Eski Japon tiyatrosunda oyuncular dışında set görevlileri de (oyun dışı oldukları halde) sahnededirler. Batılı gözlemci, bunların oyuna katkıları olmadığını görünce yanındaki Japon’a sorar, bunlar kim, sahnede ne yapıyorlar, niçin oradalar, Japon: biz onları görmeyiz, der.
Yani bir takım adamlar sahnede oyunun alt yapısını hazırlamaktalar ama seyirci oyun gereği onları görmez.
Bakıp da görmemek çoğu zaman sosyal bir gelenektir, mesela mahrem yerleri görmemek ilkel toplumlarda da ‘edeptendi’. Uygar batılıların vahşi ilkellerin utanma duygusu yoktur tezi yalandır, ilkeller de senin benim her insan gibi mahrem yerlerine bakılmasından büyük rahatsızlık duyardı, görüldüğünde hatta intihar edenler olurdu. Çünkü ilkeller dünyasında gözlerin önünde hayali duvarlar vardı, hayali bir perde, kimse kimsenin mahrem yerine odaklanamazdı.
…
Uzatmayalım, İslamcı iktidar ve İslamcı yandaş medyamız çok çok terbiyeli bir kültür aldıkları için olmalı (şimdilik) onbinlerce müslümanın ölümünü görmüyor.
Üstelik sahnede Suudlar’ın finanse ettiği CIA’yla ilişkili el-kaide teröristlerini de görmüyorlar, özgür Suriye ordusu dedikleri kendi silahlandırdıkları katillerin masum insanları katleden insanlık dışı katliamlarını da hiç görmüyorlar.
ABD, Suud, Katar, Türkiye, Avrupalı dostları ortak bir ‘aile terbiyesi’ olmalı, Suriye çölünde katledilen yüzbinleri görmüyorlar.
… Kaç zamandır Amerikan basını Tayyip Erdoğan ile Obama arasındaki gizli telefon konuşmalarını açıkça yazıyor, öyle ki başka bir gazete, bir ülke Başbakanının Obama’yla yaptığı her konuşmayı medyaya sızdırmanın ayıp olduğunu ikaz etmeye bile başladı.
Yetmedi, Beyaz Saray sonunda Obama Tayyip Bey’le görüşürken elinde beyzbol sopasıyla görüntüsünü medyaya sızdırdı.
Basınımız da bugünlerde bu beyzbol sopasının anlamını çıkartmaya çalışıyor. Pek zahmet etmesinler, birçok kültürde bizde de olduğu gibi yetişkinler osurduğunda hemen yakınlarındaki çocuklardan birinin üstüne suçu atıp azarlarlardı, ki beyzbol sopası görüntüsünden hemen sonra Beyaz Saray’dan resmi açıklama geldi, bizim sınırdaki tank top gösterilerini işaret edip fazla ileri gitmeyin, uyarısında bulundular.
Şu çok açık ki Suriye savaşı nereye evrilir henüz bilinmez iken Amerika resmi olarak bu büyük insanlık suçunu kimin üstüne yıkacağının sinyallerini şimdiden açıkça işaret etmeye başladı.
….
Şu Ortadoğu coğrafyasına bakın, biz Türkiye’de tutuklanıp içeri tıkılanlar ve çalıştığımız her yer basılıp sansürlenip dışlanan bizler hariç, herkesin silahı var. Cemaatin PKK’nın Amerika’nın, herkes silahlı.
… Halep içinde milyonlarca insan Esad’ı da çok tutmuyor ama teröristleri hiç tutmuyor, hepsi silahsız, kaçacak delikleri yok, ortada kalmışlar, bu nasıl bir insanlık yangınıdır, çaresiz elleri kolları bağlanmış milyonlarca insan susuz elektriksiz odalarına kapanmış ölümü bekliyor. Bu insanları çaresiz bırakan silahlı bir gruba dahil olmamaları. Aklıma ‘biz’ geldi, biz. Bu topraklarda yaşayan bizler. Ortada gittikçe genişleyen bir savaş ve silahı olmayan milyonlarca muhalif bizler, bizi kim koruyacak.
… Bir düşünün, dünya güzeli dünyanın en huzurlu şehri Hataylı vatandaşlarımızı dahi taciz eden özgür Suriye teröristleri, ekranlarımızda dahi bizden çok söz hakkına sahip.
Ama en çok ağrıma Obama’nın Tayyip Erdoğan’la konuşurken elinde tuttuğu beyzbol sopası gidiyor. Kandırmışlar zavallı Başbakanımızı sürmüşler savaşa şimdi de güya aba altından sopa gösteriyorlar.
Ankara ABD elçisi okuyordur bu satırlarımı. Türkiye’yi üç-dört milyonluk bir Orta Amerika ülkesi sandılar. Onbeş ajan on-onbeş gazeteci ve cemaatin savcılarını kandırıp bir gizli tasfiyeyle Türkiye’yi ele geçirdiklerini sanıyorlar.
Ve Irak ve Afganistan’a dahi gücü yetmeyen Amerika Türkiye siyasetiyle dalgasını geçiyor, sömürgelerini döver gibi sömürgelerini savaşa sürer gibi sömürgeleriyle oynar gibi.
ABD elçisi bir daha baksın Türkiye’deki muhaliflerin sayısına, ne orta Amerika’ya benzer ne Afganistan’a, özellikle büyük şehirlerde kaç milyon insanı karşılarına aldıklarını bir daha düşünsünler.
Spekulum bir jinekolog aletidir, çelik halka da denir rahmi genişletmek için kullanılır. Ülkenin uyluklarını açıp uyduruk belgelerle spekulum’u Amerikan servislerinin eline verenler, bugün bu korkunç onursuz pozisyondan zerre utanmıyorlar. Ve belki başbakanı beyzbol sopasıyla adam ederler ama o beyzbol sopası bize işlemez, biz topraklarımızın onurunu Suud parasıyla kurtarmadık.
Ve öğrensinler, Türkiye, başbakan Tayyip Erdoğan değildir, bir daha baksınlar milyonlarca muhalifin gözlerine, o beyzbol sopasını gördüğünde bu halkın ne düşündüğünü vakit çok geçmeden anlamaya çalışsınlar.
Asıl gerçek spekulum işte bu muhalefetin dehşetle açılmış gözlerinde yüreğinde. Bizim inancımız ve sabrımız hukuk’tur, yoksa Afganistan’da dahi yapamadıklarınızı bu topraklarda yapmanıza asla müsaade etmeyeceğiz, tarih dönüyor, o beyzbol sopasının mahrem maceralarını hep birlikte göreceğiz…
Sayın elçi, bu muhalif halk, iftar çadırında yemek ikramında bulunduğunuz dostunuz sömürge halk hiç değildir.
Nihat Genç