Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: ABD Başkanı Donald Trump, İran’a karşı giriştiği savaşın ve bu süreçte İsrail’in doğrudan desteğiyle işlenen savaş suçlarının ardından gözünü bu kez Küba’ya dikti. Florida’daki bir etkinlikte yaptığı konuşmada, sadece ada ülkesini “devralma” hayali kurmakla kalmadı; aynı gün imzaladığı yeni bir başkanlık kararnamesiyle Havana yönetimine bağlı kişi ve kuruluşlara yönelik yaptırımları da genişleterek Küba’ya yönelik ekonomik ablukayı daha da sıkılaştırdı. Bu adımlar, Washington’un küçük bir komşu ülkeye karşı doğrudan bir işgal tehdidini açıkça dile getirmesiyle sonuçlandı.
Trump, ABD’nin İran’da yürüttüğü savaşın hemen ertesinde bölgeye bir uçak gemisi gönderebileceğini belirterek bu kez hedefin Küba olduğunun sinyalini verdi. “100 metre açıkta dururuz, onlar da ‘teslim oluyoruz’ der” ifadelerini kullanan Trump, dünyanın en büyük savaş gemilerinden USS Abraham Lincoln’ü ada açıklarına konuşlandırmanın tek başına Küba’yı teslim olmaya zorlayabileceğini öne sürdü. Bir devlet başkanının, egemen bir ülkenin kıyılarına savaş gemisi sürerek teslimiyet dayatmasını “diplomasi” veya “caydırıcılık” olarak tanımlamak mümkün değildir. Bu, açık ve hukuka aykırı bir savaş tehdididir ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın 2. maddesinde güvence altına alınan “kuvvet kullanma tehdidinden kaçınma” ilkesini doğrudan ihlal etmektedir.
Trump’ın bu saldırgan çıkışı, ABD’nin uluslararası arenada onlarca yıldır uyguladığı emperyalist müdahale politikalarının yalnızca en son halkasıdır. Tarihsel olarak, ABD’nin Küba’ya yönelik ekonomik ambargosu 1959’daki Küba Devrimi’nden bu yana tam 66 yıldır kesintisiz devam ediyor. Bu ambargo, Amerikan İşleri Devletleri Örgütü’nün (OAS) defalarca kınadığı ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda her yıl neredeyse oybirliğiyle reddedilen bir kuşatma politikasıdır. Daha yakın geçmişte, geçtiğimiz yıl Venezuela’dan Nicolas Maduro’yu kaçırarak bu ülkenin petrol rezervlerini fiilen kontrol altına alan Washington yönetimi, Küba’nın en önemli enerji kaynağını kurutmuş ve adada elektrik şebekesinin çökmesine, hastanelerin karanlıkta kalmasına neden olmuştu. Şimdi ise bu ekonomik savaş, siyasi bir ilhak tehdidiyle birleşiyor. Uluslararası hukukçuların da sıkça vurguladığı gibi, bir ülkenin donanma gücünü diğer bir egemen devletin kıyılarında konuşlandırarak teslimiyet beklemek, 21. yüzyılda “yeni sömürgecilik” tanımının en çarpıcı örneğidir.
Beyaz Saray’ın bu savaş çağrıları, ABD iç cephesinde de giderek büyüyen bir rahatsızlıkla karşılanıyor. “Önce Amerika” sloganıyla ve “sonsuz savaşları bitirme” vaadiyle seçilen Trump’ın bir yandan İran’da ateşkesi sürdürüp diğer yandan yeni bir savaş cephesi açma tehdidinde bulunması, kendi tabanında büyük bir çelişki ve öfke yaratıyor. Cumhuriyetçi Temsilci Thomas Massie, bu savaşların gerçek kazananlarının yalnızca savunma sanayi şirketleri olduğunu söylerken, eski Trump destekçisi Marjorie Taylor Greene ise “Sıfır savaş için oy verdik” diyerek tepkisini dile getirdi. Özellikle Trump’ın İsrail’in baskısıyla şekillenen ve Gazze’deki katliamı görmezden gelen Ortadoğu politikası, ardından Küba’ya yönelik bu yeni işgal tehdidi, onun savaş yanlısı tutumunun ne denli yapısal olduğunu gösteriyor. Pew Research tarafından geçen ay yayımlanan bir ankete göre, Amerikalıların yüzde 53’ü Trump yönetiminin dış politikada diğer ülkelerin çıkarlarını tamamen göz ardı ettiğini düşünüyor; bu oran 2008’den bu yana kaydedilen en yüksek seviye. Tüm bu veriler, ABD toplumunda emperyalist dış politikaya yönelik hoşnutsuzluğun artık görmezden gelinemez bir boyuta ulaştığını gösteriyor.
Trump’ın özellikle İsrail’in doğrudan talepleri doğrultusunda şekillendirdiği İran savaşının ardından Küba’ya yönelmesi, Washington’un “düşman listesini” keyfi olarak genişletme alışkanlığının en son ve en tehlikeli örneğidir. Kendi seçmeninin açık muhalefetine, uluslararası hukukun bariz ihlallerine ve tarihin acı derslerine rağmen yeni askeri maceralara yelken açan bu yönetimin pervasız çıkışı, hem bölgede yeni bir istikrarsızlık dalgası yaratma riski taşıyor hem de ABD’nin küresel imajına ağır bir darbe indiriyor.
yorumunuz