Ehl-i Beyt Haber Ajansı ABNA haberinde, Oyun aynı; İsrail Madrid konferansının ardından Arapları birbirine kırdırmak için müzakere süreçlerini yarıştırmaya başvurdu. O dönemdeki hedefi şu anki gibi müzakereleri ölümle yaşam arasında bir yerde gidip gelir halde tutmak, birbirileriyle ilişkileri sağlıklı olmayan Araplar arasına şüphe takozları yerleştirmekti. Tarafların her biri diğerinin çözüme ulaşmasından ve dolayısıyla İsraillilerin istedikleri çözümü dayatması için kendileriyle başbaşa kalmasından korkuyordu.
Gerçekten de o dönemde İsrail istedikleri başarıyı elde etti. Zira her Arap tarafı tek başına kalma tehdidini ve kendi işiyle ilgilenip İsrail’le gizli müzakerelere girmesi gerektiğini hissetti. Bu hissiyat öyle bir noktaya geldi ki, Oslo Anlaşmaları’yla doğrudan ve uzaktan ilgili olan Araplar, Filistin müzakere heyetinin İsrail heyetiyle Amerikan Dışişleri’nin koridorlarında zorlu müzakereler yaptığından haberdar değildi. O dönemde Suriye ve Ürdün treni kaçırmamak için girişimde bulunmaları gerektiğini düşündü. Sonuç, Ürdün açısından 1994’te barış anlaşması imzalanması oldu. İsrail siyasi koalisyonlarında değişiklik yaşanmasaydı, bu gizli ve açık müzakereler Golan cephesinde de istenen çözümlerle bitmek üzereydi.
Şimdi İsrail barış süreçlerini yarıştırma oyununa başvuruyor, ancak bu oyunun artık ifşa olduğunu, bütün dünyanın İsraillilerin Suriye’yi kandırmayacağını bildiğinin farkında değil. Filistin sorunu bölgedeki çekişmenin çekirdeği. Bu soruna Filistin halkının kendi geleceğini belirlemesine ve başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız devletini 4 Haziran 1967 sınırları üzerinde kurmasına dayalı adil bir çözüm bulunmadıkça, imzalanan ve imzalanmayan bütün yan anlaşmalar kesinlikle sona erecektir. (Kuveyt gazetesi Ceride)