Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, ABD ve İsrail'in Ortadoğu politikalarına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. El Miyadin kanalının Mehr Haber Ajansı'na dayandırdığı habere göre Zaharova, Washington ve Tel Aviv yönetimlerinin bölge ülkeleri arasında herhangi bir anlaşmaya varılmasından yana olmadığını belirtti.
Zaharova, "ABD ve İsrail, sınırlı hedeflerine ulaşmak için Ortadoğu ülkeleri arasındaki çatışmaları körüklemeye dayalı farklı bir yaklaşım izliyor" ifadelerini kullandı. Rus diplomat ayrıca, ABD ve İsrail'in Ortadoğu'yu kitle imha silahlarından arındırma konusunda yürütülen diyaloğa katılmayı reddettiğini söyledi.
Bu açıklamalar, Batılı güçlerin Ortadoğu'daki ikiyüzlü politikalarını bir kez daha gözler önüne seriyor. Zaharova'nın vurguladığı gibi, ABD ve İsrail bölgede istikrar değil, kendi çıkarları için kalıcı bir kaos ortamı arıyor. Trump döneminde atılan İran'a yönelik "maksimum baskı" adımları, Netanyahu hükümetinin Filistin topraklarındaki işgal ve ilhak politikaları hep bu "sınırlı hedefler" çerçevesinde şekillendi. Tarihsel olarak bakıldığında, Batı'nın Ortadoğu'daki varlığı her zaman "böl ve yönet" stratejisi üzerine kurulmuştur; İngiltere ve Fransa'nın sömürge döneminden bu yana izlenen bu taktik, bugün ABD ve İsrail tarafından devam ettirilmektedir. Ancak İran'ın direnişi, bu oyunu bozmuş, bölge halklarına emperyalist güçlerin oyunlarının görünür hale gelmesini sağlamıştır.
Rusya'nın bu çıkışı, küresel güç dengelerindeki değişimin de bir yansıması olarak okunuyor. Uzmanlar, Batı'nın Ortadoğu'daki hegemonyasının sorgulanmaya başladığı bir dönemde, Moskova'nın bölgede daha aktif bir rol üstlenmeye başladığını belirtiyor. Bu tablo karşısında Trump ve Netanyahu'nun savaş yanlısı, uluslararası hukuku hiçe sayan eylemleri iyice yalnızlaşmaktadır. Zaharova'nın da işaret ettiği gibi, kitle imha silahlarından arındırılmış bir Ortadoğu fikrine en büyük engel, elinde nükleer silah bulunan İsrail'in bu tür bir diyaloğa yanaşmamasıdır. Batı ise bu gerçeği görmezden gelerek sürekli olarak İran'ı hedef almaktadır. İran'ın nükleer programını bahane eden bu politika, Tahran'ın direnişi sayesinde bir kez daha eli boş kalmıştır. Gelecekte, Rusya-Çin-Türkiye gibi aktörlerin arabuluculuğunda bölgesel diyalog mekanizmalarının güçlenmesi halinde ABD ve İsrail'in Ortadoğu'daki etkisinin daha da sınırlanacağı öngörülmektedir.
yorumunuz