26 Aralık 2011 - 20:30

Allah’ın adıyla, Rahman ve Rahim olan Allah’a sonsuz hamd olsun. Resulullah saa buyuruyorlar ki: “İstişare eden bir kavim mutlak kemale erişir.” Burada istişare kelimesinin dilimizde en göze çarpan ve ilk akla gelen manası “Fikir alışverişi”’dir. Biz kısaca kelime anlamına değindikten sonra fazla oyalanmadan asıl gayemize geçelim.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- İstişare, müşavere gibi kelimelerin kullanıldığı benzer hadislerin veya aynı hadisin farklı ravilerden bize gelen şekliyle, hadisi şerifin kilit kelimesi ‘istişare’dir.  İstişare etme konusunda iyice düşünüldüğü vakit, asıl cevherin ‘Tevhid’ olduğu gün gibi ortaya çıkacaktır.

Ama maalesef dikkat etmiyoruz. Ne söylediğimize, ne yazdığımıza ve bilhassa ne düşündüğümüze dikkat etmiyor. Düşünce düzelince yazılar ve sözler düzelecektir zaten; “Kişi dilinin altındadır.” Buyuruyor Emirel Müminin as.

Kardeşlerimiz hatasızsa hata aramaktan, hatalılarsa hatalarını kapatacağımıza gözlerine hatalarını sokmaktan geri durmuyoruz. Marifet mi yoksa günah mı buyurun araştıralım !?

Kötülediğiniz kişiye dikkat edin, zira onu anlamamış veya yanlış anlamış olabilirsiniz ve kişi günahsız hatasız veya haklı çıkabilir. Bu ise hesabını veremeyeceğiniz, hakkı kul hakkı olan bir vebala yol açarsa bu hak o kulun razılığıyla mümkün olacaktır.

Ve hatta kötülediğimiz kişi bir müslümansa ve kötülük ettiği doğru ise onun günahını yine örtmemizi buyurmuştur Resulullah saa… Zira, umulur ki kötülüğünü iyilikle kapatma gayretimiz, İslam adabındandır, kişiyi utanmaya sürükleyerek hatasını görmesine vesile olacak en iyi hareket tarzıdır.

Bizim düşmanlarımız, bize hüküm sürmekte ve kanlarımızı sömürmekteyken asla ne kardeşlerimiz ne komşumuzla didişmeyi kendimize yakıştırmamaktayız. Haksız yere kardeşini kötüleyen, ona destek olan ve bu işe sessiz kalanlar ahirette kötüledikleri kişinin (kul) hakkını veremeden cennete giremeyeceklerdir.

Hala anlamış değiliz! İsrail, ABD ve İngiltere ve diğer hepsi... ; kafirler dururken birbiriyle uğraşmaktan yılmayan Müslümanları… ! Hay hay, iyiliği emretmek ve kötülükten nehyetmeliyiz ama aman dikkat edelim peygamberden çok peygamber, imamdan çok imam, âlimden çok da âlim olmayalım. Zira unutuyoruz bazen ne masum ne ismet sıfatına sahip olmadığımızı… Buna bağlı olarak buğulu görmeye sebep, bir sürü perdenin gözlerimizin keskinliğini körelttiğini…

Evet, Biz! Eminiz İsrail ve diğerlerinin kafir ve hatalı olduklarından ve yine emin değiliz kardeşlerimizin hatalarından ve hatta emin olduğumuz hataları varsa da ne yüzlerine vurmak ne de hatalarını ifşa etmek istemiyoruz ve susuyoruz; dua ediyoruz onlara… Zira, Rabb’imizin de bizim hatalarımızı örtmesini ve günahlarımızı bağışlayarak bize ihsanda bulunmasını bekliyoruz.

Biz, asıl gayesi kafirler olanlar ve kardeşlerine son hadde kadar göz yummak isteyenler, ilan ediyoruz: Kardeşlerimiz şüpheli işlerde bulunsalar da, şüpheli beyanlarda da bulunsalar da kardeşiz… Ne masumuz ne de Allah’tan vazifeli bir meleğiz ki başlarına hatalarını kakmakla görevli değiliz! Örtebildiğimiz kadar örteceğiz! Olabildiğimiz kadar gece olacağız! Birbirimizle uğraşmamak, birbirimize göz yummak ve nefsimizi kardeşlerimizin nefislerine tercih edebilmek için elimizden geleni yapacağız…

Kahrolsun İsrail!

Kahrolsun İngiltere!

Kahrolsun Allah’ın düşmanları ve zalimler!

Anlayan anladı! Anlayana selam olsun! Anlamayana da anlayanlarla birlikte duayla…

ALİ YİĞİT