Her tür işgale karşı direnişin en ön safında yer alan bir mezhebin bütününü içine aldığını iddia eden parti, ifade ettiği tutumları bölgenin, anayurdun, ümmetin düşmanlarınınkilerle kesişse bile bunun mahcubiyetini taşımıyordu.
Sahip olduğu amaçlar ve hedefler bakımından El Müstakbel (Gelecek) hareketi, Direniş tanımlamasını daha fazla taşıyamazdı, bu nedenle “ateşli farkındalığa” katkı yapan yeni bir sıfat buldu…
“Önce Lübnan” sloganını bayrak edinen El Müstakbel Hareketi, ülkenin düşmanına karşı yürütülecek büyük çatışmalar için saklananlar da dâhil olmak üzere silah kullanmayı reddettiğini açıkça ifade ediyor. Silahların ülke içinde kullanılmasından endişe duyduğunu ifade etmekten hiçbir zaman çekinmiyor, ama özel olarak hangi silahları kastediyor? Peki ya sürdürdüğü silahlanma süreçleri ve eğitim kampları hakkında ne demeli?
Hizbullah, gizemli bir füze cephaneliğine sahip, fakat “İsrail”e karşı yürüttüğü ve büyük kayıplar sağladığı çatışmalar, bu gizin bir kısmını ortaya çıkardı. Yabancı tahminlere göre Direniş, işgal altındaki Filistin’in her köşesine ulaşabilecek yeterli sayıda uzun menzilli füzeye sahip, bu da düşman devletin tümünü tehdit ediyor. El Müstakbel Hareketi her fırsatta 7 Mayıs 2008 olaylarını hatırlatıyor ve bu silahların ülke içinde kullanılmaması gerektiğini söylüyor. Gelecekçiler hafif ve orta silahlardan bahsetmiyor, ancak sürekli olarak Hizbullah’ın bütün füze cephaneliğinden ve ülke içi çatışmalarda kullanılması imkânsız olan “Facir, Raad ve Zilzal” roketlerinden söz ediyor.
Direniş’i hedef almasının ve öfkeli doktrinsel söylemleri sertleştirmesinin dışında El Müstakbel hareketi kendisini, ulusal kaynaşmayı arttırmaya, yurtseverlik bilincini geliştirmeye, hukuk devletini ve kurumları inşa etmeye ve gençliği siyasal yaşama dâhil etmeye çalışan bir hareket olarak tanımlıyor; peki ama “Gelecek”, bu amaçları gerçekte nasıl eyleme dönüştürdü?
Canbolat El Müstakbel Savaşçılarının varlığını doğruladı, Caca onlar için cephane temin etti
7 Mayıs 2008’de Hizbullah Beyrut’u işgal etmedi ve şehri basmadı da. Hizbullah, hem doktrin hem de siyaset düzeyinde iç içe geçmişliğin yaşandığı başkentte silahları sivillere de doğrultmadı. Hizbullah’ın Genel Sekreter Yardımcısı Şeyh Naim Kasım 7 Mayıs olaylarının, Direniş’a ait telekomünikasyon şebekesinin hedef alındığı 5 Mayıs olaylarına verilen bir yanıttan başka bir şey olmadığını söyledi. Şeyh Kasım şunları da ekledi: “El Müstakbel hareketi Batı Beyrut’taki apartman ve binalara 3000 silahlı üyesini yerleştirdi ve bu kişiler Genel İşçi Sendikası’nın yürüyüşünü tehdit edip El Mazra caddesinde yürümelerini yasakladıktan, aksi halde RPG roketleriyle vuracaklarını söyledikten sonra ateş açmaya başladı. Güvenlik kuvvetleri bizi ve sendikayı bilgilendirdi, arkasından da yürüyüş iptal edildi. Daha sonra bazı mahallelerden ateş açılmasının şaşkınlığını yaşadık, bir tutum almamız gerekiyordu, fakat düzensizliği yaymama konusunda kararlıydık. Birkaç saat sonra çatışmalar sona erdi, bu süre içinde biz kendimizi savunduk ve kimseye saldırmadık.”
Şeyh Kasım’ın sözleri aynı gün bazı yerel kanalların gösterdiği, Lübnan ordusunun El Müstakbel Hareketi bürolarında gerilla savaşlarında kullanılmak üzere saklanan silahlara el koyması görüntüleriyle kanıtlanmıştı. Bazı bilgilere göre o gün Saad Hariri güvenlik şirketi adı altında Akkar’dan, görünüşte siyasi figürleri korumak amacıyla binlerce savaşçıyı işe almış, fakat onları eğitmiş ve gelmekte olan bir çatışmaya hazırlamıştı!
