26 Ocak 2011 - 07:01

Hizbullah lideri Seyyid Hasan Nasrullah, Erbain dolayısıyla yaptığı tarihi konuşmada çok önemli mesajlar verdi.

Ehl-i Beyt Haber Ajansı ABNA- Hizbullah lideri Seyyid Hasan Nasrullah, Aşura kıyamının 40. günü Erbain dolayısıyla Lübnan’ın Baalbek kentinde düzenlenen anam töreni sırasında önemli mesajlar verdi.

2006 yılında Filistinli mücahidler tarafından kaçırılarak esir alınan İsrailli asker Gilad Shalit ile ilgili olarak dünyanın bir sürü gürültü çıkardığına dikkat çeken Seyyid Nasrullah Hizbullah’ın Filistin İslami Direnişi’nin yanında zafere kadar birlikte savaşacaklarını belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Dünya katil ve mütecaviz Shalit hakkında sürekli konuşuyor, ancak diğer yandan İsrail hapishanelerindeki binlerce Filistinliyi hiç hatırlamıyor. Yıkılan evler, Kudüs ve Mescid-i Aksa hep hatırımızda. Bütün dünyanın kendilerine karşı gizli komplolar kurduğu, onların yurtlarından, uzak tuttuğu, haklarını ve onurlarını göz ardı ettiği milyonlarca mülteci Filistinli hatırımızda. Baştan beri, Filistin’e ve onun mazlum halkına inandık ve güvendik. Bu uğurda en azizlerimizi şehid verdik. Biz Filistinlilerle birlikte kendimizi feda etmeye devam edeceğiz; birlikte şehid olacağız, Allıh’ın izniyle birlikte zafere ulaşacağız.”

Konuşmasında Tunus’taki halk devrimine değinen Nasrullah, Tunus halkının cesur ve kutlu kıyamını takdirle anarak Tunus halkının uyanık ve birlik içinde olmasını, hiç kimsenin bu devrimi önlemesine fırsat vermemelerini istedi.

Seyyid Hasan Nasrullah, Amerika’nın Turus’ta gizli komplolar peşinde olduğu uyarısında bulunarak “Duyduk ki, Amerikan Dışişleri Bakan Yardımcısı Jeffrey Feltman’ın Tunus’a gideceğini duyduk. Bu kötüye işaret bir durum. Tunus halkı buna karşı uyanık olmalı, çünkü Feltman Tunus hükümeti içişleri bakanlığı ile seçimler ve usüller ile ilgili konuşmak istiyor. Bunun anlamı kesinlikle, Amerika gizli komplolar peşinde. Bu hilekar Feltman her nerede görünürse biliniz ki, orada bir sıkıntı ve bir didişme var demektir” dedi.

Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Süleyman’ın Hizbullah adayı Necip Mikati’yi hükümet kurmakla görevlendirmesine öfkelenen devrik başbakan Hariri taraftarlarının sokak eylemlerine de değinen Nasrullah şöyle konuştu:

 “Sorumluluk gerektiren zor ve hassas bir aşamadan geçmekteyiz. Biz anayasal bir adım atarak Hariri hükümetini düşürdük ve başbakanlık için başka bir aday gösterdik. Bu, direnişi hedefleyen Uluslar arası Hariri Mahkemesine karşı bizim yasal bir hakkımız. Yaptığımız normal bir şey. Sadece anayasal hakkımızı kullandık. Muhalefetin bakanları istifa ettiler ve hükümet düştü. Bunun ardından. Net ve demokratik bir sonuç ortaya koyan anayasal bir şekilde parlamento danışmalarına katıldık. Cumhurbaşkanı Mişel Süleyman da Mikati’yi yeni Lübnan hükümetini kurmakla görevlendirdi. Görüşmeler çok zorlu geçti. Şunu size söylemeliyim ki birçok dış güç bir sürece müdahale etti. Düşünün ki, ABD Başkan Yardımcısı Joseph Biden parlamentodaki bir grup liderine telefon ederek Hariri lehinde oy kullanmasını istedi.

Hariri taraftarlarının kızgınlığını ve duygularını anlıyoruz. Ancak bir de tersinden bakalım; eğer diğer bir aday başbakanlıkla görevlendirilmiş olsaydı ve bunun üzerine de bizim insanlarımızdan bazıları protesto için sokaklara çıksaydı, emin olun ki Washington ve diğer Batı ülkeleri başkentlerinden kınamalar işitmiş olacaktık. Muhalefet taraftarlarını “terörist” “diktatör” ve “gerici” olarak tanımlayan uluslar arası bir kampanyaya tanık olacaktık. Ancak protestocular diğer taraftan olduğu için bütün dünya suskun ve sessiz. Lübnan’da yasallığa, anayasal kurumlara saygılı olunmasını öğütleyenler her nedense susup kaldılar. Bir tarafın iradesine saygı gösterip diğer tarafın iradesine niçin saygı göstermiyorsunuz? Eğer yolları kapamak ve protesto eylemleri yapmak yasal bir hak ise, o zaman muhalefet bunu yaptığında niçin mahkum etmeye kalkıyorsunuz? Geçen beş yıl boyunca medeniyet, demokrasi, çoğunluk-azınlık formülleri hakkında bize ders verip durdular. Ancak bugün verilen bu dersler ebediyete karıştı.”

Hizbullah Hareketi’nin aslının ve özünün bir “direniş” olduğunu vurgulayan Seyyid Nasrullah, Hizbullah’ın tek gayesinin direnişin korunması olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Biz iktidar peşinde koşmuyoruz. 2005 yılından önce hiçbir hükümet kabinesinde yer almadık. Hiçbir bakanlık mevki, makam ya da hükümet istemedik. Sizden İstediğimiz sadece, bizim bir direniş hareketi olduğumuzu anlamanızdır. Biz ülkemizi en iyi bir şekilde savunduk, halkımızı ve Arapların onurunu koruduk, topraklarımızı ve şerefimizi kurtardık. Sizden iki şey istiyoruz: Bizi yalnız bırakın, aleyhimizde komplo kurmayın ve sırtımızdan bizi vurmayın. Biz göğüslerimizi Siyonistlerin kurşunlarına siper edindik, şehadeti arzuluyoruz. Sırtımızdan sizin kurşunlarınızı almak istemiyoruz. Sizin korumanıza ihtiyacımız yok, halka önem verin ve onun hizmetinde olun, özellikle de Akar, Bekaa ve Kuzey’deki yoksul bölgelerin hizmetinde olun. Geçen beş yıl içinde Akkar, Trablus ve Kuzey için ne yaptılar?

Washington’a gidip taahhüdlerde bulundunuz, direniş ve onun silahlarına karşı komplolar kurdunuz. Hatta ulusal diyalog masasının amacı bile direnişi dağıtmaktı. Ancak başarısız oldunuz. Direnişe karşı Temmuz savaşını istediniz, başarısız oldunuz. Bugün de Lübnan için özel bir mahkeme ile direniş tasfiye edilmek isteniyor, ancak bunda da başarısız olacaksınız.”