1 Mayıs 2026 - 13:21
Dünya Bankası raporu: Savaşın faturasını bütün ülkeler ödeyecek

Dünya Bankası, ABD-İsrail’in İran savaşı nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının küresel petrol arzında günde 20 milyon varillik tarihi bir kesinti yarattığını, Brent petrolün 112 dolara fırladığını ve bölge ülkelerinin büyüme tahminlerinin 3 puan aşağı çekildiğini açıkladı. Irak’ta yüzde 8,6, Kuveyt’te yüzde 6,4 daralma beklenirken, İran için 2026 tahmini bile yapılamıyor.

Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: Dünya Bankası, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın yol açtığı ekonomik tahribata ilişkin kapsamlı bir rapor yayımladı. Raporda, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın çatışmalar nedeniyle “fiilen kapandığı” belirtilirken, küresel enerji piyasalarında 1990 Körfez Savaşı ve 2022 Ukrayna savaşını geride bırakan bir arz şoku yaşandığı vurgulandı. Uydu görüntülerine göre, boğazın iki yakasında tankerler geçiş izni beklerken, Brent petrolün varil fiyatı 27 Mart itibarıyla 112 dolara fırlayarak savaş öncesine göre yüzde 60’tan fazla arttı.

Raporda dikkat çeken bir tespit de doğal gaz fiyatlarına ilişkin: Avrupa’da gaz fiyatları aynı dönemde yaklaşık yüzde 70 yükseldi. Dünya Bankası, bu tablonun yalnızca enerji fiyatlarını değil, gübre ve gıda zincirini de tehdit ettiğini, özellikle Körfez’den yapılan üre ihracatının durma noktasına geldiğini aktardı. Raporda, “Fiyatlar uzun süre yüksek kalırsa, enflasyon dalgası merkez bankalarını faizleri beklenenden daha yüksek tutmaya zorlayabilir” uyarısı yapıldı.

Tarihi Emsal: 1990’da 4 Milyon Varil, Şimdi 20 Milyon Varil Kesinti

Dünya Bankası, mevcut kesintinin büyüklüğünü tarihsel örneklerle gözler önüne seriyor: 2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından yaklaşık 2,5 milyon varil/gün (küresel arzın yüzde 3’ü) piyasadan çekilmiş, bu durum Brent petrolün iki ayda yüzde 30’dan fazla yükselmesine neden olmuştu. 1990 Körfez Savaşı’nda ise 4 milyon varil/gün (dönemin arzının yüzde 6-7’si) kesintiye uğramış, fiyatlar üç ayda ikiye katlanmıştı. Oysa şimdi Hürmüz üzerinden günlük yaklaşık 20 milyon varil –küresel arzın yüzde 20’si– geçemiyor. Bu rakam, tarihin en büyük petrol arz şoku olarak kayıtlara geçiyor.

Rapora göre, jeopolitik risk endeksi Nisan 2025’te tarihi zirvesini görmüş olmasına rağmen, mevcut çatışma bu seviyeleri de aşmış durumda. Yatırımcılar ve politika yapıcılar arasında “tek kesin olan şey belirsizliğin kendisidir” algısı hâkim.

Bölge Ülkeleri Ağır Bedel Ödüyor: Irak’ta Yüzde 8,6 Daralma Bekleniyor

Savaşın en ağır faturası elbette bölge ülkelerine kesilecek. Dünya Bankası, altı Arap ülkesinin (Bahreyn, Kuveyt, Katar, Umman, Suudi Arabistan, BAE) 2026 büyüme tahminini bir önceki raporuna göre 3,1 puan aşağı çekerek yüzde 1,3’e indirdi. Halbuki bu ülkeler 2025’te yüzde 4,4 büyümüştü. En sert düşüş Kuveyt ve Katar’da yaşanacak: Kuveyt ekonomisinin yüzde 6,4, Katar’ın ise yüzde 5,7 küçülmesi öngörülüyor. Suudi Arabistan’da büyüme yüzde 3,1’e, BAE’de ise yarı yarıya düşüşle yüzde 2’ye gerileyecek.

Irak ise adeta felç durumunda: Ülkenin yüzde 40’ından fazlasını oluşturan Ramile ve Batı Kurne-2 sahaları da dahil olmak üzere büyük petrol alanları kapandı. Dünya Bankası, Irak ekonomisinin 2026’da yüzde 8,6 daralacağını tahmin ediyor – ülke 2025’te zaten yüzde 0,7 küçülmüştü.

İran ekonomisi ise savaş öncesinde bile kırılgan durumdaydı. Banka, 2025 yılı için İran’ın yüzde 2,7 daraldığını, gıda enflasyonunun yüzde 99’a ulaştığını kaydetti. Raporda İran için 2026 büyüme tahmini yapılamadığı belirtilirken, “Mevcut çatışma bu önceden var olan kırılganlıkları daha da kötüleştiriyor” denildi.

Emperyalist Savaşın Bedeli: Kim Ödüyor?

Raporda doğrudan bir siyasi yorum bulunmasa da, sunulan veriler kendiliğinden bir tablo çiziyor: Trump yönetiminin İsrail lobilerinin yoğun baskısıyla başlattığı ve Pentagon’un şimdiye kadar 25 ila 50 milyar dolar harcadığı bu savaş, yalnızca Ortadoğu’yu değil, tüm dünyayı enflasyon ve durgunluk sarmalına sürüklüyor. Dünya Bankası’nın endişesi şu: Yüksek gübre fiyatları, ekim sezonuna kalırsa küresel gıda üretimi çökecek; enflasyonla mücadele eden merkez bankaları faizleri daha da artırmak zorunda kalacak; bu kez gelişmekte olan ülkeler borç krizine sürüklenecek. Tıpkı 1970’lerdeki petrol şoklarında olduğu gibi, yine en büyük yükü yoksul ve savunmasız nüfuslar çekecek. Ancak o dönemdeki krizlerin aksine, bugünkü çöküşün tetikleyicisi bir doğal afet veya jeolojik zorunluluk değil; Washington ve Tel Aviv’in Ortadoğu’da “yeni bir düzen” kurma hevesidir.

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha