17 Nisan 2012 - 19:30

Suriye meselesini gündeme getirirken kullanılan ifadeler Paranoyaya dönüşmüş durumda. Zihinlerdeki önden kabuller, mezheb ve meşrebi saplantılar, asılsız haberler zanlarla birleştimi, gerçekten garip şeyler ortaya çıkıyor. Suriye üzerinden İran ve direniş ekseni hedef alınmakta.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Tescilli İran ve Hizbullah düşmanları böyle puslu havayı bekliyorlarmış ki kendilerince zaman bu zamandır deyip top yekün saldırıya geçtiler.

Emperyalist ve siyonistlerle onların İslami piyasadaki dostları sonunda uyandılar.Biz onları zaten biliyordukta şimdi aşikar oldular.Bunların bazıları, boynuz kulağı geçer misali, İrana karşı emperyalist ve siyonist söylemleri bile solladılar.İçlerinde biriktirdikleri kini şimdilerde açıktan söylüyorlar.

Mezhebi iftiralar mı dersiniz, Yavuzdan Kanuniden dem vurmalar mı dersiniz ne ararsan var. Ama bir şey varki gerçekten o sözler beni gerçekten şaşırttı. İslami cenahtan, Saint- Simon müridi kronik İran karşıtı İsmet Özelin bağnaz doğmatizmini bile mumla aratacak türden yazı, Asım Yenihaberin 9.Nisan tarihli yeni Akitteki yazısı. Bu zatın söylediklerini daha önce hiç bir istihbarat kurumu dahi söyleyememişti. Mehmet Doğan bu müstear ismin hakkını gerçekten veriyor. Yenihaber(!)e göre İran bal gibi Atom Bombası yapıyor…..´´ İran, dışa karşı nükleer silah değil, nükleer enerji için çalıştığını söylüyor. Hakikatın böyle olmadığını bilmek için İranlı olmak gerekmez. İran atom bombası yapmak için bütün gücünü harcıyor.`` oradanda İrana destek verdiği iddiasıyla Türkçü,Milliyetçi kesimlere saldırıyor. Aynı tavırları Zaman gazetesindeki bazı yazarlarda sergilemekteler. Amerikayla İsraile, İranı vurun diye hedef gösteriyorlar. Aynen Suud ve bazı körfez ülkeleri gibi. Garip olan bu aynı çevreler mezheb ve meşrepten dem vurarak devamlı İranı suçlayıp, İranın mezhebi fitneye sebep olduğunuda söylemekteler. Şecaat arz ederken merd-i kıpti sirkatin söylermiş, İranın yaptığını söyledikleri, aslında kendilerinin yaptıkları.

İran, İslam devriminin ta başından beri her zaman Amerikan ve siyonist projelerin karşısında dik durmuş, her zaman ve şartta inandıklarını söylemekten çekinmemiştir. Tüm dünyanın ve bir çok müslümanın Suriyeye yüklendiği bir zamanda İran, o her zaman ağzınıza doladığınız Takiyyeyi yapmadı. İran, sizin söylediğiniz gibi bir takiyye anlayışına sahip olsaydı, tam bu zamanda bunu yapardı. Yeri gelmişken söylemek gerek, onbinlerce şehit vermiş, Kıyam ve Şehadet mektebinin takipçilerine, böyle yakıştırmalarda bulunmak ancak ahmaklıktır. İsmet Özel, Mustafa Özcan, Mehmet Doğan ve benzerleri, Cemaatin yayın organları özellikle zaman gazetesi ve muhtelif islami cemaat mensupları, İran ve Hizbullah süpergüçlerin karşısına korkusuzca dikiliyorda sizin gibilerin karşısında mı takiyye yapıyor? Bu büyük bir iftira ve yalandır.

Aynı iftira ve yalanlar, Irak ve Afganistanda, İranın Amerikayla işbirliği yaptığı türden yazılanlardada kendini göstermektedir. Düne kadar 11.Eylül bahanesiyle İslam ülkeleri ABD tarafından işgal edildiğinde, İslam ülkeleri içinde bir tek İran, Irak ve Afganistan işgaline karşı çıkmış, Emperyalist ve Siyonistlerin defalarca ikrar ettikleri şekilde bir çok direniş gruplarına sahip çıkıp desteklemiştir. İranın akıllı politika ve stratejilerle nüfuz etkisini artırmasını, emperyalist ve siyonistlerin hazmetmemesi normalde, yahu size ne oluyor(?), sizin ne alıp veremediğiniz var(?) anlamak mümkün değil. 1 Mart tezkeresi meclisten geçseydi, Türkiye Amerikayla beraber Iraka tıpış tıpış girecekti. Türkiyeden kalkan ABD savaş uçakları senelerce Irakı bombaladı. Türkiye bir çok ülkeyle beraber Nato kapsamında uzun zamandır Afganistanda. O zamanlar hiç bu kadar sesiniz çıkmamıştı, halada çıkmıyor. Bunlar ne çabuk unutulduda şimdilerde İran Amerikayla işbirliği yapmış türünden asılsız saçma sözler ortalıkta dolaşıyor. Amerikayla kimlerin işbirliği yaptığı çok açık.

