20 Ocak 2012 - 04:04

17 Ocak 2012 tarihinde sonuçlanan Hrant Dink cinayetinin mahkeme kararı, Hrant’ın artık bir faili meçhul olduğunu tescil etti, “yeni Türkiye”nin faili meçhulü. Fakat mahkeme kararına bakılırsa Hrant, pek makbul olmayan bir meçhul. Çünkü topraktan fışkıran kemiklerle meşgul muhafazakâr ana akım medya, ancak bu kemiklerin simgelediği faili meçhul bağlamıyla ilgili olduğunu, Hrant gibi etiyle kanıyla gözümüzün önündeki, yaşayan tarihin faili meçhulünün ise işlevsel olmadığını hâl ve kâl diliyle söylemiş oluyor.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Başbakan Erdoğan ve onun kudretli iktidarına ilişik medya muhiti “yeni Türkiye”de artık faili meçhul yaşanmadığını kutlamakta acele etmemelidir. “Yeni Türkiye”nin elinde Hrant cinayeti gibi can yakıcı, vahim, kara(anlık) bir dosya var çünkü.

Beş yıl önce Hrant Dink davasında gerçeğin ardına düşmek “eski Türkiye”yi mahkum ve deşifre etmenin büyük fırsatı olarak görülüyordu. Ama mahkeme kararıyla gördük ki eski ve yeni Türkiye Hrant cinayetinin zifiri karanlıkta kalması için el ve iş birliği yapmış, kirli bir ittifak içine girmiştir. Çünkü “yeni Türkiye”, “eski Türkiye” ile personel değişimi yapmış bir becayiş rejimidir.

Hrant davasında yeni ve eski Türkiye’nin güçlü işbirliği, dava boyunca Hrant cinayetine ilişkin bilgilerin minik dilimler halinde açığa çıkartılmasında, elde ne varsa ortaya dökülmemesinden belliydi. Hala daha mahkemeye konu olmamış onlarca delil ve karineden sözediliyor. Telefon dinlemelerindeki güçlü ilişkilere rağmen davanın devletin içindeki uzantılarını ortaya koymak bir yana, devlet aygıtına nüfuz bile edemediğini açıkça görüyoruz.

Hrant cinayetinde “yeni Türkiye” kendi adamlarını, “eski Türkiye” de kendi adamlarını kolladı, böyle olunca da geriye Hrant’ı bir anlık öfkeyle öldürmüş asabı bozuk iki kişi kaldı. Yani Hrant cinayeti, bir tür araç parketme tartışmasında kavgaya tutuşmuş iki kişiden birinin kazaen ölmesinden farklı bir biçimde tarif edilmemiş oluyor.

Hrant’ın katledilmesiyle ortaya çıkan hakikat, eski ve yeni Türkiye’nin Hrant’ın öldüğüyle kalması için yaptığı kirli ittifaktır!

Pamuk ipliği karinelerden en kallavi örgütleri üretmeyi başaranlar Hrant cinayetinin ayan beyan karinelerini başarıyla

buharlaştırabildiler. AK Parti iktidarı da Hrant’ın örgütlü katlinin üzerine gitmemesinin suçluluğundan kurtulmak için dava sonucunun adalet duygusunu yaraladığını falan söylüyor. İktidarın amacı ve mücadelesi, kendisini Hrant'a reva görülen zulmün yakıcılığının menzili dışına çıkarmaktan ibarettir. Bu konuda zihinsel istisna ve kotalara cesaret vermemek gerekir. Bırakalım, Hrant'a reva görülen zulmün yakıcılığı kimi yakalarsa yakalasın ve yakıp kül etsin. Vicdan ve adaleti yaşatmanın yolu, bu konuda pazarlıkçı olmamaktır.

Hrant cinayetinin, araç park kavgasının ölümlü sonucundan farksız olduğunu söylemiş bulunan mahkeme, iktidarın ve bileşenlerinin kurmaya çabaladığı “yeni Türkiye” koşullarında yeni ulus inşasının köpürttüğü, kabarttığı ve tahrik ettiği hissiyat ikliminde çalıştı. Mahkemenin verdiği kararın Müslüman, Sünni, Türk ve devlet aygıtına ilişik olmayan bir maktul için bundan ehven olması beklenemezdi zaten. Uludere olayında da devlet olayın mağdurlarına benzer biçimde muamele etmedi mi? “Yeni Türkiye”nin yeni ulusunu kuran hissiyat ve doktrin, kitlelere Türkiye’nin etrafının düşmanlarla çevrili olduğunu ve kendisinden başka dostu bulunmadığını ezberletiyor. Komşu ülkelere karşı savaşan bazı örgütlerin sınır ötesi silahlı eylemlerine lojistik sağlıyor ve bunun yolaçtığı tepkileri kullanarak da Türkiye’nin içe kapanmasını teşvik ediyor.

İçe kapanma ile iktidarın güçlenmesi arasındaki ilişkinin keşfedildiği ve sonuna kadar kullanılmak istendiği tehlikeli zamanlardayız.

Ankara’nın politikalarına yönelik her eleştirinin, taraftar tribününden yükselen “ya sev ya terket” nakaratıyla sindirilmeye çalışılması yeni ulus inşasının sonuçlarındandır. 6-7 Eylül olaylarının da benzer bir toplumsal sıkışma ve içe kapanma vaktinde patlak verdiğini hatırlıyor olmalıyız.

“Yeni Türkiye”nin “eski Türkiye”ye yönelttiği “ulus devlet” eleştirileri çok kavimli özgür bir milletin doğuşuyla sonuçlanmadı. Eski ulus devlet gitti, yerine “yeni Türkiye”nin ulus devleti geldi.

“Eski Türkiye” eğer “despot bir ulus devlet” idiyse ve “yeni Türkiye” bunu radikal biçimde değiştirecektiyse Hrant cinayeti neden öncekinden çok daha zifiri bir karanlığın ıssızlığında unutulmaya terkedildi?