Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- “Doğu’nun Çukurovası” olduğunu bilmesek çöldeki “bahtsız bedeviler”in şehri diyeceğiz...
Bütün “geçmişiniz yanlışlıkla imha edilir”cilerin yolu
Iğdır’dan geçmesi sadece rastlantı olabilir mi?
Dikkatinizi çekerim, söz konusu olan şehir “Türksüzleştirilmek” için yıllardır süren sistemli nüfus değişimi operasyonuna karşı direnmeye çalışan Iğdır! İçeride yaşadığı PKK baskısından başka, bir de Azerbaycan, Ermenistan, İran sınırında! İşgal görmüş düşmemiş, Ermeni mezalimine rağmen sinmemiş bu şehir “yanlışlıkla” köksüzleştiriliyor şimdi. Yarın öbürgün burada “hak” iddia edecek olanlara karşı eli zayıflatılıyor. Kimbilir kaç kuşaktır yaşadığı evin kendi evi olduğunu savunamaz hale getiriliyor...
Dua edelim de, günün birinde, Iğdır’ın bir Türk şehri olduğunun en önemli tarihi vesikalarından olan, Karakoyunlu devrinden kalma “koç başlı” mezar taşları da “yanlışlıkla” tuz buz edilip çakıl taşına dönüşmesin! Yoksa sittin sene inandıramayız yüzyıllar önce oralarda yerleşik hayat süren Türkler’in olduğuna kimseyi!
Ordudaki değişimi Pentagon yapıyor
Bu kez bir “ulusalcı” söylemiyor... Bir “Kemalist” değil... “Ergenekoncu” değil... Tam tersine insanları bu sıfatlarla yaftalamaya bayılan kesimin bir çok ileri geleninin “fikri temelleri”ni atan kişilerden biri; İslami düşünce hayatının (nasıl bir tanımlamaysa bu da!) “hit” isimlerinden, geçmişinde kapı gibi Milli Gazete, Yeni Şafak, Türkiye Yazarlar Birliği referansları olan İsmet Özel söylüyor başlıktaki cümleyi. O tek cümleyle kalsa iyi. Başkasının ağzından çıksa “ucu açık tutukluluk” için delil sayılacak bir çok “tespiti” bakın sıralıyor bir bir:
- İlk taşı TSK’yı “siyaset yapmakla” suçlayanlara atıyor Özel. Nedeni basit:
“NATO emrindeki bir ordu siyaset yapmaz mı, NATO siyasi bir oluşum değil mi...”
- Ve ikinci taş “YAŞ’taki masa düzeni”yle, “muhtar
sayısı”yla filan gündem oluşturmaya çalışanlara:
“Türkiye’nin ülke ve millet olarak devam edip etmemesi meseleyken, ülkenin ortadan kalkması için yapılan hazırlıkları örtmek üzere bizim kafamızı hiçbir zaman aslına varamayacağımız şeylerle meşgul ediyorlar. Medya da dahil, dünyada gelecekte Türkiye’nin ne olacağına dair planlar yapanlar bizi fantastik konuları düşünmeye sevk ediyorlar. ”
- Sırada herkesi ilgilendiren bir soru var:
“Türkiye bağımsız bir ülkeyse kendi bağımsızlığına dair bir mücadele vermek zorunda. Bu mücadeleyi hangi toplum gücü sağlayacak? Türkiye’nin devamı, birinin derdi olması lazım, bu kimin derdi?”
- Ve çoook tartışılacak o sözler. İktidardakilerin “paranoya” dediği Türkiye’yi haritadan silme planının arkasındaki yüz yıllık sevdaları emperyalistlerin:
“Türkiye’nin haritada olmasını izah eden her şey birer birer yok ediliyor. Türkiye diye bir devlet var, çünkü büyük Ermenistan, büyük Kürdistan, büyük Yunanistan ve Pontus yok. Bunlar olmadığı için Türkiye var. Şimdi bak artık hepsi olmaya başladı. Pontus bile!”
- Yorumsuz:
“Bu ülkenin müesses nizamı ordu tarafından değil, Türkiye dışından korunan bir şey.
Orduda değişim gibi görünen hiçbir şeyi AKP yapmıyor, Pentagon yapıyor.”
- Ve işte İsmet Özel’in final sürprizi:
“Bu ülkenin mevcudiyetinin ne anlama geldiğini anladığımız vakit burası en yaşanılır ülke olur. Fakat bunun için Türkiye’nin bir atılım yapması gerekir. Bu atılımı yapacak güce ulaşmış kişiler arasında Başbakan ve AKP kadrosu listenin en sonunda gelir. Hatta listede yer alırsa sürpriz olur.”
Ezgi Başaran’ın eline koluna sağlık. “Ayna” gibi bir röportaja imza atmış bana kalırsa. Ülkesiyle yüzleşmek için bir “vesile” bekleyenler bakıversinler bir ara...
Selcan TAŞÇI
selcantasci@gmail.com