Maalesef ümmet arasında uzun zamandan beri garip bir adet hasıl oldu. Müslümanlar kendi asli sorumlulukları olan bölgelerden daha fazla, başka bölgelerle ilgileniyorlar. Irak ve Afganistandaki selefi yapıların çoğu diğer İslam ülkelerinden oraya gidenler. Bunların kendilerine göre şiddet merkezli bir fıkhi alt yapıları var. Suud, Ürdün vatandaşları çoğunlukta. Suud ve Ürdün, Amerikanın ve İsrailin en önemli müttefikleri. Bulundukları ülkelerde onlarla savaşmıyorlar, Iraka Afganistana gidip oralarda savaşıyorlar. Irak ve Afganistandaki asli unsurların bile önüne geçip onlarla bile savaşa giriyorlar. İslami ve şu an reel dünyada gayri meşru olan bu tip olaylarla gündeme gelen bazı grupların baz alınıp, İran ve Hizbullahi harekete saldırıp, mezhebi fitne ateşini tutuşturmakta, tam anlamıyla emperyalistlerin bugünkü stratejileriyle uyuşmaktadır.

İranla Suriye arasındaki ilişkiyi mezhebi olarak açıklama çabalarıda bir diğer iftira konusu olarak karşımıza çıkmakta. İranın kuzey komşusu Azerbeycan şii olduğu halde ve İranın neredeyse yarısı azeri olduğu halde, iki devlet arasındaki ilişkiler son derece problemlidir. Suriyede de dillere sakız olduğu gibi mezhebi bir azınlık yönetimi yoktur. Baas ideolojisi laik ve sosyalisttir. Toplumun bir çok kesimide bu manada laik bir yaşam tarzını benimsemiştir. Yani İranın dış siyasetindeki ilişkilerini belirleyen asli faktörde mezhep değildir. Zaten reel politikte böyle bir ilişkinin karşılığıda olamaz. Buda psikolojik savaş aygıtlarının avamın ağzına bir sakız gibi dolandırdığı yalandan ibarettir.

İran, İslami ve bugünkü reel dünyanın gereğince Bahreyn ve Yemende olduğu gibi Suriye meselesindede problemlerin dış müdahale olmaksızın, içerden çözülmesi gerektiğini söylemektedir. İran için Suriyedeki yönetimin kim ve ne olduğundan ziyade, emperyalist ve siyonist politikalar karşısındaki duruşu belirleyicidir. Bilinen bir durumdan, bilinmeyenli bir denkleme dönüşmenin bedelinin çok ağır olacağı kaygısını sadece İran değil, bütün komşu ülkelerin taşıması gerektiği kanaatindeyim. Yani Esed gidip Baas rejimi yıkılsında, kim gelirse ondan daha iyidir kabilinden düşünceler iyi niyetli olarak söylendiğini farzedersek bile, son derece saftirik söylemlerdir. Böyle bir durum olursa, olacakları kestirmek mümkün olmamakla beraber, toplama çakma bir muhalefetin, başkalarının programlarını kimlerin çıkarları için uygulamaya koyacakları aşikardır. Aslında bu tip hadiseleri kendi bulunduğumuz ülkede objektif olarak empati yaparak anlamaya çalışsak, çok daha sağlıklı düşüncelere sahip olacağımız kesindir.

Olayı ne tarafından ele alırsak alalım, Suriye meselesinin İran ve direniş eksenini yıpratma ve İsrailin güvenliğini sağlama amaçlı olduğunu görmekteyiz. Obamayla birlikte ABDnin yeni savaş stratejisi, ağırlığını Ortadoğudan daha çok Asyaya doğru kaydırmak isterken, ABD, Ortadoğuda varolan etnik ve mezhebi ayrılıklar üzerinden Kaos stratejisini aynı ataları İngilizler gibi uygulamak istemektedir. Her kim bilerek yada bilmeyerek bu oyuna gelipte etnik ve mezhebi ihtilafları körüklerse, şüphesizki bunlar her kim olursa olsunlar emperyalistlerin safhındadırlar.

HÜSEYİN BELGİ