Uluslararası Ehlibeyt (a.s)Haber Ajansı -ABNA- İsrail’de ultra-Ortodoks (Haredi) Yahudilerin askerlik muafiyetine son veren yasal düzenlemenin yürürlükten kalkması ve yerine yeni bir yasanın çıkarılamaması, ülkeyi “tarihi bir siyasi krizin” eşiğine getirdi. Uzmanlar, gelişmenin sadece hukuki değil, aynı zamanda toplumsal ve siyasi açıdan da derin sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.
Onlarca yıldır İsrail siyasetinin en hassas konularından biri olan Haredi toplumunun askerlik muafiyeti, 1948’den bu yana devam eden bir uygulamaydı. Ancak İsrail Yüksek Mahkemesi’nin 2017 ve 2023’teki kararlarıyla bu muafiyetin hukuki dayanağı zayıflamış, hükümetin yeni bir düzenleme yapması için verilen süre dolmuştu.
İsrail Savunma Bakanlığı verilerine göre, ülkedeki yaklaşık 1,2 milyon ultra-Ortodoks nüfusun büyük çoğunluğu askerlik hizmetinden muaf tutuluyordu. Bu durum, özellikle zorunlu askerlik yapan seküler ve dini-milliyetçi kesimler arasında uzun süredir tepki çekiyordu. Gazze’deki askeri operasyonların yoğunlaştığı ve asker ihtiyacının arttığı bu dönemde, muafiyet tartışmaları daha da alevlendi.
Başbakan Benjamin Netanyahu liderliğindeki koalisyon hükümeti, ultra-Ortodoks partilerin (Şas ve Yahadut HaTorah) desteğine bağımlı durumda. Bu partiler, Haredi toplumunun askerlik muafiyetinin devam etmesi için yoğun lobi faaliyeti yürütüyor ve yeni bir yasa çıkarılması konusunda ısrar ediyor. Ancak koalisyonun seküler ve sağ kanat ortakları, muafiyetin sürmesine karşı çıkarak “eşitlik ve adalet” ilkesini savunuyor.
Muhalefet lideri Yair Lapid, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Ultra-Ortodoks toplumun askerlik muafiyeti, İsrail demokrasisinin temel ilkelerine aykırıdır. Herkes eşit şekilde ülkesine hizmet etmeli. Bu ayrıcalık artık sürdürülemez” dedi. Lapid, hükümetin krizi çözmek için acil adımlar atması gerektiğini vurguladı.
İsrail Yüksek Mahkemesi, hükümete ultra-Ortodoks toplumun askerlik muafiyetini düzenleyen yeni bir yasa çıkarması için verdiği sürenin dolduğunu ve mevcut muafiyetin artık geçersiz olduğunu bildirdi. Mahkeme, hükümetin 30 gün içinde yeni bir düzenleme yapmaması halinde, ultra-Ortodoks gençlerin de zorunlu askerlik kapsamına alınacağını açıkladı.
Haredi toplumun liderleri, askerlik hizmetinin dini yaşam tarzlarıyla bağdaşmadığını ve Tora eğitimi alan gençlerin muafiyetinin “İsrail devletinin kuruluş anlaşmasının bir parçası” olduğunu savunuyor. Bnei Brak kentindeki ultra-Ortodoks toplum lideri Haham Gershon Edelstein, “Tora öğrencilerinin askere alınması, Yahudi halkının manevi temellerini sarsacaktır” uyarısında bulundu.
Ancak İsrail toplumunun geniş kesimleri, özellikle Gazze’deki çatışmalarda yakınlarını kaybeden aileler, bu muafiyetin artık sürdürülemez olduğunu düşünüyor. Tel Aviv’de düzenlenen bir protestoda konuşan emekli asker Yossi Cohen, “Oğlum Gazze’de şehit düştü. Ultra-Ortodokslar neden ülkelerini savunmak için silah taşımıyor? Bu adaletsizlik artık son bulmalı” dedi.
Siyaset bilimci ve Tel Aviv Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Tamar Hermann, durumu “İsrail siyasetinin en derin krizlerinden biri” olarak nitelendirdi. Hermann, “Netanyahu hükümeti, koalisyonunu ayakta tutmak ile toplumsal adaleti sağlamak arasında sıkışmış durumda. Her iki seçenek de ciddi siyasi maliyetler içeriyor” dedi.
Analistler, krizin Netanyahu hükümetini erken seçime götürebileceği veya koalisyonun dağılmasına yol açabileceği konusunda uyarıda bulunuyor. Ultra-Ortodoks partilerin hükümetten çekilmesi halinde, Netanyahu’nun parlamentodaki çoğunluğu kaybetmesi ve hükümetin düşmesi kaçınılmaz görünüyor.
Uluslararası gözlemciler, İsrail’deki bu iç siyasi krizin, bölgedeki askeri operasyonları ve diplomatik süreçleri de etkileyebileceğini belirtiyor. Özellikle Gazze’deki ateşkes görüşmeleri ve İran ile artan gerilim döneminde yaşanan bu kriz, İsrail’in iç istikrarını sarsabilir.
Hükümet sözcüsü, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Tüm tarafları memnun edecek dengeli bir çözüm üzerinde çalışıyoruz” dedi. Ancak siyasi gözlemciler, böyle bir çözümün kısa vadede bulunmasının oldukça zor olduğunu düşünüyor.
yorumunuz