15 Mayıs 2012 - 13:06

İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün (HRW) NATO'nun Libya'da 72 sivili öldürdüğü ve sivil ölümlerini görmezden geldiği yönündeki raporuna NATO "bu tür operasyonlarda sivillerin ölmemesi mümkün değil" yanıtı verdi. HRW'nin raporu ise oldukça sorunlu yanlar barındırıyor.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), dün yayımladığı 76 sayfalık raporunda, NATO'nun Libya'ya düzenlediği hava saldırılarında 72 sivilin öldüğünü bildirdi. Bombalı saldırıların düzenlendiği yerlerde yapılan incelemelere göre hazırlandığı belirtilen ve sivil ölümleriyle ilgili en kapsamlı araştırma olarak nitelenen raporda, Trablus, Zlitan, Sirte gibi yerlerde NATO'nun düzenlediği 8 ayrı hava saldırısında 28'i erkek, 20'si kadın ve 24'ü çocuk olmak üzere 72 sivilin öldüğü kaydedildi.

NATO'yu Libya'daki sivil ölümleri görmezden gelmek ve önemsememekle suçlayan HRW, askeri hedefler yerine sivillerin ölümüne neden olan bölgelere düzenlenen saldırılarla ilgili açıklamada bulunması, saldırılardan kurtulanlara ve kurbanların ailelerine tazminat ödenmesi için NATO'ya çağrıda bulundu. HRW özel danışmanlarından Fred Abrahams yaptığı açıklamada, "BM, Libya'da NATO'ya sadece askeri hedefleri bombalaması izni vermişti. Ancak NATO'nun vurduğu bazı hedeflerde cevap verilmesi gereken ciddi kuşkular mevcut" dedi.

HRW raporunun yayımlanmasının ardından aynı gün NATO'dan hızlı bir açıklama geldi. NATO Sözcüsü Oana Lungescu tarafından yapılan açıklamada, Libya'ya dönük NATO saldırısı için "Libya kampanyası" tabiri kullanılırken, "bu kampanyanın daha önce benzeri görülmemiş bir özen ve hassasiyetle, uluslararası insani hukuk ilkelerinin gerektirdiği standartları aşan bir şekilde yürütüldüğü, NATO'nun sivil ölümleri önlemek için mümkün olan her şeyi yaptığı" iddia edildi.

NATO açıklamasının en vurucu yönünü ise, "NATO sivil ölümlerini önlemek için yapılabilecek her şeyi yapmıştır. Böylesine karmaşık askeri operasyonlarda ne yazık ki sivilleri tamamen korumak mümkün olmuyor" denildi.

NATO tarihinde ilk kez "hassas güdümlü" bombalar kullanmakla övünüldü
NATO'nun sivil ölümler ile ilgili tüm suçlamaları incelediği ve vurulan bütün hedeflerin askeri hedefler olduğuna emin olduğu ileri sürülen açıklamada, askeri "sırlar" da vardı.

Libya saldırısının, NATO tarihinde "hassas güdümlü" bombaların kullanıldığı ilk hava saldırısı olduğu bilgisi verilen açıklamada, güvenilir bir istihbarat sahip olunduğu ve hedeflerin çok dikkatli belirlendiği, yüzlerce bombalama planının da hedef alınan bölgede sivillerin varlığının tespit edilmesi üzerine son anda iptal edilmiş olduğu ifadelerine yer verildi.

"Camileri, hastaneleri bombaladık, ama neden?"

NATO açıklamasında, "hava saldırısında sadece askeri hedeflerin bombalandığı" iddiasının altından ise tuhaf gerekçeler çıktı. Hava saldırılarının son hızla sürdürüldüğü geçtiğimiz yılın yaz aylarında, "Libya'da durumun çok değişken olduğu" vurgulanırken, Kaddafi güçlerinin taktik avantaj sağlamak için askeri tesisler yerine, aralarında camilerin ve hastanelerin olduğu sivil yerleşimleri kullandığı, bunun da pek çok kaynak tarafından doğrulandığı iddia edildi.

NATO açıklaması burada da durmadı ve sivillerin ölümüne ilişkin sorulara yanıt olmak üzere, "bahsettiğiniz siviller sivil değil, Kaddafi'nin askerleriydi" demeye getiren, "rejim güçleri sıklıkla sivil giysiler giyiyorlar ve sivil araçlar kullanıyorlardı" ifadeleri kullanıldı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü'nde bir tuhaflık yok mu?

