Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: Altın ve gümüş fiyatları, küresel piyasalardaki dalgalı görünüme ve ABD kaynaklı jeopolitik belirsizliklere rağmen, dolardaki değer kaybının desteğiyle dirençli bir seyir izliyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik deniz ablukasını sürdürme kararı ve Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması, enerji arzını tehdit ederek küresel enflasyon endişelerini yeniden alevlendirirken, yatırımcıların güvenli liman olarak gördüğü altına olan ilgisini artırıyor.
Dün yaklaşık yüzde 2 değer kazanan altın, Japonya'nın döviz piyasalarına müdahale ettiği yönündeki haberlerin ardından ABD dolarında yaşanan sert değer kaybıyla ons başına 4 bin 600 doların üzerinde istikrar kazandı. Ons altın güne 4 bin 629 dolardan başlarken, gün içinde 4 bin 636 doları gören fiyatlar şu sıralarda 4 bin 611 dolardan işlem görüyor. Gram altın ise 6 bin 714 liradan güne merhaba derken, anlık olarak 6 bin 694 liradan alıcı buluyor.
Trump yönetiminin Hürmüz Boğazı üzerinden yürüttüğü abluka politikası, piyasalarda bir güvenlik riski olarak fiyatlanıyor. Tahran yönetiminin nükleer programından vazgeçmeyeceğini ve boğazın kontrolünü elinde tutacağını açıklaması, arz zincirindeki aksamaların süreceğine işaret ediyor. Bu durum, tıpkı 1970’lerdeki petrol krizlerinde olduğu gibi, maliyet enflasyonunu tetikleyerek merkez bankalarının faizleri daha uzun süre yüksek tutmasına veya ek sıkılaştırmaya gitmesine neden olabilecek bir tablo çiziyor. Altına benzer nitelikteki gelişmeler ışığında gümüş de hafif alıcılı seyrini sürdürüyor. Ons gümüş güne 73,98 dolardan başlarken, gün içinde 74,59 doları gören fiyatlar şu sıralarda 73,77 dolardan işlem görüyor.
Bu piyasa hareketlerinin arkasında yalnızca jeopolitik riskler değil, aynı zamanda ABD'de Trump yönetiminin ekonomi politikalarına duyulan güvensizlik de yatıyor. Başkan Trump'ın 'tarihin en büyük ekonomisi' iddiası, resmi verilerle çelişiyor. ABD ekonomisi geçtiğimiz yılın son çeyreğinde yıllık bazda yalnızca yüzde 1,4 oranında büyüyerek piyasa beklentilerinin oldukça altında kalırken, istihdam piyasası da zayıf bir performans sergiledi. Trump'ın korumacı ticaret politikaları ve gümrük vergileri, küresel tedarik zincirlerinde kırılmalara yol açarken, ABD içinde de yatırım ortamını olumsuz etkiliyor. Ekonomistler, bu tür politikaların gelişmekte olan ülkelerle ticaret ilişkilerinde dalgalanmalara yol açabileceğini ve yeni bir ekonomik ayrışma sürecini tetikleyebileceğini belirtiyor.
Tüm bu belirsizliklere rağmen altının arkasındaki en büyük desteklerden biri de merkez bankalarından geliyor. Dünya Altın Konseyi verilerine göre, merkez bankaları 2026'nın ilk çeyreğinde net 244 ton altın satın alarak bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 17'lik bir artışa imza attı. Polonya Merkez Bankası 31 tonla en büyük alıcı olurken, onu 25 tonla Özbekistan ve 12 tonla Kazakistan izledi. Bu alımlar, küresel rezerv yöneticilerinin jeopolitik risklere karşı portföylerini çeşitlendirme stratejisinden vazgeçmediğini gösteriyor.
yorumunuz