Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Peki bunca cinayete ortam hazırlayan ve bizzat bu cinayetleri işleyen ABD ve müttefikleri Irak‘tan ayrılmak için mi bu ülkeyi işgal etmişlerdi?
ABD üst düzey siyasal ve askeri yetkililerinin işgalin başından beri yapmış oldukları açıklamalara yeniden bir göz atılırsa bu tezlikte ayrılmak için değil uzun süre kalmak üzere bu ülkeyi işgal ettikleri görülür. ABD için enerji kaynaklarını kontrolü altına almak ve sömürmek ilk hedef olarak gösterilse de Afganistan işgalinde olduğu gibi Irak’ın işgalinde de asıl hedefin İran’ı dizginlemek ve Batı karşısında teslime zorlamak amacı güttüğünü açıkça ilan etmekten çekinmiyorlar. Belki de enerji kaynakları üzerinde sulta kurma karşısında baş engel olarak İran’ı gördükleri için kasıtlı olarak bu ülkenin nükleer programı vs. gündeme getirmektedirler. Yoksa başını ABD’nin çektiği Batı müstekbirliğinin bölgedeki dostlarının dünyanın en mürteci ve despot rejimler olduğu dikkate alındığında demokrasi, özgürlük gibi iddialarının ne kadar kof ve yalan olduğunu artık dünyada anlamayan kalmadı gibi.
İran’ın ABD işgalinin başından sonuna kadar Irak’ta izlediği siyaset ve ortaya koyduğu tedbirleri incelerken İranlı stratejistlerden Saadullah Zarei’nin konuyla ilgili Keyhan gazetesinde yayınlanan makalesinden yararlandığımızı hatırlatmak isterim.
Irak ABD işgalinden nasıl kurtuldu? Ve bu işgalin asıl galibi kimdir?
ABD, Iraklılar kendilerini yönetemez diyerek Irak’ın daimi işgalinden bahsederken; İran Iraklıların bu işin üstesinden geleceğini telkin ediyordu. Daha Amerikan güçlerinin Bağdat’a girdikleri ilk günden itibaren Şii, Sünni ve Kürt örgütlerini ülke yönetimini ele geçirmek için planlı olarak tarihi görevlerini üstlenmeye teşvik etti. Irak içinde ve dışında bulunan bu örgütlü güçler İran’ın yön göstericiliğinde eyaletlerde yönetimi ele geçirdiler ve yeni Irak’ın ilk yasal kurumu olan Hükümet Meclis’inin oluşumunda önemli bir rol oynadılar. İşgalcilerin çatışmalarla uğraştıkları sırada bu örgütlü güçler eyalet ve şehirlerde fiilen yönetimi ellerine geçirdiler.
İran’ın bu ülkede oynadığı önemli rollerden biri de Iraklılar arasındaki anlaşmazlıkları gidermesiydi. ABD Iraklı çeşitliı etnik ve mezhebi grup ve bölgeler arasındaki farklılıkları işgali uzun süre devam ettirmek için bir fırsat olarak görürken İran, Iraklılar arasındaki vahdeti oluşturmaya stratejik bir hedef olarak bakmaktaydı. Önce uzun yıllardır ülke içinde ve dışında çeşitli ad ve ünvanlar altında örgütlenerek faaliyet gösteren ve zaman zaman bir birleriyle çatışan Şii grupları bir masa etrafında oturtmayı başaran İran, onlar arasında bir Önderlik ve Hakemiyet Şura’sı oluşturdu ve nihayet bu grupların hepsinin Ayetullah Sistani ile koordineli çalışmalarını sağladı.
Şii gruplar arasındaki küçük sürtüşmeler bir yana Irak İslam İnkılabı Yüksek Meclisi ile Sadr grubu arasında iki defa ve Sadr grubu ile Maliki’ye bağlı hükümet güçleri arasında bir defa patlak veren ve onlarca kişinin ölümüyle sonuçlanan ağır çatışmalarda arabuluculuk rolünü üstelenerek sonlandıran ve bu grupları barışıtıran İran, bu gruplardan “ Tek Irak Koalisyonu”nu oluşturdu. Ve işte bu koalisyonun bereketiyle Irak’ın yeni anayasası tasvip edildi ve daimi hükümet kuruldu.
Şiiler arasındaki birlik çabalarına paralel olarak Şiilerle Kürtler arasındaki anlaşmazlıkları da çözüme kavuşturan İran, Şiilerle Kürtlerin Sünnilerle olan ihtilaflarını da gidermeyi başararak tek hedef doğrultusunda birlikte çalışmalarına yardımcı oldu. Irak’taki mevcut yapı çeşitli etnik ve mezhebi gruplar arsında oluşturulan konsensüs ve uzlaşmanın sonucudur.
İran, Iraklıları destekleyerek ve yönlendirerek ABD’yi bu ülkeden çıkış sözleşmesini imzalamaya zorladı. 2007 yılı başlarında George W.Bush ile Nuri Maliki rasında imzalanan bu sözleşmeye göre; ABD hükümeti 2011 yılı sonuna kadar bu ülkedeki askeri güçlerini geri çekmeyi ve o zamana kadar tedrici bir şekilde askeri ve güvenlik merkezlerini Irak hükümetine devretmeyi taahhüt etmişti.
