29 Aralık 2011 - 20:30

Yusuf el Kardavi, son yıllardaki fırkacı ve mezhepsel duruşunu sürdürerek sapkın vahabi mezhebinin kurucusu Muhammed bin Abdulvahhab’ı ve monarşiyle yönetilen Suudi Arabistan kralı Abdullah’ı överek demokratik seçimlerle Irak’ın başına gelen Irak’ın başbakanı “Nuri el Maliki”ye kin kusarak Irak’ta yaşanan siyasi krizi Şii- Sünni krizi olarak lanse etmeye çalıştı.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı Yusuf el Kardavi, son yıllardaki fırkacı ve mezhepsel duruşunu sürdürerek sapkın vahabi mezhebinin kurucusu Muhammed bin Abdulvahhab’ı ve monarşiyle yönetilen Suudi Arabistan kralı Abdullah’ı överek demokratik seçimlerle Irak’ın başına gelen Irak’ın başbakanı “Nuri el Maliki”yi saldırarak Irak’ta yaşanan siyasi krizi Şii- Sünni krizi olarak lanse etmeye çalıştı.

Yusuf el Kardavi’nin, son günlerdeki tavır ve tutumundan tam anlamıyla bir saray mollasına dönüştüğü ve Körfez ülkelerinin bir adamı haline geldiği gözlenmektedir. Cuma namazında yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Suudi Arabistan kralı Abdullah’ın Körfez İşbirliği Ülkeleri ülkelerinden bu birliğin değişerek Körfez Birliği halini alması önerisi bizim din ve gerçekliğimize bir davet olup bunun gerçekleştirilmesi farz ve zorunluluktur. Bizler “Hadimu’l Haremeyn”e teşekkürlerimizin yanı sıra onunla birlikte olduğumuzu bildirerek, Körfez ülkeleri dostlarımızdan da isteğimiz ona yardımcı olmalarıdır. Kral Abdullah’ın bu isteği yerinde bir taleptir ve Nuri el Maliki’nin Irak’ı Suriye’ye satmak istediği projesiyle hiçbir benzerliği yoktur!”    

Kardavi, fırkacı ve mezhepsel duruşunu sürdürerek konuşmasına şöyle devam etti: “Nuri el Maliki, Irak’ı Suriye’ye satmak istiyor. Irak ve Amerika’da kendisine destek verecek kimseyi bulamadığından ehli sünneti feda ederek Irak’ın tartışmasız hakimi olmak istiyor!”

Tarık el Haşimi’nin karıştığı suçlara ve Amerika’ya nasıl hizmet ettiğine değinmeyerek şunları söyledi: “Nuri el Maliki, Tarık el Haşimi’yi tuzağa düşürdü! Maliki’nin projesi değersiz bir projedir. O Amerikalıları Irak’tan çıkararak milyonlarca insanın canıyla oynamak istemektedir. O mezhebini İslam’a ve has bir fırkayı Irak halkına mukaddem etmiştir!!”

Kardavi, Suriye’deki teröristlerin asker, polis ve kendilerinden olmayan halkı öldürmesini ve aynı şekilde Bahreyn’de yaşanan zulümleri görmezlikten gelerek şunları söyledi: “Bizler kabilecilik ve mezhepçiliğe karşıyız!!! Bizler Suriye halkıyla beraberiz, devletiyle değil (Türkiye dışişleri bakanı Davutoğlunun sözünün aynısı) diktatörler cinayet işlemektedirler, kendi halklarına işkence yapmaktadırlar, kadınlar, çocuklar ve yaşlılar onların eliyle öldürülmektedir. Aziz Suriye’de olduğu gibi. İslam, Libya ve Mısır’da zafere ulaştı. Fas, Yemen ve Suriye’de de ulaşacak. Baas partisi yolun sonuna geldi.”

Kardavi, Suudi katilleriyle efendisi Siyonist İsrail ve Amerika’nın Suriye’deki komplolarına işaret etmeden konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ey Beşşar! Halk, hükümeti yönetmeden sen hükümet ettin. Sonsuza kadar mı Suriye’yi yönetmek istiyorsun? İzin ver de halk istediğini seçsin. Çünkü hakimler gidici, halklar kalıcıdır. (ilginçtir ki Davutoğlu bu sözlerin aynısını tekrarlamıştı!!)

Yusuf el Kardavi, bu sözleri sarf ederken şu anda sözcülüğünü yaptığı –Suudi Arabistan, Katar, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri gibi…- monarşiyle yönetilen zalim diktatörlere hiç değinmedi. Aynı şekilde Bahreyn’in Şii katili diktatörüne ve körfez ülkelerinde baskı altında inleyen mazlum Şii halklara hiç değinmedi!!

Bunlardan daha ilginci Cuma namazını kıldırdığı yeni kurulan “Muhammed bin Abdulvahhab” camisinde fırka-ı dalle olan sapık fırka vahabiliğin kurucusu Muhammed Bin Abdulvahhab’ı “Arap Yarımadasının Müceddi” olarak adlandırarak İngilizler tarafından kullanılan bu adamı onurlandırdı.

Yusuf el Kardavi’nin bu açıklamalarına tepki ise Irak başbakanı Nuri el Maliki’nin resmi sözcüsü “Ali Şalah”tan geldi. Ali Şalah Kardavi’nin aşırı radikal olduğunu belirterek şunları söyledi: “O, din ve vatanını satan bir adamdır. Bu da her kes tarafından bilinmektedir. Irak halkı, işgal dönemindeki onun fitneci yaklaşımını ve Irak halkının işgalci Amerikalılar tarafından katliam edilebileceği fetvalarını asla unutmayacaktır.”