Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA:
Bölgesel dengelerin hızla değiştiği bir dönemde İran ile ABD arasındaki müzakereler yeniden diplomasinin odağına oturdu. Ancak görüşmeler, derin güvensizlik ve doğrudan askeri çatışmanın gölgesinde ilerliyor. Lübnan eski Dışişleri Bakanı Adnan Mansur, MHR haber ajansına yaptığı açıklamada, ABD’nin maksimum baskı stratejisinin iflas ettiğini belirterek, “Trump yönetimi kendini müzakerenin dışında buldu” dedi.
Mansur: İran kırmızı çizgilerinden taviz vermiyor
Mansur, ABD’nin İran’a dayattığı şartların “gerçekçi olmadığını” vurguladı. Eski bakan, “İran, egemenliğine, ulusal güvenliğine ve stratejik kazanımlarına zarar verecek hiçbir maddeyi kabul etmez” dedi. İran’ın nükleer programının barışçıl olduğunu ve bugüne kadar hiçbir uluslararası denetimden kaçmadığını hatırlatan Mansur, asıl sorumlunun 2018’de anlaşmayı tek taraflı olarak yırtan Trump olduğunu söyledi.
“Trump anlaşmadan çekilip ardından dünyaya İran’a karşı ekonomik abluka empoze etti. Oysa bu yaptırımlar ne BM ne de Güvenlik Konseyi kararıydı. Bu, emperyalist bir dayatmanın tipik örneğidir” diyen Mansur, İran’ın baskı altında masaya oturmayacağını, savaşa rağmen direndiğini ve ABD ile İsrail’in rejim değişikliği hedefinde başarısız olduğunu kaydetti.
Tarihin tekerrürü: Savaşlar diplomasiyle biter, ama bu kez şartlar farklı
Mansur, tüm savaşların sonunda diplomasiye dönüldüğünü hatırlatarak, “Ancak İran bu kez güçlü bir şekilde masaya oturuyor. Hedefi, 2015 anlaşmasındaki kazanımlarını korumak” dedi. ABD’nin ortaya attığı 15 maddeye karşılık İran’ın 10 maddelik bir çerçeve sunduğunu belirten Mansur, tarafların ortak zemine ancak İran’a verilecek uluslararası garantilerle ulaşabileceğini söyledi.
Geçmişte Vietnam, Irak ve Afganistan’da savaş kaybeden ABD’nin şimdi de İran karşısında benzer bir çıkmaz yaşadığını ifade eden Mansur, “Amerikan savaş makinesi ne İran’ı yıkabildi ne de hedeflerine ulaştı. Şimdi masada mecburen müzakere ediyorlar” dedi.
Trump’ın çelişkili tutumu ve iç muhalefet
Trump’ın bir yandan “bombardıman” çağrıları yaparken diğer yandan müzakere masasında yer almasını “Washington’un ikiyüzlülüğü” olarak yorumlayan Mansur, “Bu tutarsızlık, Beyaz Saray’ın içindeki çatışmanın da yansımasıdır” dedi. Zira ABD kongresinde Demokratlar, Savunma Bakanı Hegseth’e gönderdikleri mektuplarda, İran’a yönelik saldırıların hesabını soruyor ve şeffaflık talep ediyor. Minab’da 110 çocuğun öldüğü okul saldırısının ardından Pentagon’un iki aydır “soruşturma” bahanesine sığınması, ABD içinde bile “acı ve yetersiz” bulunuyor.
Lübnan’da ateşkes kâğıt üstünde, İsrail saldırıyor
Eski bakan Mansur, Lübnan-İsrail ateşkesini de değerlendirdi. “Bu ateşkes son derece kırılgandır. İsrail daha önce hiçbir anlaşmaya bağlı kalmadı, buna da kalmayacak” diyen Mansur, Washington’da imzalanan üçüncü maddenin İsrail’e “kendini savunma” adı altında istediği zaman saldırı yetkisi verdiğini hatırlattı. “Yani İsrail, hiçbir tehdit olmasa bile bir bahane üretip Lübnan’ı vurabilecek” dedi.
Mansur, İsrail’in ateşkes ihlallerini sıraladı: Köylerin boşaltılması, evlerin havaya uçurulması, güneyde bir güvenlik şeridi oluşturulmaya çalışılması. “Buna rağmen ABD, ateşkesin garantörü olarak gözlerini kapatıyor. Bu utanç verici bir durum” diye konuştu.
Lübnan neden İran’la koordine etmedi?
Mansur’a göre Lübnan hükümeti, İran’ın ateşkes konusundaki diplomatik başarısından yararlanamadı. “Başbakan, ‘Kimse bizim adımıza müzakere etmiyor’ dese de herkes biliyor ki ateşkesin sağlanmasında İran’ın rolü belirleyiciydi. Pakistan başbakanı aracılığıyla yürütülen müzakerelerde İran, Lübnan’daki ateşkesin de sağlanmasını şart koştu” dedi.
Ancak Lübnan içindeki siyasi hassasiyetler ve ABD baskısı, Beyrut’un Tahran ile aynı çizgide hareket etmesini engelledi. Mansur, “ABD, Lübnan’ın Doğu’ya, Çin’e, Rusya’ya veya İran’a yönelmesini kesinlikle istemiyor. Lübnan’ın Batı ekseninde kalması için her türlü baskı uygulanıyor” diyerek sözlerini tamamladı.
yorumunuz