19 Mart 2011 tarihinde başlayıp 31 Ekim 2011'e kadar süren, NATO'nun açıkladığı resmi rakamlara göre 26 bin 500 sorti, 9 bin 700 saldırı yapılan operasyonda, 5 bin 900 askeri hedefin imha edildiği bildirilmişti.

NATO'nun Libya'ya dönük saldırısının bitiminden aylar sonra sivil ölümler hakkında rapor düzenleyen HRW'nin "çaba"larının, NATO'nun suçlarını ifşa etmekten çok, örgüt danışmanı Fred Abrahams'ın da altını çizdiği üzere, "gelecekteki sivil kayıpların önlenmesi"nin ötesinde NATO saldırılarının durdurulması amacı taşımadığı açık.

Binlerle ifade edilen sivil ölümlerinin 72'ye indirilmesi, NATO'dan sorumluluğu kabul etmesini ve bu suçtan, ölen sivillerin ailelerine verilecek tazminatla sıyrılması önerisini, NATO kadar dünya kamuoyuna da kabul ettirme misyonuyla hareket eden HRW, en çok da, "NATO saldırısı olmasaydı, Kaddafi milyonlarca Libyalı'nın ölmesine neden olacaktı" yönündeki savunmaları meşrulaştırıyor.

NATO'nun Libya'ya karşı işlediği suçlar gözden kaçırılmaya mı çalışılıyor?
Uluslararası hukuka göre, NATO yalnızca sivillerin ölümüne neden olduğu için değil, aynı zamanda sivil halk için hayati önem taşıyan hedeflere saldırılması nedeniyle de savaş suçu işledi. Sivil halkın doğrudan hava saldırılarının hedefi olması gerçeğinin üzerini örttüğü bir başka gerçek ise, Libya halkını toptan öldürmeye neden olabilecek şekilde, hastanelere, gıda depolarına, su kaynaklarını özel hedefler olarak seçmesiydi.

Örneğin, NATO'nun açıklamasında camileri ve hastaneleri neden bombaladığına ilişkin öne sürülen gerekçe, buraların Kaddafi güçlerinin konuşlandığı yerler olduğu iddiası gerçek olsaydı dahi, Libya halkının su kaynakları açısından son derece önemli bir tesisi ağır hasara uğratacak şekilde bombalaması, savaş kanunlarına aykırı olduğu için ifşa edilmesi gereken suçlarından biriydi.

25 Temmuz 2011 günü gerçekleştirilen bir NATO bombardımanı sonucu başkent Trablus'un doğusunda yer alan ve Kaddafi'ye bağlı güçlerin elinde bulunan Zletin kasabasında bir hastane vurulmuş, 3’ü doktor olmak üzere 7 sivilin hayatını kaybetmişti. NATO, bombardımanın Kaddafi güçlerine bağlı tankları, zırhlı araçları, uçaksavarları ve komuta karargahlarını hedef aldığını öne sürmüştü. Kaddafi güçleri, basın mensuplarını bölgeye davet etmiş ve NATO bombardımanında vurulan hastanenin yanı sıra, aynı saldırıda büyük zarar gören bir gıda deposunu göstermişti. CNN muhabiri Ivan Watson'ın hazırladığı bir haberde hastanenin ve gıda deposunun son durumunun görüntüleri yer almış, haberde hastane ve gıda deposunu vuran bombardımanın toplam 11 sivilin ölümüne yol açtığı belirtilmişti. ABD ana akım medyasının önde gelen kuruluşlarından CN'in muhabiri dahi, saldırı görüntüleri karşısında şaşkınlığını gizleyememişti.

Ülkenin su altyapısına yönelik bir NATO saldırısı da 23 Temmuz 2011 tarihinde kayıtlara geçti. NATO güçleri, çöle su sağladığı için Libya'nın en hayati sivil altyapısı olan "Devasa İnsan Yapımı Nehir (Great Man-Made River)" projesi alanının yanındaki boru fabrikalarından birini vurdu. Dünyanın en büyük sulama projesi olduğu söylenen ve Libyalıların "Dünyanın sekizinci harikası" dedikleri Devasa İnsan Yapımı Nehir projesinin Brega'daki boru fabrikasında su kanalının kırılan ya da zarar gören yerlerinin tamir edilmesini sağlayan borular üretiliyordu. Yüzde 95'i çöl olan Libya'da yaşayan insanların su ihtiyacının yüzde 70'i bu proje üzerinden sağlanıyordu.