İran’ın önemli yardımlarından biri de Suudi Rejimi, Ürdün, Kuveyt ve... rejimlerinin yıkıcı çabaları karşısında Irak’ın yasal hükümetini desteklemesidir. Bu komşu ülke rejimleri Irak’taki yeni siyasal sistemi yıkmak ve bu ülkeye sulta kurmak için bütün güçlerini seferber ettiler. Hedefleri Irak ile İran arasında oluşan uyum ve koordinasyonu engellemekti. ABD işgaliyle birlikte Irak’ı yalnız bırakmayan İran, bu ülkenin komşuları Suriye ve Türkiye ile olan sorunlarını da gidermek suretiyle Irak’ın bölgesel konumunu güçlendirmek için çaba gösterdi.
Iraklılar bu süre zarfında güvenlik, istihbarat ve askeri güçlerine çeki düzen vermeyi başardı ve ülke güvenliğini üstlendiler. Buna karşılık işgalci güçler bölgedeki Arap rejimleriyle birlikte terörizmi takviye etmek suretiyle hükümeti istikrarsızlaştırmak ve uğursuz planlarını uygulamaya çalıştıysalar da başarılı olamadılar.
ABD askeri güçlerinin Irak’tan çekilmesi hiç kuskusuz Irak’taki yeni siyasal yapının başarılı işlevinin ürünüdür. Bu yapının, İran’ın özel desteği olmaksızın oluşması, ayakta durması ve hayatını sürdürmesi mümkün değildi. İşgalcilerin iradesine aykırı olarak gerçekleşen bu yeni sistemi bozmak için ABD ve müttefikleri her yolu denediler ve ama her teşebbüsleri başarısızlıkla sonuçlandı. Örnek olarak Barack Obama son Irak genel seçimlerinin düzenlendiği 6 Mart 2009 tarihinde yaptığı konuşmada açıkca, bu seçimle Irak’taki mevcut sistem değişecektir, diyordu. Halkın iradesine karşı yeni bir sistem oluşturma planları için milyarlarca dolar harcayan Suudi Arabistan başta olmak üzere AKP hükümeti, Ürdün krallığı, Mısır’ın Mübarek rejimi, körfezdeki şeyhlikler de müdahil oldular.Seçimler sonrası ortaya çıkan sonuca tahammül edemeyen işgalci güçler komutanı ise Nuri Maliki hükümetini defalarca askeri darbeyle tehdit ediyordu. Irak’ın yasal hükümetinin bu komplo planları karşısında İran’ın desteği olmaksızın dayanması imkansızdı.
Irak’ta ABD işgali sonrasında kanlı terör eylemlerinin artması neye alamettir?
ABD Irak’tan çıkarken İran aleyhinde eşine az rastlanır bir psikolojik savaş başlatması- İran’ın nükleer proğramı, İnsansız Hava Araçları (İHA) aracılığı ile casusluk faaliyetlerini artırması, müttefikleriyle birlikte ekonomik-teknolojik yaptırımları artırması vb teşebbüsleri- İran’ın tedbirleri karşısında aldığı yenilgiyi örtbas ve telafi etmek içindir. Gözlemcilere göre ABD ikinci dünya savaşından sonraki dönemde ilk defa böyle ağır bir yenilgiyle karşılaşmıştır.
Hiç bir kazanç ve karşılık almadan Irak’tan askeri güçlerini çekmek zorunda bırakılan ABD’nin Irak konusunda komplo planlarından vazgeçeceği düşünülemez elbet. Son günlerde Irak’taki terör eylemlerinin artması da bu doğrultuda değerlendirilebilir ancak. ABD ve bölgedeki müttefikleri tarafından desteklenen başbakan yardımcısı Mutlak ve cumhutbaşkanı yardımcısı Tarık Haşimi de dahil bazı Irak’lı üst düzey yetkili makamların terör olaylarına karıştıkları ve hatta bizzat bazı katliamları yönettiklerinden dolayı haklarında tutuklama kararı çıkarılması bile ABD ve Suudi krallığının Irak’ta halka yönelik katliam gibi terör olaylarını desteklediklerinin daha önceden bilindiğini ve hamilerin çekilmesiyle birlikte kuklaların yargıya intikal ettirileceklerinin açık bir kanıtıdır.
Suriye işgal edilerek Irak yenilgisi mi telafi edilmek isteniyor?
ABD ve bölgesel müttefiklerinin son sıralarda Suriye üzerine yoğunlaşmaları da gerçekte Irak’ta bu ülke halkı ve İran karşısında alınan yenilgiyi telafi etmek ve ... amaçlı olup Suriye hükümetini devirmeyi başarsalar da başarmasalar da bölgede yeni komplo planlarını hayata geçireceklerine kesin gözüyle bakılabilir. Çünkü Suriye’de mevcut rejimin devam etmesi bölgede İran-Irak-Suriye ve Lübnan eksenli yeni bir bölgesel işbirliğinin başlatılması anlamına gelmekte olup ABD, İsrail ve bölgedeki kukla rejimlerin bunu kabullenmelerini beklemek safdillik olur.
Suriye’ni işgal planı gerçekleşmezse başka ne gibi planlar gündeme alınacaktır?
Batı müstekbirliği açısından siyonist rejimin güvenliği olmazsa olmazlardandır. Yukarıda işaret ettiğimiz yeni gücün oluşmasından en çok siyonist rejim ve Suudi krallığı olumsuz olarak etkileneceği ortadadır. Bu eksenin oluşmaması için Irak’ın bir kaç parçaya bölünmesi, Irak’ın batısında Sünnilerin yaşadığı El-Anbar ve Salahaddin eyaletlerini Irak merkezi hükümetinden ayırarak özerk ve hatta bağımsız kukla bir rejim kurulması ve Kürt özerk bölgesiyle ilgili yeni planların hayata geçirilmesi bu komplo planlarından sadece ilk akla gelenlerdir.
Y. ZİYA T.YILMAZ