sayarak binlerce masum insanı katlederek kana bulayabilir mi? Eğer böyle ise neden Suudi Arabistan rejimi Yemen devletine ülkesine girerek sınırlarını ihlal etmesine ve güvenliğini ortadan kaldırmasına izin vermiyor? En azından kendisine tanıdığı hak kadar Yemen’e de tanısın!
Buna rağmen asıl suçlu Yemen devleti ve cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih olarak tanınmaktadır. Suudi Arabistan devletiyle yaptığı anlaşmayla uluslar arası kanunları hiçe sayarak burada yaşayan Husi ve Şii direnişçileri ortadan kaldırarak burada bir soykırım yapmasına izin vermektedir. Önceden güney Yemen ayrılık hareketlerini ortadan kaldırmak için izin verdiği gibi. Maalesef bu Yemen halkının kâbusudur. Bu öyle bir savaştır ki uzadıkça bölge ülkelerine de sıçrayacak bütün halkları içine alarak onlara da bu acıları yaşatacaktır. Bunların hepsinin sebebi Yemen devletinin Suudi rejimine bu ülke topraklarına girme izni vermesiyle ve burada istediği gibi haksızlık ve zulümler yapmasına seyirci kalmasıyla şiddetlendi.
Ama bunu çok iyi bilin ki ne Husilerin adalet istekleri kıyamını nede güneydeki ayrılık isteyen hareketlerini ne Suudi Arabistan ordusu ve nede Yemen devleti ortadan kaldıramaz.
Suudiler Husilerle savaş bataklığına saplanmıştır ve buradan çıkabilmek için günahsız, masum Şia halkını katlederek soykırım yapmaktadır. Acaba Husiler uzaydan mı veya yabancı ülkelerden mi gelmiştir? Veya el Kaide’den midir ki Yemen halkı Suudi Arabistan’ın katliamlarına sessiz kalmaktadır? Onlar da diğerleri gibi bu ülke çocuklarıdır; yabancı değillerdir. Neden Yemen ve Suudi Arabistan devletleri bu masum halkı kendi topraklarından dışarı çıkarmak istemektedirler? Veya nereye göndermek istemektedirler? Bu Suudi Arabistan devletinin dış siyasetinin aptallığının bir göstergesidir.
Suudi devleti ve ordusu Saada’ya gerçi bu ülkedeki güvenliği sağlama bahanesiyle girmiştir, ama gerçekte savaşın körüklenmesine ve günahsız masum insanların öldürülmesinden başka hiçbir netice elde edememiştir. Bu mesele hatta Yemen’in diğer bölgelerinde yaşayan diğer halk ve mezhepleri bile rahatsız etmiş bir an önce bu topraklardan geri çekilmesini istemişlerdir.
Suudi Arabistan rejimi bir an önce bu ülkeye askeri müdahaleden vazgeçmelidir. Hatta eğer Yemen devleti böyle bir istekte bulunsa bile. Bu konu fars körfezi ülkeleri, Arap birliği, İslam konferansı teşkilatı veya birleşmiş milletler tarafından çözüme kavuşturulmalıdır.
Kaynak: Londra’da basılan El Kudsü’l Arabî gazetesi