Ehl-i Beyt Haber Ajansı ABNA- Rusya, ilişkilerini yeni yeni güçlendirmeye gayret ettiği Batılı devletlerle arasının bozulmasını istemiyor, ama sonuçta iş Suriye’ye geldiğinde – şimdilik – ödünsüz bir tavırla uluslararası topluluğun olası siyasi ve askerî adımlarına set çekmek için oldukça aktif bir tavır sergiliyor.
Bunun gerisinde sadece Batı’yı frenleme isteği ve bölgedeki en temel müttefikini, onunla ticari ve askeri bağlarını (ve bu arada Suriye’deki Rus askeri üssünü) koruma çabası mı var?
* * *
Birkaç gün önce de Devlet Başkanı Medvedev, “Aslında Ortadoğu’daki CIA projesinin ana hedefi İran’dır” dedi.
Yani Suriye “düşerse” ABD’nin, onu destekleyen İran’a uzanması kolaylaşacak. Washington zaten yıllardan beri Tahran’ı dize getirme rüyasıyla yatıp kalkmıyor muydu? İran’ın nükleer silah ürettiği iddiasıyla yoğunlaşan uluslararası baskılar, sonuçta oraya da “Irakvari” bir müdahalenin tasarlandığını akla getirmiyor muydu?
Şimdi Şam teslim alınırsa, bir yandan Hizbullah güç kaybederken, bir yandan da Tahran sallanacak. Ondan sonrası Allah kerim!..
Aslında ondan sonrası burada bitmiyor. Son zamanlarda bazı Batılı gazetelerde dile getirilen senaryo ve “temenniler”in bir kısmı, burada ele alınmaya değer.
* * *
Batı’nın “baskıcı rejim” olarak yorumladığı devletlere karşı kullanabileceği pek çok yöntem var. (Burada Suudiler’i ve öteki “baskıcı dostlar”ı hatırlatma münasebetsizliğinden vazgeçin!) Hava ve kara operasyonu dışında, yoğun bir propaganda ve dezinformasyon eşliğinde, “hukukî girişimler” de gündeme gelebilir. Mesela, nükleer kırım silahı üretme iddiasından tutun da, kendi halkına ve muhalefete yönelik katliamlar yapmaya kadar…
Önce Suriye, sonra da İran operasyonunun bir bölümü, Esad ve Ahmedinecad’a yönelik bu tür suçlamalarla uluslararası davalar açılması olabilir.
Yalnızca onlara karşı mı? Bu “şık” ve“kullanışlı” yöntem, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) üyesi bazı ülkelerde de uygulanamaz mı? Mesela, Azerbaycan’da Aliyev’e karşı? Özbekistan’da Kerimov’a karşı? Belarus’ta Lukaşenko’ya karşı?..
Şimdi burada derin bir nefes alalım ve sorunun çapını büyütelim:
Ya da Rusya’da Putin’e (veya Medvedev-Putin iktidarına) karşı?..
Hemen “O kadar da değil, abartma, Rusya ile Batı ittifak içinde!” demeyin. Bunu ben de biliyorum. Ama Soğuk Savaş sonrasında, özellikle de “renkli devrimler”le birlikte canlanan bu tür senaryoların bu sıralarda iyice arttığına, özellikle de şimdi “Arap Baharı” melodileri eşliğinde iyice dallanıp budaklandığı günlerde dikkatinizi çekiyorum.
Hakan Aksay