22 Eylül 2011 - 20:30

Allah’ın adıyla “ Cüppeli Ahmet ve Âlimlerimiz “ adlı yazıyı kaleme aldığımızda, çevremizde ve şehrimizde görmüş olduğumuz ve perde arkasında tezgâhlanan olayları insanlara nasıl aktaracağımızı düşünürken galiba duygusallığımızın ötesine geçerek istemeden de olsa bir takım büyüklerimizi üslup ve metot yanlışlığından dolayı kırmış bulunduk.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- En önemlisi sadece bireysel olarak mektebi kaygılarımızı büyüklerimize söylemiş ve bir cevap alamadığımızda internet sayfalarından mücadele etmeye karar vererek sesimizi bir yerlere duyurmaya çalıştık.

Kimilerine göre yanlış yaptık kimilerine göre ise söylemlerimiz doğru ancak metodumuz yanlıştı. Ancak ne olursa olsun bizler mektebi kaygılarımızdan dolayı bir nebzede olsa insanları uyarmayı ve uyandırmayı amaç edinerek kendi bildiğimiz doğrudan vazgeçmedik.

Ama bugün o yazının ardından uzunca bir müddet geçmeden zamanında yapmış olduğumuz işin düşündüğümüz gibi olduğunu ve söylemlerimiz ve iddialarımız konusunda haklı olduğumuzu Allahın izni ile insanlara göstermiş olduk.

Biz yazımızda Şia’yı tekfir eden bir grubun talebelerinin güzel şehrimiz Iğdır’da açıkça Şia’yı kâfir bildiklerini ve daha da ileriye gittiklerini eğer bunlara Âlimler ve aydınlar hatta toplum olarak karşı çıkmaz ve dur demezsek işi daha da ileriye götürecekleri uyarısını yapmıştık.

Ve uyardığımız hususlar maalesef gerçekleşti sonunda. Güzel şehrimizde son zamanlarda korsan olarak  “Şii-Caferi-Rafızî Temel İnanç Esasları” adlı kitab dağıtılmış olup Şia’nın mukaddesatlarına saldırıda had safhaya çıkmışlardır ne yazık ki.

Elbette tüm bu olanlar Ehlisünnet ve Şii cemaatlerin iç içe yaşadığı şehirde fitne çıkarma arzusudur. Ve bizler hiçbir zaman bu tür fitne olaylarını ehlisünnet kardeşlerimize mal etmemiş ve onları da kendi canlarımızdan farklı görmemişizdir.

Son zamanlarda gizli olarak ve Cuma namazı sonrası dağıtılan bu kitap bir grup mektep kaygısı güden genç olarak, mektebi duygusallıklarımızı bir kenara bırakmış ve işin ehli olan Âlim ve Aydınlarımıza başvurmuş ve nitekim elimizde bulunan açık delil ile bizleri hoşgörü ile karşılamışlardır.

Ve bu konuda gereken hassasiyetlerini göstermiş olup biz gençlerinde bilinçli hareket etmelerine sebep oldukları gibi yıllarca özlem duyduğumuz birlikteliği ve hoşgörüyü de bizlere yaşatmışlardır.

Aslında fitne uzmanları gibi bizler de bu konunun kimileri için önemsiz olduğunu düşünmüş ve içerisinde yaşamış olduğumuz toplumun pasifize edildiği kanaatindeydik. Kimsenin bu konuları ciddiye almayacağını insanların sadece kitap deyip geçeceklerini düşünür olmuştuk.

Biz olayın sadece birkaç âlim ve bilirkişi tarafından dillendirileceğini ve sadece ve sadece sözde kalacağını düşünüyorduk. Lakin bu toplum Aşura gününde nasıl ki siyah bayrakları görüp bir araya geliyorsa mukaddesatlarına karşı da bir araya geldiklerine şahit olduk.

Bir grup gençle tekrar bu konu üzerinde artık bir çalışma yapılması gerektiğini ve kimilerinin bu olaya kayıtsız kaldığını düşünüp  düşüncemizi değerli bir grup büyüklerimize bildirdik.

Ve sonraları öğrendik ki, Ehlibeyt âlimleri toplumun önde gelenleri ve aydınları ile bir araya gelerek bu kitap üzerinde çalışmış ve nasıl bir metot ile hareket edecekleri üzerinde durmuşlardır.

Sonraları Âlim-Aydın-gazeteci-araştırmacı kısacası toplum olarak bir bütün olup bu fitnenin karşısına dikilmiş ve bu konuda da elimizden gelenin en fazlasını göstereceğimizi herkese bildirerek bu tür olaylarda birlik ve beraberlikten ödün vermeyeceğimizi gösterme çabası içerisine girmiş bulunmaktayız

Ve şimdi güzel şehrimizde çıkarılmak istenen bu fitneye şehrimizde yaşayan ve yaşamayan tüm Sünni ve Şii kardeşlerimiz tarafından destek bekleyip bir kez daha İslam ümmeti olarak vahdet çizgisinden vazgeçmeyeceğimizi bildirmek istiyoruz.

Ben şahsım ve genç kardeşlerim adına, bu tür konulara kayıtsız kalmayıp gecesini gündüzüne katan başta Cafer Yucal, Celal Yanık, Veli Beder ve tüm ehlibeyt âlimlerimize, Değerli Gazeteci-Yazar Cabbar Şıktaş abimize, biz gençlerle değerli büyüklerimiz arasında iletişim görevini üstlenen Doğan Aksu abimize, biz gençleri mektebi duygusallıktan öte akıllıca davranmayı ve her zaman genç ruhu ile bizlere yanlışı ve doğruyu hatırlatan Hasan Avcı abimize, Yıllarca bu topluma biz aşkın çocuklarıyız diyerek hoşgörüye davet eden değerli şairimiz ve büyüğümüz Hüseyin Yalçın’a ve uzakta olsa bizlerle gönül bağları bulunan Zeynebiye liderleri Selahattin Özgündüz ve değerli Zeynebiyeli kardeşlerimize ve nitekim şuan isimlerini hatırlayamadıklarımız büyüklerimize ve kardeşlerimize … teşekkürü bir borç biliriz.

Ve ayrıca yaz tatillerinde bütün zamanını mektebi konulara duyarlılıkla geçiren üniversiteli genç kardeşlerimizi de saygı ile selamlıyoruz.

Fatih Kahramani