17 Haziran 2026 - 19:44
Ben-Gvir’den Trump’a meydan okuma: Anlaşma bizi bağlamaz, Lübnan’ı işgale devam edeceğiz

Siyonist İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in, ABD Başkanı Donald Trump’ın muhalefetine rağmen Lübnan’ın güneyindeki işgalin sürdürülmesi gerektiğini savunduğu ve Trump ile İran arasındaki anlaşmayı “İsrail’i bağlamaz” diyerek reddettiği belirtiliyor. Ben-Gvir’in, “Trump’ın anlaşması bizi yükümlü kılmaz. İsrail, ABD’ye bağlı değildir” ifadesini kullandığı aktarılıyor.

Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA:  İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in, ABD ile İran arasında varılan mutabakata ilişkin sert bir çıkış yaptığı bildiriliyor. Ben-Gvir’in, Cuma günü İsviçre’de imzalanması beklenen anlaşmayı “İsrail için bağlayıcı değil” olarak nitelendirdiği ve “Trump’ın anlaşması bizi yükümlü kılmaz. İsrail, ABD’ye bağlı değildir. Biz bağımsız ve egemen bir devletiz” ifadesini kullandığı aktarılıyor.

Ben-Gvir’in, İsrail’in Lübnan topraklarından çekilmemesi gerektiğini savunduğu ve “Bu anlaşmanın ortağı değiliz, güvenliğimize hizmet etmiyor ve bizi hiçbir şekilde bağlamıyor” dediği kaydediliyor. Bakanın, uluslararası baskılar karşısında geri adım atmanın İsrail’in güvenliğine zarar verdiğini öne sürdüğü ve geçmişteki Oslo Anlaşmaları ile 2006 Lübnan Savaşı’nı örnek gösterdiği belirtiliyor.

İsrail’den “sınırsız” işgal sinyali

Ben-Gvir’in açıklamalarının, Savunma Bakanı Israel Katz’ın da benzer bir tutum sergilemesiyle birlikte Tel Aviv yönetiminin resmî pozisyonu haline geldiği ifade ediliyor. Katz’ın, İsrail ordusunun Lübnan, Suriye ve Gazze’deki “güvenlik bölgelerinde” süresiz olarak kalacağını duyurduğu ve “mevcut ve gelecekteki tüm baskılara rağmen Lübnan’dan çekilmeyeceğiz” dediği aktarılıyor.

Katz’ın, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun bu pozisyonu doğrudan Trump’a ilettiğini belirttiği ve kendisinin de konuyu ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ile görüştüğünü ifade ettiği kaydediliyor. İsrailli yetkililerin, anlaşmanın Lübnan’la ilgili hükümlerinin İsrail’i bağlamadığını Trump yönetimine bildirdiği ve iki lider arasındaki gerilimin son ayların en yüksek seviyesine ulaştığı belirtiliyor.

Trump’tan “zor adam” etiketi

Trump’ın, G7 zirvesi sırasında Netanyahu için “çok zor bir adam” ifadesini kullandığı ve İsrail Başbakanı’nın Lübnan konusunda “daha sorumlu” olması gerektiğini söylediği hatırlatılıyor. Trump’ın, “İran nükleer silaha sahip olsaydı İsrail iki saat bile dayanamazdı” dediği ve Netanyahu’nun ABD’nin anlaşma çabaları için minnettar olması gerektiğini vurguladığı aktarılıyor.

Ancak analistler, Trump’ın bu eleştirilerine rağmen İsrail’in Lübnan’daki saldırılarını sürdürmesinin, Washington’un Tel Aviv üzerindeki etkisinin sınırlı olduğunu gösterdiğini ifade ediyor. ABD’nin İsrail’e verdiği askerî ve diplomatik desteğin, Netanyahu yönetiminin Trump’a meydan okumasını cesaretlendirdiği değerlendiriliyor.

Anlaşma sonrası 84 ihlal

İran’ın, anlaşmanın duyurulmasından bu yana İsrail’in Lübnan’daki ateşkesi 84 kez ihlal ettiğini açıkladığı ve devam eden saldırıların “sert bir yanıt” ile karşılanacağı uyarısında bulunduğu belirtiliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin, İsrail güçlerinin Lübnan’da kalmasının anlaşmanın ihlali olduğunu vurguladığı ve Tahran’ın bu anlaşmada taraf olarak İsrail ile Hizbullah’ı karşılıklı taraflar olarak gördüğünü ifade ettiği aktarılıyor.

Arakçi’nin, “Lübnan’daki savaşın sona ermesi, savaşın tamamen bitmesinin ayrılmaz bir parçasıdır ve sona erme aynı zamanda işgalin sona ermesini de içerir” dediği kaydediliyor. İranlı yetkililerin, Lübnan’a yönelik her türlü askerî saldırının ve işgalin devamının mutabakatın ihlali olarak değerlendirileceğini belirttiği ifade ediliyor.

“Sabotaj” iddiaları ve Washington’un açmazı

Gözlemciler, İsrail’in Lübnan’daki saldırılarını sürdürmesinin, ABD-İran mutabakatını sabote etme amacı taşıdığı yönündeki iddiaları gündeme taşıyor. İsrail medyasının, Tel Aviv yönetiminin İran ile ABD arasındaki anlaşmayı baltalamak için Lübnan’a yönelik saldırılara devam etmesi gerektiği yönünde yayınlar yaptığı belirtiliyor.

Eski İnsan Hakları İzleme Örgütü İcra Direktörü Kenneth Roth’un, İsrail’in Beyrut’un güney banliyölerini bombalamasının “anlaşmayı sabote etme” amacı taşıdığını sosyal medyada yazdığı hatırlatılıyor. Washington’un İsrail’i durduramamasının, ABD’nin bölgedeki arabuluculuk rolüne ve uluslararası hukuka bağlılık iddiasına gölge düşürdüğü ifade ediliyor.

Çifte standart ve emperyalist dayatma

ABD’nin İsrail’in Lübnan’daki işgaline ve saldırılarına karşı etkili bir adım atmaması, Washington’un bölgedeki çifte standardını yeniden gündeme taşıdı. Analistler, ABD’nin İran’a yönelik yaptırım ve askerî baskı politikalarını sürdürürken, İsrail’in uluslararası hukuku ihlal eden eylemlerine göz yummasının, emperyalist politikaların çelişkili doğasını ortaya koyduğunu belirtiyor.

Lübnan’da yaklaşık 3 bin 800 kişinin hayatını kaybettiği ve 1,2 milyon kişinin yerinden edildiği, İsrail’in güneydeki köyleri yerle bir ettiği hatırlatılıyor. Gözlemciler, ABD’nin bu insani felakete karşı sessiz kalmasının, Washington’un “kurallara dayalı düzen” söylemiyle sahadaki gerçekler arasındaki uçurumu derinleştirdiğini ve Tahran’ın şartlarını kabul etmek zorunda kaldığı bir süreçte Tel Aviv’e verilen koşulsuz desteğin çelişkisini gözler önüne serdiğini ifade ediyor.

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha