Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Konuyu inceleyen Bülent Esinoğlu, “Suriye’den gelenlerin silahlı eğitim yapması, Amerikan silahlarını ve teçhizatlarını kullanır hale getirilmesi kısa zamanda olabilecek bir husus değildir. Zaten, Suriye’ye yapılacak bir askeri müdahalenin, büyük direnç ile karşılanacağını ve hazırlıkların yeterli olmadığını anlayan NATO tarafı, Suriye işini orta vadeli işler içine aldı.. Bu arada, zamanı yeterince iyi kullanmak adına, Suriye içinde yürüttükleri ajanlaştırma, mezhep ayırımı, etnik ayırımı ve militanların silahlı eğitimi olarak değerlendiriyorlar” diyor.
***
Mezhep ayırımı denilince AKP Genel Başkan Yardımcı Hüseyin Çelik’in, “CHP, Türkiye’nin Baas Partisi’dir. Baas’la CHP yönetimi arasında genetik bağ vardır. Kılıçdaroğlu mezhepsel bağlardan ötürü mü Suriye’deki Baasçı yönetimi savunuyor” sözleri akla geliyor.
Hüseyin Çelik, Suriye yönetiminde bulunanların mezhebi üzerinden Türkiye’de mezhep ayırımcılığı yapıyor.
Seçimlerde de Kılıçdaroğlu’nun Aleviliğini gündeme getirmişler, hatta yuh çektirmişlerdi!
Oysa, Suriye’deki rejimi savunan kimse yok. Kemal Kılıçdaroğlu dahil, Suriye’ye Amerika adına müdahaleye karşı çıkanlar, “Türkiye, İsrail’i ve ABD’nin Orta Doğu’daki çıkarlarını korumak için kendisini kullandırmasın” görüşünü savunuyor, hepsi bu!
Üstelik, Suriye’nin baş müftüsü, Hanefi mezhebine mensuptur.
http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=19672