Sürekliliği kesin olmayan müttefik, İlerici Sosyalist Parti lideri Velid Canbolat sözü edilen bilgiyi doğruladı ve Dürzi şeyhlerinin katıldığı özel bir toplantıda müttefiki Saad Hariri’nin “Akkar’dan 1000 kişi getirdiğini ve bu kişilerin 15 dakika durmadığını” söyledi.
İlave olarak Wikileaks, Lübnan Kuvvetleri lideri Samir Caca’nın ABD Maslahatgüzarı Michelle Sisson’a, İç Güvenlik Güçleri Genel Müdürü Gelecek’çi Tümgeneral Eşref Rifi ile birlikte kendisinin de, Hizbullah’la çatışmak üzere Müstakbel milisleri ve Canbolat’ın savaşçıları için “başka ülkelerden cephane satın aldığını” söylediğini açığa çıkardı.
Bir diğer eski El Müstakbel (Gelecek) Partisi kadrosu, Arap Hareketi Partisi’ni yönetmek üzere ayrılıncaya kadar Müstakbel’e çok sıkı şekilde bağlı kalan, ayrıldıktan sonra da eski partisiyle, özellikle Tarik el Cedide bölgesinde yakın komşu kalmaya devam eden Şakir el Bercavi.
Berkayel ve Uyûn el Semek’teki Eğitim Kampları
El Manar web sitesinin kendisiyle yaptığı özel bir röportajda Bercavi, 21 Mayıs 2012 günü erken saatlerde Tarik el Cedide bölgesinde yaşanan son çatışmalarda binlerce savaşçı gördüğünü ve bu savaşçıların, güvenlik sistemlerinin Müstakbel Partisi’yle bağlantılı olduklarını ortaya koyduğu operasyon komuta merkezi tarafından yönetildiğini söyledi. Bercavi ayrıca savaşçıların Akkar’ın kuzeyindeki Berkayel köyünde, kampın geç şekilde kapatıldığı tarihe kadar Müstakbel Partisi’nin askeri yetkilisi Amid Hammud tarafından eğitildiğinden bahsetti.
Bercavi’nin verdiği bilgiler, El Manar web sitesinin Kuzey’deki kaynaklardan edindiği, eğitim operasyonlarının Berkayel’den Uyûn el Semek’e taşındığı ve Hammud’un eğitimleri burada şahsen denetlediği şeklindeki başka ifadelerle örtüşüyor. Şunu da belirtmek gerekiyor ki, Müstakbel Uyûn el Semek’i bir sayfiyeden askeri bölgeye dönüştürdü ve giriş yasağı getirdi; ayrıca kendi kontrolü altına aldığı hastanelerde yaralı sözde “Özgür Suriye Ordusu” militanları tedavi ediliyor ve sorumluluğun Müstakbel destekçisi Lübnan Enformasyon Şubesi’ne ait olduğu bu hastanelere de giriş yasağı getirildi. Bunların arasında Ebu Samra bölgesindeki Dar ez-Zehra ve Dar eş-Şifa hastaneleri de bulunuyor.
“Eski Gelecekçi”nin anlattıklarına geri dönecek olursak, Bercavi, El Manar web sitesine Müstakbel üyelerinin eğitim operasyonlarının 7 Mayıs olaylarından iki yıl önce başladığı bilgisini verdi. Ayrıca bu operasyonların bir kısmının Lübnan dışında, Ürdün, Fransa ve İngiltere’de gerçekleştirildiğini ortaya koydu… Bunların dışında Saad Hariri’nin güvenlik takımından 600 üyenin bu operasyonlara katıldığını ve Beyrut’ta bir Fransız eğitmen tarafından kontrol edildiklerini belirtti.
Dışarıda eğitim alanlar, Beyt el Vasat (merkez ev), Kraytem ve Meydan’ın korunmasından sorumlular. Arap Hareket Partisi'nin lideri, Beyt el Vasat’ta cephane dolu üç konteyner olduğunu, bunlardan bazılarının kendisinin Tarik el Cedide bölgesindeki ofisine karşı saldırıda kullanıldığını ekledi.
