Uluslararası Ehlibeyt (a.s)Haber Ajansı -ABNA- İsrail Savunma Bakanlığı’ndan gelen bu itiraf, savaşın sadece cephe hattındaki çatışmalarla sınırlı kalmadığını, uzun vadeli ve “görünmeyen” bir enkaz bıraktığını kanıtlıyor. Bakanlığın raporuna göre, çatışmalardan dönen askerlerin sağlık durumları ve tedavi süreçleri, ülkenin mevcut rehabilitasyon altyapısını kapasitesinin çok ötesine zorlamış durumda.
Sistemin “kritik eşikte” olması, sadece yatak kapasitesiyle ilgili bir sorun olarak görülmüyor. Asıl endişe kaynağı, özellikle operasyonel bölgelerden gelen askerlerin yaşadığı yoğun psikolojik travmalar (PTSD) ve ağır fiziksel engellerin, sistemin işleyişini tıkaması. Bakanlık kaynakları, her geçen gün artan vaka sayısıyla birlikte, mevcut tıbbi personelin ve rehabilitasyon merkezlerinin artık talebi karşılamakta “nefes nefese” kaldığını ifade ediyor.
Bu durum, İsrail’in askeri ve sosyal politikalarında ciddi bir revizyonu zorunlu kılıyor. Uzmanlar, rehabilitasyon kapasitesinin tükenmesinin sadece bir sağlık sorunu olmadığını, aynı zamanda ordunun operasyonel sürdürülebilirliğini de doğrudan etkileyen bir zafiyet olduğunu savunuyor. Zira sahadaki askerlerin, yaralanmaları durumunda “güvenli bir liman” olarak gördükleri rehabilitasyon süreçlerine erişememesi, ordunun moral motivasyonunda kırılmalara yol açabilir.
Siyasi kulislerde bu açıklama, savaşın maliyetinin sadece mühimmat veya yakıtla değil, on yıllara yayılabilecek kapsamlı bir “sağlık seferberliği” ile ölçüleceğinin işareti olarak yorumlanıyor. Bakanlığın bu uyarısı, İsrail toplumunda ve yönetim katında, savaşın “kazanılan veya kaybedilen” bir süreçten öte, toplumsal hafızada ve bedenlerde kalıcı izler bırakan bir “tükenişe” dönüştüğü gerçeğini bir kez daha masaya koyuyor.
Şimdi gözler, Savunma Bakanlığı’nın bu kapasite sorunu karşısında hangi acil önlemleri alacağına ve sağlık bütçesinin bu devasa “onarım yükü” için ne kadar daha esnetilebileceğine çevrilmiş durumda.
yorumunuz