25 Ağustos 2011 - 19:30

Tarih bize Münafıkların İslam’a vurduğu darbenin kafirlerin vurduğu darbeden çok daha fazla olduğunu göstermiştir ve bu onların dostça yaklaşarak öylece kapıdan içeri girdiklerini ve İslam’a o şekilde darbe vurduklarını göstermiştir.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Ayetullah uzma Cafer Subhani, Kum Hüccetiye medresesinde Münafıkun Suresinin tefsirinde bu surenin ikinci ayetine işaret ederek şunları söyledi:

“اِتَّخَذُوا اَيْمَانَهُمْ جُنَّةً فَصَدُّوا عَنْ سَبٖيلِ اللّٰهِ اِنَّهُمْ سَاءَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ”

“Yeminlerini kalkan yaptılar da insanları Allah’ın yolundan çevirdiler. Gerçekten onların yaptıkları şey ne kötüdür!”  

Tarih bize Münafıkların İslam’a vurduğu darbenin kafirlerin vurduğu darbeden çok daha fazla olduğunu göstermiştir diyen Ayetullah Subhani, tarih bize onların dostça içimize girdiklerini ve İslam’a o şekilde darbe vurduklarını göstermiştir dedi.

İslam düşmanları iki türlüdür: aşikar ve açık düşmanlar olan kafirler ve gizli ve örtülü düşmanlar olan münafıklar. Bu iki grup İslam’ın düşmanlarından sayılmaktadır.

Ümeyye oğullarının İslam’a vurduğu darbenin hiçbir kavimle kıyaslanamayacağını belirten Ayetullah Subhani, zahiri olarak Müslüman olmuş, ama batında kafir olan kavimlerden biri de ümeyye oğullarıdır. Bu kavim yaklaşık olarak 115 yıl İslam’a hükmetmiş ve İslam’a büyük darbeler vurmuştur.

Münafıkun Suresinin üçüncü ayetine işaret eden Ayetullah Subhani konuşmasına şöyle devam etti:

ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ اٰمَنُوا ثُمَّ كَفَرُوا فَطُبِعَ عَلٰى قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَفْقَهُونَ

“Bu, onların önce iman edip sonra inkâr etmeleri, bu yüzden de kalplerine mühür vurulması sebebiyledir. Artık onlar anlamazlar.” Münafıkların köklerinin esası bozuk olduğundan, bir şey anlamazlar ve insanın kalbi mühürlendiğinde artık ayet ve hadislerde onda etki etmemektedir.

Allame Tabatabai’nin bu kişilerin başından beri iman etmediklerine değinen Ayetullah Subhani öyle anlaşılıyor ki bu kişilerin gençleri ilk başında iman etmişlerdi, ancak iman ettikten sonra inkar etmişlerdi. Bunun delili ise “summe” kelimesinin (iman etmiş sonradan inkar etmeleri) ayette yer almasıdır. Zira eğer bu insanlar başta iman etmemiş olsalardı, summe kelimesinin ayette yer almasının bir anlamı olmazdı dedi.