Kaynaklar, Müstakbel’in sahip olduğu hafif, orta ve ağır silahlar arasında RPG’ler, BKC’ler, “14.5 makinalı tüfekler” ve “82 mm havan topları”, dahası Siyonist malı Anerga mermileri ve gece görüş dürbünlü sniper’lar olduğunu belirtiyorlar.
Kısa süre önce Cebel Muhsin (Muhsin Dağı) ve Tabbene mahalleleri arasında yaşanan çatışmalarda Müstakbel militanları altı saat içinde Cebel’e 300 civarında “82 mm havan topu” fırlattı ve bu, partinin elindeki stok miktarları hakkında merak uyandırdı.
Bercavi, Müstakbel’in silah edinme yoluyla ilgili olarak da, öncelikli kaynağın karaborsa olduğunu, ikinci kaynağın ise Kuzey’deki güvenlik kaosu sonrasında silah kaçakçılığı operasyonlarına açık hale gelen deniz olduğunu söyledi.
Amid Hammud… Müstakbel’in Askeri Yetkilisi
El Manar websitesinin elindeki bilgiler, Müstakbel Partisi’nin Lübnan Ordusu tarafından el konulan silah yüklü “Lütfallah 2” gemisinin doğrudan sorumluluğunu taşıdığını gösteriyor. Daha fazla ayrıntıya girildiğinde, Amid Hammud’un Samir el Mısri ile birlikte Katar’ı ziyaret ettiği, ikisinin burada destek ve para temin ettikten sonra Libya’ya gidip burada pazarlık yaptıkları ve silahları satın aldıkları görülüyor.
Amid Hammud kimdir?
Hammud, Lübnan ordusundan emekli bir eski albay. El Müstakbel’in Kuzey’deki silahlı çetelerinin sorumlusu. Bercavi’nin anlattığına göre Hammud, Vissam el Hasan ve Abdül Arab ile bağlantılı ve Beyrut’taki silahlı çeteleri denetleyen ve Ahmed Hariri’den talimatlar alan Mahmud el Cemal’in dengi. Kuzey’deki kaynaklar ise, Hammud’un yalnızca Kuzey’in değil, bir bütün olarak El Müstakbel Partisi’nin en üst düzey askeri yetkilisi olduğuna ve Kuzey’deki Gelecek’çi milletvekilleri ve parti kadrolarıyla teması olmasa da, Parti liderleri Saad ve Nadir Hariri ile doğrudan temas halinde olduğuna işaret ediyor.
Her iki kaynak da, Hammud’un yaptıklarının Halid Daher’in mezhepçi kışkırtmalarını on kat aştığı konusunda ortaklaşıyor.
Kuzey kaynakları, ilişkide olduğu kişilerin Selefi hareketinden olduğunu ve Müstakbel Partisi’ne yakın olduklarını gösteriyor. Bu kişilerin arasında Rabih Daher (Halid Daher’in kardeşi), Muhammed Halef ve iki Gelecekçi lider olan Mazen Muhammed ve Amer Ureyc de var. Hammud ve bağlantılı olduğu kişilerin fikirsel gerilimleri büyük ölçüde arttırdığını belirtmekte fayda var. Hammud ayrıca direnişi destekleyen aileleri kendi grubuna çekmek için giderek daha fazla ziyaret etmeye başladı.
Müstakbel adına, Kuzey’de bir İslam emirliği kurma, hatta “Beyrut’un Güney banliyösünün (Dahiye) muadili bir Kuzey banliyösü” oluşturma yollarını aradığı şeklinde beyan veren Hammud, utanmaktan nasibini almamış.
Bazı kuzeyliler web sitemize, Müstakbel’in siyasi muhaliflerinin, amacı onları kuzey bölgesinden atmak ve bütün bölgenin kontrolünü ele geçirmek olan pek çok tehlikeye maruz kaldıklarını aktarıyorlar. Bunlardan biri olan Şeyh Hişa Menkara kendisiyle bölgedeki silahlı üyeler arasındaki son çatışmanın arkasından sorumlusu olduğu camiyi terk etmek zorunda kaldı; bundan sonra caminin sorumluluğunun devredildiği Fetva Konseyi, camiden bazı bireylerin lehine olacak şekilde elini çekti. Bu bireylerin kullandığı dini söylem, El Müstakbel’in ifade edilen amaçlarına hizmet eden türde.
Israa Al-Fass
El-Menar
medyaşafak