Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Şimdi ise devletin ve milletin dümenine geçenler bizim adımıza ikili oynuyorlar. Ortadoğu’da ABD ve Batının planları açık ve net. Uygulama süreci hızla devam ediyor ve sen hala bunu görmüyor artı destek oluyor artı onların sözcülüğünü, jandarmalığını yapıyorsun. O da yetmiyor bize zararı olmayan, kardeş olduğumuz devletlerin iç ve dış düşmanlarını bağrına basıyorsun, besliyorsun, muhatap kabul ediyorsun. Yazıklar olsun.
Libya’nın bize ne zararı vardı. Ama orada kendi ülkesi ve halkına karşı parayla satın alınan sözde direnişçileri Erdoğan hükümeti muhatap aldı. Yetmedi Van’a yapamadığı yardımı bu direnişçilere yaptı. Yani Kaddafi, Erdoğan’ın beslediği katiller tarafından katledildi.
Şimdi Suriye. Dışişleri Bakanlığı Suriye’deki muhalifleri (hainleri) konutunda kabul ediyor. Direnişçilerin lideri (Anadolu tabiri ile) hain albay meğer ülkemizden bu provokasyonları yönlendiriyormuş. Medya Suriye’deki üç beş kişilik çatışma veya eylem görüntülerini, Rambo filmlerinin heyecanını (!) katarak millete vermeye kalkışıyor ama ne hikmetse milyonları geçen Esad taraftarlarının ülke ve liderlerine bağlılık görüntüleri ya çok az yada hiç verilmiyor.
Tabi Suriye halkı da bir noktaya taşındı. Ve büyükelçilikleri bastılar, bayrakları yaktılar. Bizim iktidar buradan gürledikçe gürlüyor “Nasıl böyle bir şeye yeltenirsiniz” diye. Eee sen tahrik ettin. Düşünün bir kere Yunanistan ülkemize karşı, bizim Suriye’ye uyguladığımız gibi bir politika izlese ne yapardınız?
Bayrak yakılması hoş bir şey mi? Asla. Suriyeli yetkililer çıkıp özür dilediler. Ama Erdoğan hükümetine bir türlü yaranamıyorlar. Dışişleri Bakanı “Biz onlardan özür istemedik. Kabahat işlemesinler yeter” diyor. Bülent Arınç ise “resmi özür” bekliyormuş.
Yazık diyorum. Bir yıldan fazladır İsrail’e, özür dile diye, neredeyse yalvaracak pozisyona düşen iktidar, Suriye’nin özrünü kabul etmiyor. Neden acaba! Sonra hatırlarsanız 1 Mart tezkeresi AKP’li yüzlerce vekilin oyuna rağmen geçmemiş, ‘kadim dostları’, bunun karşılığını askerin başına çuval geçirerek tarihe bu hükümetle kaydettirmişti. Erdoğan’a ‘ABD’ye nota verecek misiniz?’ diye sorulmuştu. O da müzik notasıyla, devlet notasını karıştırmıştı.
Tabi bu bayrak yakma olayından sonra milli hassasiyetleri olmayanların birden hassasiyetleri ortaya çıktı. Hatta bunlardan biri köşesinden “Bayrağımızın yakılmasından gurur duymuş, geleceğe dönük ümitler filizlenmiş gönlünde” diye yazı yazmış.
Neden biliyor musunuz? Bu şahsa göre aciz milletler başkalarının bayrağını yakarmış. Senelerce bizim ülkemizde de ABD, İsrail bayrakları yakılmış. Şimdi ise çok şükür (!) bayrağı yakılan devlet olmuşuz, bölgenin büyük ağabeyi konumundaymışız, diyor.
Birincisi bu millet hiçbir zaman aciz değildi. İkincisi her milletin bir sabrı vardır. Açıkça tahrik en az işlenen suç kadar adidir, çirkindir. Üçüncüsü bu sayın yazar merak etmesin! Tayyip Bey kredi notunu iyice yükseltir. Bayrağımızın yakılmasıyla bile AKP’yi taltif eden bir kalemin başka ne amacı olabilir ki!
Akın Aydın