Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: Amerikan-Siyonist eksenin İran'a karşı başlattığı savaşın 27. gününde, Washington'un "hızlı ve kesin darbe" olarak tasarladığı operasyon, uzun soluklu bir yıpratma savaşına ve stratejik bir çıkmaza dönüştü. Beyaz Saray'ın resmi anlatısı ile sahadaki gerçekler arasındaki uçurum, bu süreçte her zamankinden daha belirgin hale geldi.
"Yıpratma" Yerine "Yeniden İnşa": İran'ın Savaş Sanayisi Yıkım Hızını Aştı
ABD'nin başlangıçtaki stratejisi, İran'ın askeri teçhizatını "yıpratarak" ülkeyi zayıflatmaya dayanıyordu. Ancak İran, savaşı "direnme ve sabır" temelinde tanımladı. Bağımsız analizler, İran'ın füze ve insansız hava aracı üretim kapasitesinin yeniden inşa hızının, ABD hava saldırılarının yıkım hızını geride bıraktığını gösteriyor. Washington'un en iyimser senaryolarında bile İran, önümüzdeki dört ila altı ay boyunca operasyonel düzeyde çatışmayı sürdürme kabiliyetine sahip.
Merkez Üssü Değişti: Hürmüz Boğazı'nda Tam Hakimiyet
Savaşın en önemli saha gelişmesi, çatışmanın ağırlık merkezinin İran topraklarından Hürmüz Boğazı'na kayması oldu. İran, coğrafi konumu ve asimetrik silahları sayesinde bu hayati su yolunun kontrolünü fiilen ele geçirdi. Askeri kaynaklar, bölgede konuşlu beş adet THAAD füze savunma sisteminin hasar gördüğünü veya imha edildiğini, ABD ve İsrail'in savunma füzesi stoklarının hızla tükenmekte olduğunu doğruluyor. Çin'e ait tankerler, müzakere edilen istisnalar ve koordinasyonla geçişlerini sürdürürken, Batılı ve ABD müttefiki gemilerin geçişi fiilen durdu.
"Tamamen Yok Edildi" Yalanı ve Washington'daki Güven Bunalımı
ABD Başkanı Donald Trump, savaşın ilk günlerinde İran'ın füze kapasitesinin "tamamen yok edildiğini" iddia etmişti. Ancak saha verileri, İran'ın saldırı sistemlerinin hâlâ maksimum kapasiteyle faaliyette olduğunu gösteriyor. Saha gerçekleri ile resmi anlatı arasındaki bu uçurum, Washington'un karar alma mekanizmalarında güven bunalımını derinleştirdi.
İran'dan Altı Maddelik Yeni Düzen Şartı
İran, bölgesel arabulucular aracılığıyla ilettiği diplomatik kanallarda, savaşı sona erdirmek için altı maddelik bir çerçeve sundu. Bu çerçeve, basit bir ateşkesin ötesine geçerek bölgenin güvenlik yapısının yeniden tanımlanmasını hedefliyor.
Trump'ın "Üçlü Çıkmazı": Ekonomi, Taban ve Strateji Arasında Sıkışış
Savaşın 27. gününde Donald Trump, Beyaz Saray'daki karar alma sürecini etkileyen üç ayrı kesimin çelişkili talepleri arasında sıkışmış durumda:
-
Ekonomi Cephesi: Hazine Bakanlığı ve Ulusal Ekonomi Konseyi'ndeki üst düzey ekonomik danışmanlar, varil fiyatı 180-220 dolar bandına yükselen petrolün ABD'yi resesyona sürükleyebileceğini ve Cumhuriyetçi Parti'nin ara seçimlerde ağır bir bedel ödeyebileceği uyarısında bulunuyor.
-
MAGA Tabanı: Trump'ın tabanının çoğunluğu askeri eylemi desteklese de Tucker Carlson, Megyn Kelly ve Steve Bannon gibi etkili isimler savaşa açık muhalefet ediyor. Carlson, bu çatışmayı "İsrail'in savaşı" olarak nitelendirerek Amerikan stratejik çıkarlarına hizmet etmediğini savunuyor. Eski Kongre Üyesi Marjorie Taylor Greene ise bu savaşı Trump'ın "bitmeyen savaşlara son verme" vaadine "tam bir ihanet" olarak tanımlıyor.
-
Strateji Cephesi: Siyaset bilimciler ve güvenlik analistleri, "kesin zafer" yanılsamasının tehlikesine dikkat çekiyor.
yorumunuz