9 Ağustos 2012 - 07:45

Ülkemiz yöneticilerinin tutumunu anlamak zor. Abede'ye bağımlılanmış, siyasal geleceklerini onların ellerinde görenler asla özgür düşünemezler. Kendi başlarına karar veremezler. Kimi zaman verseler bile o kararların altında kalıyorlar.

Türkiye, on yılı aşkın bir süredir Milli Görüş geleneğinden gelmiş, o terbiyeden geçmiş kimseler tarafından yönetiliyor. Geçmiş dönemde kendi iradesiyle hareket eden, ülkesinin geleceğini önceleyen, kendi iradesiyle hareket edene bir Milli Görüş'ten, "Reel politika" denen dünyanın egemenlerinin dümen suyuna girenler, zaman zaman kimi refleksleriyle geçmişlerine dönen çok geçmeden çark edenler tarafından yönetiliyoruz. Komşularımızla ilişkilerimizde sıfır sorun diye tanımlanan çabalar çok çabuk bel verdi. Egemenlerin başlattığı "Arap-Amerikan Baharı" süreci her şeyi ters yüz etti. Bir anda komşu ülkelerle tam bir hasım hâline gelindi. Önceleri direnen sonra egemenlerin bir adım önüne geçen bir Türkiye.

Müslümanları karşı karşıya getiren tarih boyunca var olan, önemli bir sorun oluşturmayan farklılıklar tezgâha sürüldü. Sıfır sorunda Nusayrilik diye bir durum söz konusu bile değildi. Şia asla tartışma konusu olmuyordu. Egemenlerin bir adım önünde görünmek için havuza atlanırken birden bir bataklığın içine düşüverildi.

PKK kuruluşundan beri Abede destekli ve korumalı. Arap ülkelerindeki kralların varlığı da böyle. Abede veya ırkçı emperyalizm Türkiye ve bölge ülkelerini kendi çıkarlarına göre yönlendiriyor. Hiç kimse, "biz özgür bir ülkeyiz kendi irademizle yönetiyoruz" diyemez. İzmir'e NATO, Malatya Kürecik'e Radar üssünü ve hatta onlarca üssünü konuşlandıranlar, istediklerini yaptırtanlar dururken nasıl özgür iradeden söz edebilirler? Öyle bir tuhaflık var ki Kürecik üssüne karşı gösteri yapanlar ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalıyorlar. Tutuklanıyor ve cezalandırılıyorlar. Bu ülkenin bağımsızlığını savunmak bile yasak ve tehlikeli.

Beşar Esat yönetimini indirmek için içine girilen bataklıkta sorun içinde sorunla karşı karşıya kalındı. Bir taraftan Esat yönetiminin gitmesi için her türlü varyasyona giren Türkiye, Emperyalist egemenlerle toplantı üzerine toplantı düzenliyor, çırpınıyor, dünya kamuoyu oluşturuyor. İlerleyen zaman içinde Kürtlerin bağımsızlık düşünceleri, Nusayri ve Sunni Arap bölünmesi karşında telâşa kapılıyor. Bir sorun yokmuş duygusunu vermek gerçekçi midir? Değilse neden hemen Barzani'ye koşuluyor. Kavimler bu yüzyılda bağımsızlık istiyorlarsa siz bunu nasıl suçlayabilirsiniz? Türk kavim merkezli durup Kürt karşıtlığı yaparak bu sorun çözülür mü sanılıyor?

Beşar Esat, kendisine karşı yapılanlara karşı sessiz mi duracak? PKK'ya silâhlı destek sağlamasında yadırganacak ne var? Peki, bu durumda Türkiye'nin yaptığı nedir? Beşar Esat, Batılılar miadını doldurduğu için gitmesini istiyorlar. Onun yerine bir yenisini getirmeyi amaçlıyorlar. Suriye'yi daha küçük parçalara bölerek Siyonist İsrail'in hedeflerine bir adım daha yaklaşmak olmuyor mu?

Uzun zamandır Mısır sınırında derin bir sessizlik vardı. Arap-Amerikan Baharı sonrasında Mısır sınırında öldürülen Mısırlılar neyin habercisi. Öte yandan aylardır İsrail'in önde gelen yetkilileri İran'ı vurma çanlarını çalıyor. İran da doğal olarak, mezhep kaygısı ötesinde bu gelişmelere karşı Beşar Esat'ın yanında yer alıyor. Çünkü İran biliyor ki bundan sonra sıra kendisine, bununla yetinilmeyecek Türkiye'ye de sıra gelecek. Yıllar önce Irak işgali sırasında sırayla, Pakistan, Afganistan, Mısır, İran ve Türkiye hedefi üzerinde duruluyordu. Bunların birçoğu halledildi.

İranlı yetkililer sıra Türkiye'ye gelecek deyince birden Türk yetkililer parladılar, İran'a nota bile verdiler.

Paldır küldür siyasa ile bir gelecek kurulmaz. Bataklığa düşüldükçe bundan kurtulunmaz.

Bölgemiz sorunlarını Batılıların belirlediği ile değil kendi irademizle çözersek anlamlı olur. Bu Ramazan ayında Suriyeli Müslümanların birbirine kırdırılması Batılılarca öngörülen ve tekerrür eden olaylardandır. Türkiye bir an önce bu bataklıktan sıyrılmalı, ama nasıl? Bu bataklığa düşenler bunun üzerinde kafa yormalı, bir başka çözümü yok bunun.

Ali Haydar Haksal