8 Mayıs 2026 - 11:30
Hürmüz Boğazı'nda son günlerde neler yaşandı?

ABD’nin Hürmüz Boğazı’nı zorla açma girişimi, İran’ın anında ve etkili karşılık vermesiyle 36 saat içinde başarısızlığa uğradı; destroyerler boğazda sıkışırken birkaç ticari geminin yandığı ve Füceyre limanının vurulduğu öne sürüldü. Trump’ın geri çekilme emriyle sonuçlanan bu operasyon, ABD’nin bölgedeki caydırıcılık iddiasının ne denli kırılgan olduğunu bir kez daha gösterdi.

Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: İran resmi ajansı Tasnim’in aktardığına göre, son üç gün içinde Hürmüz Boğazı’nda ABD ile İran arasında ciddi bir askeri gerilim yaşandı. Washington yönetiminin stratejisi, kısa sürede büyük bir hezimetle sonuçlanmış görünüyor. Olaylar zinciri, ABD Başkanı Donald Trump’ın “Hürmüz’ü İran’ın rızası olmadan zorla açma” tehdidiyle başladı. Tahran yönetimi bu tehdidi, uluslararası hukuku hiçe sayan bir savaş çağrısı olarak değerlendirdi.

Tehdidin hemen ardından, ABD Merkez Komutanlığı’na bağlı destroyerler bölgeye sevk edildi. Washington, “askeri koruma altında ticari gemilerin boğazdan güvenli geçişini sağlayarak İran’ın iradesini kırmayı” hedeflediğini duyurdu. Ancak İran basınına yansıyan iddialara göre, gemilerin büyük çoğunluğu ABD’nin caydırıcılık kabiliyetine inanmadığı için limanlarda kalmayı tercih etti ve bu “gösteriş”e alet olmadı.

Füceyre’de yangın, destroyerlerde kriz

Tasnim’in aktardığı bilgilere göre, sadece birkaç gemi –ki bunların arasında bir Güney Kore bandıralı tanker de bulunuyor– ABD’nin çağrısına uyarak geçiş denemesi yaptı. Bu gemilerin, yoğun ateş altında kaldıkları ve alev aldıkları öne sürüldü. Aynı dakikalarda, Birleşik Arap Emirlikleri’nin Füceyre limanında da büyük çaplı yangınlar çıktığı iddia edildi. Füceyre’nin “önemli bölümlerinin küle döndüğü” yönündeki haberler, BAE yetkilileri tarafından ne doğrulandı ne de yalanlandı. Saldırıların hangi noktadan ve hangi silahlarla gerçekleştirildiği ise belirsizliğini koruyor.

Bu noktada ABD destroyerleri, boğazın ortasında âdeta “sıkışmış” durumdaydı. İddiaya göre, gemilerdeki komuta kademesi kendi aralarında “Biz buraya neden geldik?” sorusunu sormaya başlamıştı bile. Zira beklenen “güç gösterisi” gerçekleşmemiş, aksine ABD öncülüğünde geçiş yapmaya kalkan sivil gemiler bertaraf edilmişti. Trump ise kamuoyuna yaptığı ilk açıklamada bu durumu “operasyonun başarısı” olarak sunmaya çalıştı; ancak sahada yaşananlar bambaşkaydı.

Geri çekilme rotasında da saldırılar

İran basınına göre, Trump akşam saatlerinde destroyerlerin geri çekilmesi talimatını verdi. Ancak bu talimat, boğazdan çıkış rotasında da işleri kolaylaştırmadı. Tasnim’in iddiasına göre, ABD gemileri geri çekilirken İran Deniz Kuvvetleri tarafından ağır saldırılara maruz kaldı. Gemilerin herhangi bir hasar alıp almadığı konusunda ise Pentagon’dan henüz bir açıklama yapılmadı. Fakat yaşananlar, ABD’nin bir “kaçış” manevrası yapmak zorunda kaldığı şeklinde yorumlandı.

Sonuç itibarıyla, boğazın kontrolü yine İran’da kaldı. ABD’nin “zorla geçiş” girişimi, 36 saat gibi kısa bir sürede çöktü. Kullanıcıya göre birkaç ticari gemi yanarken, Füceyre limanının kısmen kullanılamaz hale geldiği belirtiliyor. Amerika’nın “kırılmaz irade” söylemi ise, destroyerlerin boğazda mahsur kalması ve ardından sessizce geri çekilmek zorunda kalmasıyla büyük bir darbe yemiş oldu.

Emparyalist stratejilerin kırılganlığı ve ABD içindeki yankılar

Bu yaşananlar, ABD’nin yurtdışında giriştiği “zorla rejim değiştirme” veya “güç kullanarak deniz yollarını açma” operasyonlarının tarihsel başarısızlık örneklerini akla getiriyor. 1980’lerdeki Tanker Savaşı’ndan 2003 Irak işgaline kadar uzanan süreçte, Washington defalarca askeri gücünün sınırlarını acı bir şekilde tecrübe etti. Ancak her seferinde “daha büyük bir askeri yığınağın” çözüm olacağı yanılgısıyla yeni maceralara yelken açtı. Trump yönetiminin bu son girişimi de aynı döngünün bir parçası olarak değerlendirildi.

İlginçtir ki, ABD içinde de Trump’ın savaş yanlısı reflekslerine karşı yükselen bir muhalefet mevcut. Cumhuriyetçi Parti içindeki izolasyonist kanat, başta Gazze olmak üzere Ortadoğu’daki insani felaketin ardından Beyaz Saray’ın “sınırsız angajmanını” sorguluyor. Georgia Temsilcisi Marjorie Taylor Greene’in “İsrail’e yapılan yardımlar kesilmeli” çıkışı ve “soykırım” nitelemesi, bu yeni iç muhalefetin en çarpıcı örneklerinden biri. Trump’ın bu eleştirilere rağmen Hürmüz’de yeni bir cephe açma girişimi, dışarıda hezimete uğrarken içeride de yalnızlaştığını gösterdi.

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha