1 Mayıs 2012 - 19:30

Darbelerin Sorgulatılmasına Sevincimiz Çok Erken Bu günlerde, İslami kesim belli bir neşe ve sevinç içinde. Haklı olarak, bu Millete yıllar yılı zulmede gelen vesayetçi güçlerin, darbecilerin, cuntacıların sorgulanması onlara bir huzur, mutluluk veriyor. Ama böyle bir sevinç için, erken olduğunu düşünüyorum!

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Darbeleri sorgulayabilme çizgisine gelebilmiş olmamız; bizlerin marifetinden çok, birilerinin müsaadesi olduğu kanaatindeyim!13 Eylül 1980 sabahı, Pentagon; “Bizim çocuklar Türkiye’de darbe yapmışlar” diye, çok net bir şekilde açıklama yapıyordu!Ve son günlerde televizyonlar, bu ifadeyi yetkililerin ağzından defalarca, İngilizcesi ile beraber verip durdular. Ve ayrıca,“28 Şubat’çı Generallerin, müdahale sürecinde, CİA başkanları ile görüştükleri,” kesinlik kazandığına göre, daha ötesi;NATO’ya bağlı bir orduda, NATO’nun talep ve bilgisi olmadan askeri bir müdahalenin olması, zaten olası şey değilken; askeri darbelerin, tüm bunları aşarak sadece birkaç generalin işi olduğunu düşünmek; sağduyulu bir aklın muhakemesi değildir.Biz, neden bu kadar olayların realitesinden uzaklaşarak, duygularımıza mahkûm olabiliyoruz? İşte bunu da anlamış değilim!Ülkemizde gelişen bu olayların senaristlerinin başta ABD olmak üzere, Batı dünyası olduğu, kesin olduğuna göre; ikinci kesin olan bir hakikat daha ortaya çıkıyor ki,“Dün darbeleri yaptıranlar, bu gün sorgulattırmasına müsaade ediyorlar.”Bu müsaadenin nedeni; Batı’nın üzerimizden İslam Dünyasına müdahale etme çalışmalarına, sosyal ve siyasal zemin hazırlamaktır.Kürecik’e kurulan “Füze Kalkanı” projesinin hükümetten rahat bir destek görmesi ve toplumsal ağır bir tepkiye muhatap olmamasına yönelikti!Bu sebepten bizler, darbecilerle oyalanırken; Batı üzerimizden İslam Dünyasının silkinişine engel olabilecek, tarihi en büyük adımlardan birini daha atarak, füze kalkanını kurduruyor!Nihayetinde olayın sonucu olarak;Darbeleri yaptıranlar, “Çocuklarımız” dediklerini bu gün sorgulattırabiliyorlarsa; bu gün bunları sorgulayanlara ise yarın kim bilir neler yaptırırlar..!Sakın bu yalancı bahara kanmayalım!Anadolu Müslüman’ı olarak biz, İslami anlamda bağımsızlığımızı kazanmış değiliz!Bu iş, o kadar kolay da değildir. Bu işin, bu denli bedelsiz olacağını sananlar da yanılıyor!…Siyasi ve sosyal bağımsızlığınızı kazanabilmeniz için; öncelikle kendi kedinize yeten ve ekonomik bağımsızlığını kazanmış bir ülke konumunda olama zorunluluğunuz var!Şu acı gerçeği öncelikle belleklerimize kazıyalım;“Günümüz dünyasında, ekonomik bağımsızlığı olamayan ülkenin, siyasi bağımsızlığı da olamıyor.”…Özellikle bu realiteyi çok iyi bilmek ve hesapları bunun üzerinde kurmak durumundayız!Bu gün, sivil veya askeri tüm teknolojik yapımız, Batı patentli ve Batı yapımlıdır.Mesela, ABD’den satın aldığımız, “F -16 Savaş Uçakları” na sahibiz.. Bu uçakların belli sorti sayısından sonra, belli parçalarının değişmesi gerektiğini söylüyor, işin uzmanları.Bu parçaların satın alınacağı tek yer de ABD’nin kendisidir. Bu parçalarınız olmadığı zaman; bu ümmetin kursağından keserek trilyonlar harcadığınız bu uçaklar, bir demir yığınından öteye geçememektedir!Tankınız, topunuz, füzeniz, uçak savarınız hep aynı konumdadır. Sivil teknolojiniz de aynı konuma sahiptir. Yanı tamamen Batı teknolojisine endekslisiniz. Diğer bir ifade ile Batı ile teknolojik bir güce sahip ve kısacası batı ile varsınız!Batı elinizdeki teknolojisine ve onların yedek parçalarına ambargo koyduğu gün; siz büyük oranda teknolojisi olmayan bir ülke konumuna gelmişsiniz demektir.Sonuçta, bağımsız bir ülke olabilmeniz için belli bir oranda ve en azında belli dallarda, “Kendi kendine yeten” bir ülke olmak durumundasınız…Velâkin şunu unutmayın ki, NATO’nun Stratejik hedeflerinden biri de, bunu size yaptırmamaktır!Dolayısı ile Batı, buna müsaade etmiyor ve etmemeye çalışacaktır.Ama ne olursa olsun, bağımsız olacaksanız; ısrar ve inatla bunu gerçekleştirmek durumundasınız!Bunun şuurunda olan ve ısrarla buna yönelen rahmetlik Necmettin Erbakan’dı.Bazı şeylerini eleştirebilirsiniz ama Onun geleceğe yönelik derin ve engin öngörüsünü inkâr etmeniz insafsızlık olacaktır.28 Şubat askeri müdahalesinin tek nedeni, Erbakan’ın “D-8 projesini” engellemekti!O günkü şartlarda, o proje yürürümüydü, yürümez miydi? Ayrı bir konudur.Lakin her şeye rağmen, çıkış yolunun nerede olduğunu, ortaya koymuştu……İslami anlamda bağımsızlığını kazanmış, nadir ülkelerden biri İran’dır.Bu günlerde İran, gayet zengin yer altı kaynaklarından mahsul gelirlerini kullanarak; silahını, uçağını, her türlü makinesini üreterek; büyük oranda “Kendi kendine yeten bir ülke” konumuna gelmiş sayılır.Aslında Batı’nın bütün tahammülsüzlüğü de bunadır. Batı, İran’ın nükleer silah geliştirme çabası içinde olmadığını çok iyi biliyor.Bu tahammülsüzlüğünü ancak “Nükleer silah yapıyorsun!” şeklinde dışa vurmaktadır.Ama “Atı alan Üsküdar’ı geçmiştir”Artık İran’a fazla diş geçiremeyecekleri kanaatindeyim. İran ile dalaşmaları da, kendilerine pahalıya mal olacaktır!İran, bağımsızlığının mücadelesini, İran İslam İnkılâbının yapıldığı 1979 yılından beri vermektedir. O günden beri, ne bedeller ödedi! Ve halen ödeme yolundadır.ABD, İslam inkılâbı ile gelen İslami Devleti hazmedemedi ve hep bitirmek istedi!En son Saddam Hüseyin, İran’a saldırtıldı ve bu savaş 8 yıl sürdü!Batı tarafından İran’a karşı, her gün yeni bir tedbire başvuruluyor!Bedel ödemenin sonu, arkası bir türlü gelmiyor…Ama nihai olarak İran, Allah’ın yasalarını pervasızca uygulayabilen özgür bir ülkedir.“Allah’ın yasalarını özgürce uygulayabilmek” birileri için bir şey ifade etmiyorsa; onun için, tabi ki İslami anlamda özgür olmanın da bir anlamı olmaz! …Bizler ise, Anadolu coğrafyasında yaşayan ve engin tarihi deneyime sahip bir toplumuz!İslam Milletinin bir parçası olarak; her halükarda bizler de bu emperyalist oyunu bozmak durumundayız. İnsanımızı hamasi yalanlarla kandırmaya hiç gerek yoktur; zengin yeraltı kaynaklarına sahip değiliz.Velâkin bizim konum ve durumda olan ülkeler olarak, “D-8 ” ve benzer bir dayanışma sistemi ile en azında kendi ihtiyacımız olan, askeri ve sivil teknolojik yapımızı kurmamız mümkündür. Zaten Batı’nın bize sattığı teknolojik malzemeye, maliyetlerinin onlarca katını ödüyoruz. Bu ödediklerimizle, Batı ayakta duruyor!İslam Ülkeleri olarak, ekonomik bağımsızlığımızı kazanmamız, Batı’ya muhtaç olma durumumuzun sona ermesi; Batı’nın ekonomikmen çöküşü demektir!Ahlaken çökmüş olan Batı, zaten emperyal ekonomisi ile ayakta duruyor! Ekonomimken de çöküşü, Batı’nın artık sonu demektir.Ama biz, Batı Teknolojisine endeksli olduğumuz müddetçe, İstiyor olsak ta onların güdümünden çıkamayız!Millet olarak, Batı senaryolarının figüranları olma niyetinde değilseniz; özellikle iki şeyi başarmak durumundasınız;a-Öncelikle değerlerinize hâkim, şuurlu bir nesil yetiştireceksiniz...Şunu unutmayalım ki, “Değerleri için feda-i can” edecek bir nesle sahip değilseniz, o değerlerinizin oturması ve korunması mümkün olmayan şeydir!b- İkincisi, asgari de kendi kedine yetebilen, yerli bir teknolojiye sahip olacaksınız. Batı’ya endeksli, Batı’nın gücü ile ayakta iseniz; Batı’nın üzerinizde ki hegemonyasını sona erdirebilecek olan bu oyunu, bozabilmeniz mümkün değildir..…Sonuç olarak, ya bu oyunu bozar, bu girdabın döngüsünden çıkarız; ya da sürekli “Gönüllü-tescilli köleliğimiz” devam edecektir. Gelişenler, bizi yanıltmasın!Bu yalancı baharların akabinde yaz gelmez!Bunların akabinde gelecek olan yine kıştır.İnsanınıza sürekli ütopik bir dünya portresi çizmeniz, sürekli yalan kurgular üzerinde kandırmaya çalışmanız, çözüm olamayacaktır. Çözüm, sosyal, siyasal ve ekonomik olarak tam bağımsızlıktır.İnsanımız artık hakikatle, realitelerle baş başa olmalıdır.Rabbim bizlere ve tüm Ümmet’e engin bir şuur ve feraset nasip etsin.