8 Şubat 2012 - 20:30

Suriye’nin Humus şehrinde meydana gelen olaylarla ilgili tam bir “yalan rüzgârı” yaşanıyor. İlk gelen haberler Suriye ordusunun Humus’a tanklarla saldırarak 400 muhalifi öldürdüğünü bildiriyordu. Türk basını “isyancıların ağzıyla” manşetler attı. “Humus’ta katliam!” diye feryat ettiler.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Türk Dışişleri Bakanlığı yaptığı resmi açıklamada “Suriye güvenlik güçlerinin Humus halkına karşı gerçekleştirdiği katliamda kadın ve çocuk yüzlerce sivil öldürülmüştür. Bir ülkenin resmi güvenlik güçlerinin kendi şehirlerini topa tutması, hükümetin yönetme meşruiyetini tamamen kaybettiği anlamına gelmektedir. Bu durum Suriye yönetiminin içine düştüğü aczin ve hukuksuzluğun da göstergesidir” diyerek sert tepki gösterildi.

Oysa ortada yüzlerce ölü olduğuna dair hiçbir kanıt yoktu.

Zaten ilk gelen haberlerden sonra ölü sayısının 300 olduğu açıklandı. Daha sonra yine Batılı ajanslar ve El Arabiye tenzilat yaptı rakamı 250’ye düşürdü.

Ama “isyancı teröristler bile” bu duruma isyan etmiş olacak ki “ölü sayısı 55’tir” diye açıklama yapmak zorunda kaldılar.

Yani Türk Dışişleri, Suriye ordusunun Humus’ta yüzlerce sivili öldürdüğünü söyleyerek her zamanki gibi “bir devletin hariciyesine yakışmayan” seviyesizlik örneği göstermişti.

Kaldı ki bu katliam haberlerinde “büyük bir oyunun olduğu” açıktı.

Tam da Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Suriye’nin durumunun ele alınacağı günün arifesinde bu saldırı düzenlenmişti. Yani Suriye devleti, ülkenin kaderini belirleyecek bir oylamadan bir gün önce “şu Humus’ta bir katliam yapayım da bütün dünyaya ders olsun!” diyecek kadar aklını peynir ekmekle yemiş, o kadar psikopat bir siyaset ortaya koymuştu!

Aklı başında bir devlet böyle bir şey yapmazdı.

Zaten “yapılmadığı da” apaçık ortada idi.

Çünkü Humus’ta askerlerin sivillere tanklarla saldırdığı haberleri çıktığı andan itibaren Suriye devlet televizyonu Humus’tan sürekli canlı yayın yaptı. Ortada ne tank ne bomba vardı; ne de yıkılan evlere dair görüntü! Öldürülen 55 kişi, Özgür Suriye Ordusu adlı “çete” tarafından kaçırılıp rehin alınan “devlet yanlısı masum sivillerdi.” Özgür ordu, BM toplantısını provoke etmek içi bu kanlı olayı planlamış, elindeki rehineleri bulundukları binada öldürüp dünyaya da “büyük katliam” olduğunu bildirmişlerdi.

Suriye devlet televizyonu Humus’tan yaptığı yayınlarda “öldürülen kişilerin yakınları ile görüşmüş, ölenlerin muhaliflerin elindeki rehineler olduğunu onların ağzından yayınlamıştı.

Yani bu satırların yazarı olan ben, Humus’la ve Şam’la yaptığım iki telefon görüşmesiyle olayın nasıl bir komplo olduğunu ortaya çıkartabiliyorum da “koskoca Türkiye Cumhuriyeti’nin Şam büyükelçiliği ve bu elçiliğe bağlı bir sürü eleman bu komployu neden ortaya çıkartamıyor?

Türkiye’nin “El Cezire ve El Arabiya’nın” adeta “sözcüsü” gibi çalışması yakışık alıyor mu?

Gelelim BM’nin Suriye ile ilgili talebine:

BM diyor ki, “Suriye ordusu muhaliflere (yani isyancılara) karşı silah kullanmayı bıraksın.”

Peki, Suriye ordusu silah bırakırsa isyancılar bırakacak mı?

Hayır!

Onlar silah bırakmayacak.

Güvenlik Konseyi’nde Çin ve Rusya’nın “haklı olarak” veto ettiği tasarı buydu.

Amerika, çetelerin Suriye’de özgürce hareket etmesini ama Suriye ordusunun asla onlara müdahale etmemesini istiyordu.

Bunun adına “demokrasi özgürlük” diyorlardı.

Size “birkaç gün içinde Suriye’deki isyancıların” yaptığı saldırılarla ilgili birkaç haber aktarmak istiyorum:

“Önceki gün Suriye’nin Türk sınırı yakınındaki Güveççi köyünden duyulan çatışmalarda isyancılar 9 Suriye askerini öldürdü.

Silahlı bir terör grubu bugün Homs Kentinin Babaamro bölgesi yakınlarındaki Sultaniye’de petrol boru hattını bombaladı.

İdlib’de silahlı isyancıların saldırısına uğrayan 3 Suriye askeri öldü.

Silahlı terör gruplarının önceki gün İdlib’te patlayıcı yüklü bir araçla asayiş güçlerine ait bir teftiş noktasını hedef almaları sonucu asayiş güçleri mensubu bir eleman şehit düştü beş eleman da yaralandı.

Diğer yandan silahlı terör gruplarının Deyrezzor iline bağlı Albukemal Kentindeki Muarra Lisesinin arkasına yerleştirdikleri el yapımı bir bombanın infilak etmesi sonucunda Sabbar ve Halit el-Sabbar adlı iki kardeş öldü.

Teröristlerin Dera – Busra otoyolu üzerinde Hırba yol ayırımında açtıkları ateşte Astsubay Üstçavuş Malik el-Halebi ve Er Asker Ömer Kerbac hayatını kaybetti.”

İşte Türkiye bu “özgür isyancıları” destekliyor.

Ve onların Suriye’den aktardığı haberlere dört elle sarılıyor.

Suriye’de ise şu sıralar Türkiye kaynaklı Şam haberleri ile “İstanbul yalanları” diyerek dalga geçiliyor.

Muharrem Bayraktar

http://www.yenimesaj.com.tr/?artikel,12000477/suriye-de--istanbul-yalanlari-/muharrem-bayraktar