Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: Dünya Ehl-i Beyt (a.s) Kurultayı Genel Sekreteri Ayetullah Reza Ramazani, İran İslam Devrimi’nin “şehit lideri”nin anılması vesilesiyle yaptığı uzun konuşmada, liderin kişiliği, son gelişmeler ve İran’ın iç ve uluslararası durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Ramazani konuşmasının başında, İslam ümmetinin “şehit lideri” olarak nitelendirdiği Ali Khamenei’nin(r.h) ölümünü “Hüseynî bir şehadet” olarak tanımladı ve bunun İslam ümmetinin damarlarına yeni bir kan verdiğini söyledi. Ona göre dünya özgürlük yanlıları artık İran’a ve “kahraman İran halkına” farklı bir gözle bakıyor. Ramazani, İran halkının küresel güçlere karşı “eşitsiz bir mücadelede ama güçlü bir şekilde ayakta durduğunu” ifade etti.
İslam Devrimi söylemi ve Ehl-i Beyt öğretisi
Ramazani’ye göre İslam Devrimi’nin söylemi doğrudan Ehl-i Beyt (a.s) öğretilerinden kaynaklanıyor. Bu öğretiler insanlığı tevhid ve tek tanrı inancına çağırırken toplumsal düzeyde adaletin gerçekleşmesini hedefliyor.
Ramazani, Kur’an’daki “Biz peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik ve insanlar adaleti ayakta tutsun diye onlarla birlikte kitap ve ölçü indirdik” ayetine atıfta bulunarak peygamberlerin bu düzeni kurmak için gönderildiğini söyledi. Ona göre peygamberlerden sonra bu görevi taşıyacak kişinin ya masum bir imam ya da adil, fakih ve toplum işlerinden anlayan bir lider olması gerekir.
“İran’ı bölmeyi hedefleyen en büyük fitne”
Ramazani, son savaşın İran’ı bölmeyi hedefleyen en büyük fitnelerden biri olduğunu savundu. Ona göre devrimden bu yana birçok kriz yaşandı ancak bu son gelişme en zor olanıydı.
Ramazani, geçmişte iki Müslüman ülke arasında yaşanan savaşın da dış güçlerin etkisiyle ortaya çıktığını ve Baasçı düşüncenin bu çatışmada rol oynadığını ifade etti.
Son yıllardaki gelişmelere değinen Ramazani, 1401 olayları ve ardından yaşanan “12 günlük savaş” ile 13. günde yaşanan iç karışıklıkların bu sürecin devamı olduğunu söyledi. Bu süreçte İsrail istihbarat servisi Mossad’ın İran içinde faaliyet gösterdiğini iddia etti.
“165 kişi hayatını kaybetti”
Ramazani, söz konusu saldırılarda askeri komutanlar, bilim insanları ve sivillerin hayatını kaybettiğini söyledi. Özellikle okullarda bulunan çocukların ölümünün en acı olay olduğunu vurgulayan Ramazani, toplam 165 kişinin hayatını kaybettiğini belirtti ve bu konunun uluslararası alanda takip edilmesi gerektiğini ifade etti.
Liderin suikastı ve yaşam tarzı
Ramazani’ye göre lider, evine yakın bir çalışma ofisinde ailesinin bazı üyeleriyle birlikte bulunduğu sırada saldırıya uğradı ve hayatını kaybetti. Bu olayın ardından, liderin yeraltındaki sığınaklarda yaşadığına dair bazı medya iddialarının gerçek olmadığının ortaya çıktığını savundu.
Ramazani, liderin sade bir hayat sürdüğünü ve günlük toplantılarını evine yakın ofisinde yaptığını belirtti. Bu durumun onun halkla iç içe yaşadığını gösterdiğini söyledi.
“86 yıllık hayat ve 36 yıllık liderlik”
Ramazani, liderin 86 yıllık hayatı boyunca ülkeyi yönettiğini ve yaklaşık 36–37 yıl süren liderliğinin dünya ölçeğinde nadir görülen bir dönem olduğunu söyledi. Ona göre lider, Ruhollah Khomeini’nin öğrencisi olmasının yanı sıra kendisi de alim, fakih ve düşünür olarak önemli bir konuma sahipti.
Ramazani ayrıca liderin tevazu, cesaret ve sade yaşamıyla tanındığını, hatta muhaliflerinin bile onun dürüstlüğünü kabul ettiğini ifade etti.
“Açık bir saldırı”
Ramazani, İran’a yönelik saldırının uluslararası hukuka aykırı açık bir saldırı olduğunu savundu. Ona göre İran hiçbir saldırıyı başlatmadı ancak kendini savunma hakkına sahip.
Ramazani ayrıca savaşın ilk yedi gününde 3 bin 400 sivil yerleşimin hedef alındığını iddia ederek uluslararası kuruluşların saldırganları yargılaması gerektiğini söyledi.
“Şehit liderin takipçileri veliyyü’d-demdir”
Konuşmasının önemli bölümünde Ramazani, liderin öldürülmesini İslam dünyası için eşi görülmemiş bir olay olarak nitelendirdi. Ona göre Müslüman tarihinde bazı dini şahsiyetler öldürülmüş olsa da bir dini ve siyasi liderin bu şekilde hedef alınması nadir görülen bir durumdur.
Ramazani, “Şehit liderin tüm takipçileri ve müritleri veliyyü’d-demdir ve saldırganlara karşı görevlerini yerine getirmelidir” dedi. Ona göre saldırganların bulunduğu hiçbir yer güvenli olmamalıdır ve bu saldırının uluslararası düzeyde karşılık bulması gerekir.
Küresel mücadele: “Hak ve batıl cepheleri”
Ramazani dünyada iki cephe bulunduğunu savundu: biri adalet ve maneviyat temelli, diğeri ise sömürü ve ayrımcılığa dayalı. Batı medyasını da İran hakkında yanlış anlatılar yaymakla suçladı.
Ramazani’ye göre İran son 48 yılda terörün kurbanı oldu ve buna rağmen terörle mücadelede aktif rol oynadı.
Yeni lider yakında seçilecek
Ramazani ayrıca İran’da liderlik sürecinin anayasal olarak güvence altında olduğunu belirtti. Buna göre liderin ölümü ya da görevini yapamayacak duruma gelmesi halinde geçici bir liderlik konseyi kuruluyor.
Ramazani, bu konseyin cumhurbaşkanı, yargı erki başkanı ve bir anayasa koruyucular konseyi üyesinden oluştuğunu ve şu ana kadar dört toplantı yaptığını söyledi.
Uzmanlar Meclisi’nin yeni lideri belirlemek için üç kişilik bir komite kurduğunu ifade eden Ramazani, anayasanın öngördüğü üç temel şartı — fakihlik, adalet ve yönetim bilgisi — taşıyan kişinin “önümüzdeki birkaç gün içinde” seçilebileceğini söyledi.
Ramazani sözlerini, İran halkının devrim ve ülke savunması konusundaki kararlılığına vurgu yaparak tamamladı. Ona göre halkın meydanlardaki varlığı, ülkenin “direniş yolunu” sürdüreceğini gösteriyor.
yorumunuz