18 Mayıs 2012 - 12:18

Prof. Dr. Emir el-Halidi 1977 yılında Bağdat Üniversitesi Türkoloji bölümünden mezun olmuş. 1986 da Türkiye’ye gelmiş, 1988 de Ankara Üniversitesinden Türk dili ve edebiyat bölümünden yüksek lisans almış 1998 de ise profesör olmuş. Bağdat Üniversitesi Türk dil ve edebiyat bölümü başkanlığı yapan el-Halidi, 2004 tarihinde Ankara’da yapılan Türk dili kurultayında Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan’ın da katıldığı törende kendisine takdir belgesi verilmiş.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Bağdan Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emir el-Halidi Şafak Haber Ajansı Shafaqna’na muhabirine önemli açıklamalar yaptı. Faydalı olması ümidiyle hizmetinize sunuyoruz.

Shafaqna Muhabiri: Türk dil ve edebiyatını niçin seçtiniz, sizi buna iten bir neden var mıydı?

Prof. El-Halidi: Irak Bağdat üniversitesinde 1972 yılında Türk dili ve edebiyatı bölümü açıldı. O dönemde yeni açılan bölümün geleceğini herkes parlak görüyordu. Daha sonra işin içine girince hayran kaldım. Türk dili ve edebiyatının ne kadar engin bir deniz olduğunu gördüm. Büyük bir mirasa sahip olması bizi de içine çekti ve profesör oluncaya kadar devam ettik.

Tabi Türk edebiyatının Irak’ta kökleri özellikle Osmanlı döneminde derinleşmiş. Çok büyük üstatlar, şairler Bağdat’a giderek orada kalmışlar ve büyük medeniyetin kalıcı olmasını sağlamışlar. Şu anda öğrencilerimin çoğuna Türk dil ve edebiyatının İslam toplumundaki etkileri konusunu tez çalışması olarak veriyorum.

Shafaqna Muhabiri: Yeri gelmişken Türk Edebiyatında Ehlibeyt ve Kerbela’nın yeri hakkında biraz açıklama yapar mısınız?

Prof. El-Halidi: Türk edebiyatında Kerbele olayı eşsizdir. Ankara, İstanbul ve Konya üniversitesinde 200 den fazla mezuniyet tezinin Kerbela hakkında yazıldığını gördüm. Bu durum Irak ve İran’da bile görülmez. Demek ki Kerbela olayı, Türk edebiyatında çok geniş bir yer tutar.

Shafaqna Muhabiri: Anlattığınıza bakılırsa şu an yeteri önem verilmiyor demek ki, hatta bazen kerbela olayını ananlar dahi kınanmaya başlandı.

Prof. El-Halidi: Selçuklular ve Osmanlılar döneminde Türklerin kültürel ve manevi yapılarına da uygun gelen bir Kerbela olayına sahip çıkmaları doğaldır. Kerbela olayı sadece Şii ve ya Alevi toplumunda değil, Ehli Sünnet toplumunda da derin etkiler bırakmıştır bu ise Türk edebiyatına yansımıştır. İmam Hüseyin için Ehli Sünnet âlimleri tarafından yazılan divanlar çoktur. Bu, Türk halkının Kerbela’ya sahip çıktığını ve İmam Hüseyin’i gönülden sevdiğini göstermektedir.

“Her gün Aşura her yer Kerbela” diyerek Türk halkı Kerbela’ya sahip çıkmışlardır. Ayrıca Türk edebiyatı büyük şairler yetiştirmiştir. Ziya Gökalp’ın da dediği gibi, bu topraklarda hangi taşı kaldırsan bir şairin yattığını görürüz. Nesimi, Fuzuli, Ahdi, hatta Mehri Hatun gibi üstatlar yetişmiştir. Bu gibi Kerbela’yı halkın içinde yaşatmasını başaran edebiyatçılar çoktur. Tanzimat döneminde de Muallim Naci, Abdulhak Hamit “Kerbela” hakkında yazmışlardır.

Tabi son dönemde bu çok azaldı. Sadece Türkiye’de değil Arap ülkelerinde de Kerbela vakıası az işlenir oldu. Bunun siyasi yönünün olduğuna inanıyorum. Yoksa Kerbela’da tüm edebiyatçılar için çok büyük ilham alınacak gerçekler vardır.

Ayrıca Osmanlı döneminde yüzlerce Kerbela ve Ehlbeyt hakkında kitaplar yazılmıştır. Bunları birçoğu dosyalarda kalmış ve kimsenin haberi olmamıştır, sadece arşivlerde kalmıştır. Türk halkının bunlardan yeteri haberi yoktur. Bunları bulup topluma kazandırmak gerekir.

Shafaqna Muhabiri: Şimdi de Irak’ın durumuyla ilgili bir iki suru sormak istiyoruz. Halkın düşüncelerini daha iyi okuyabilecek bir yerden baktığınız için son olaylar hakkında bir iki sorum olacak. Türk halkı, Irak halkının son gelişen olaylar konusunda ne düşündüğünü bilmek ister.

Son dönemde Irakla Türkiye arasında ciddi bir soğukluk görüyoruz. Türkiye’nin dış siyasetine Irak halkı nasıl bakıyor? Mehdi Haşimi olayını nasıl okuyor?

Prof. El-Halidi: Irak halkının Türk halkına karşı olan sevgisi eskiye dayanır. Biliyorsunuz Türk halkı 2003 tarihinde Amerika’ya Irak’a girme izni vermeyerek, meclis tezkereyi reddetti. Amerika Türkiye’nin yerine Arap ülkelerinden ve onların yardımıyla Irak’a girdi. Bu Irak için unutulmaz bir duruştu.

