Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Suriye’de 19 ayda 31 bin kişinin hayatına mal olan, 300 bin kişinin mülteci durumuna düşmesine, iki buçuk milyonu aşkın kişinin ise evini terk etmesine yol açan ayaklanma Türkiye’yi de her geçen gün daha fazla içine çekiyor. Türkiye’nin Suriye’den atılan havan toplarına misilleme yapması yabancı basında geniş yankı buluyor. Bazı analizlerde Türkiye’nin, Batılı müttefikleri tarafından çok yalnız bırakıldığı vurgulanırken, kimi yorumcular da Ankara’nın politikasının en baştan yanlış kurgulandığını savunuyor.
Ortadoğu uzmanı, araştırmacı yazar Michael Lüders de bu ikinci kategoriye girenlerden. Lüders, 12 yıl boyunca Almanya’nın en yüksek tirajlı gazetelerinden Die Zeit ’ın Ortadoğu temsilciliğini yaptı. Halen Marburg Philipps Üniversitesi’nin Yakın ve Ortadoğu Araştırmaları Merkezi’nde öğretim üyesi olarak görev yapan Lüders başta Almanya Dışişleri Bakanlığı olmak üzere çeşitli kurumlar için de danışmanlık hizmeti veriyor. 1983-1984 yıllarında iki dönem boyunca Şam Üniversitesi’nde Arap edebiyatı okuyan Lüders, Suriye’deki Baas rejimini de yakından tanıyor. Lüders’e son gelişmelerden yola çıkarak Türkiye’nin izlediği politika hakkında düşüncelerini sorduk.
Son gelişmelerle başlayalım. Türkiye’nin politikasını ve şu anki konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye son derece zor bir konumda. Hükümet bir yandan Suriye’den yapılan saldırılara karşı gücünü göstermek istiyor. Ancak diğer yandan Suriye’deki iç savaşa müdahil olmamaya çok dikkat etmeleri lazım. Çünkü bu Türkiye’nin çıkarlarına büyük zarar verir. Ayrıca Türkiye kamuoyunda, Suriye’deki çatışmaya doğrudan bir askerî müdahale yapılmasına, çoğunluk değilse bile, çok büyük bir muhalefet mevcut.
Türkiye tampon bölge kurulmasını istiyor. Bu çözüm gerçekçi mi?
Tampon bölge Türkiye’nin ya da Suriye’nin sorunlarını çözmez. Öncellikle tampon bölge, yalnızca Türkiye ve NATO tarafından, belirli şartlarda Suriye hükümetinin askerî yollarla devrilebileceğine dair açık bir mesaj verilirse oluşturulabilir. Ancak kimse şu anda Suriye’deki iç savaşa müdahil olmak istemiyor, en azından ABD’de 6 kasımda yapılacak başkanlık seçimlerine kadar. Türkiye için ise Suriye’de tek taraflı bir hamle yapmayı düşünmek çok sağduyulu olmaz. Aslında NATO, Türkiye’nin Suriye’deki çatışmaya müdahil olmasından çok mutlu olur. Ama böyle bir durumda Türkiye kendini bir anda basit çözümleri olmayan bir iç savaşın ortasında yalnız bulur.
Bir söyleşinizde, Suriye’deki çatışmayı Türkiye’ye taşımak isteyen grupların olduğundan söz etmiştiniz...
Esed rejiminin, Türkiye’nin sürece müdahil olmasını istemediğini düşünüyorum. Bu Suriye’nin Türkiye ya da NATO’ya karşı savaşması anlamına gelir. Suriye rejimi kendi halkına karşı savaşmak için yeterince güçlü, oysa Türkiye ya da NATO’yla savaşabilecek gücü yok. Ancak Suriyeli muhalifler arasında, Türkiye’yi iç savaşa çekmenin onlar için daha avantajlı olduğunu anlayan kişiler de var. Bir başka deyişle, bir muhalif liderin, Türkiye’de örneğin büyük bir şehre füze fırlatarak insanların ölümüne sebep olması halinde Türkiye için bu kez uygun bir tepki vermek çok daha zor hale gelecek. Türkiye’nin Suriyeli muhalifler tarafından da provokasyona uğramamaya ve iç savaş denkleminin bir parçası olmamaya çok dikkat etmesi gerekiyor.