4 yıl önce Memet Akif Ersoy Üniversitesindeki bir konferansa katıldığımda, öğrencilerin sorusuna cevap verirken Türkiye’nin dengeli duruşunun önemine vurgu yapmıştım. Ardından Erdoğan’ın İsrail tutumu, Aşura konuşması ve Necef ziyareti ve Irak Meclisindeki tarihi konuşması onu son yüzyılın adamı olabilecek bir düzeye ulaştırdı. Mecliste Irak’a İbni Mülcem ve Yezid’in dönmesini istemediklerini söyledi. Bu duruşuna, Sünni’siyle Şii’siyle herkes büyük saygı duymaya başladı.

Fakat son bir yıl içerisinde gelişen olaylar, hem akademik çevreleri hem halkı şaşırtmış durumda. Gerçekten biz bu olayı tahlil etmekte zorluk çekiyoruz. Haşimi olayı, halkın çoğunluğunu özelikle Şiileri derinden etkiledi. Türkiye’yi birleştirici değil ayrıştırıcı olarak görmeye başladılar. Ama ümidimiz Türkiye’nin yeniden eski tutumuna dönmesidir. Bunu yapabilecek güçte olduğuna da inanıyoruz.

Shafaqna Muhabiri: Irak Halkı Türkiye’nin Suriye Siyasetine nasıl bakıyor?

Porf. El-Halidi: 2003 işgalinden sonra Suriye’den çok miktarda terörist gelmeye başladı. Bu bizim Suriye hükümetine olan güvenimizin sarsılmasına neden oldu. Belki Amerika’ya karşı eylem peşindeydiler ama Irak halkı çok büyük zararlar gördü. Kırılış noktası Irak halkı için Haşimi idi. Yani Türkiye’nin Suriye tutumunu Irak halkı çok da yadırgamazken, birde arkasında Haşimi olayının çıkması ve sahip çıkma şekli mezhepçi bir yaklaşım olarak algılandı.

Ayrıca Esad’tan sonra kimin geleceği de belirsiz. Türkiye örneğin gitsin diyor, ama arkasından kim gelecek? Aşırı tekfirci guruplar, Vahhabi çeteler güçlenmeye başladı. Terör saldırıları arttı. Yani orada bir aşırı gurubun iş başına gelmesinden ve bunun Irak’a sıçramasından tedirginler.

Shafaqna Muhabiri: Su konusunda Irak halkının ciddi itirazları olduğunu gördük, Türkiye’nin Irak ve Suriye’nin sularını kıstığını söylüyorlar.

Prof. El-Halidi: Ben şahsen Türkiye’nin böyle bir şey yapacağına inanmıyorum. Sayın Erdoğan’ın Irak ziyaretinde de bu gündeme geldi. Fakat Erdoğan o yıl yağmurların çok az olduğundan, su sıkıntısı yaşandığını söyledi.

Shafaqna Muhabiri: Suudi Arabistan’a nasıl bakıyorsunuz, niçin İlişkileriniz alt düzeyde?

Prof. El-Halidi: 2003 yılından sonra tutuklanan teröristlerin çoğu Arabistan’dan, sonra Libya, Suriye, Ürdünlü teröristler geliyor. Bir tane İranlı veya Türk terörist tutuklanmış değil. İran ve Türkiye şimdiye kadar Irak’ın bütünlüğü ve güvenliği için büyük katkılar yaptılar. Bunu görmek gerekir.

Oysa biz bütün Arap ülkelerini Saddam’ın belasından kurtarmıştık, biliyorsunuz Saddam 1. Körfez savaşında hem Kuveyt’i işgal etti hem Arabistan’a saldırdı. Onlarca füze attı Arabistan’a. Arabistan hükümeti bizim halkımıza teşekkür etmesi gerekirken, bize terörist gönderdi. Bunun karşılığında da ilişkilerimiz iyi bir düzeyde değil.

Shafaqna Muhabiri: Kürtlerle aranız nasıl, Türkmenler ’in durumu nasıl?

Prof. El-Halidi: Ciddi sorun yaşanılacak gibi duruyor. Özellikle Kerkük konusunda önemli sorunlar var. Saddam Kerkük’ü Araplaştırmaya uğraştı. Kürtleri ve Türkleri oradan uzaklaştırarak Arapları yerleştirdi. Şimdi aynısını Kürtler yapıyor. Kerkük’te Araplar, Türkmenler ve Kürtler beraber yaşıyor. Bence bu yapıyı bozmamaları gerekir. İran Kürtlerini getirip kimlik verdiler ve Kerkük’e yerleştirdiler. Bütün daire ve okulların sorumlularını Kürtlerden atadılar. Bu çok tehlikeli bir hareket. Kerkük’ün geleceği bizi korkutuyor. İleride bir savaş yaşanabilir.

Ayrıca hem kendilerine ait bir hükümetleri var, hem Irak devletinin birçok bakanlığı onlarda, merkezi hükümette 7 bakanları var. Yani nerdeyse Irak’ı Kürtler yönetiyor. Cumhurbaşkanı Kürt, dışişleri bakanı Kürt ve diğer bakanlar. Bütün bunlarla birlikte merkezi hükümetle olan kavgalarına bir anlam veremiyoruz. İnşallah bütün gurupların, eşit bir şekilde ve kanunun izin verdiği ölçüde Irak’ın gelirinden ve imkânlarından faydalanmasını temenni ediyoruz. Kavganın kimseye faydası olmaz.

Safakna Muhabiri: Hocam teşekkür ederiz.